Gazeteci İdris Sayılğan haberlerinden dolayı 643 gündür tutuklu

Gazeteci İdris Sayılğan, haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmelerinin tapeleri delil gösterilerek 643 gündür cezaevinde tutuluyor.

Kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri İdris Sayılğan, hukuka aykırı delillerle 643 gündür cezaevinde tutuluyor. “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapsi istenen Sayılğan hakkındaki tek delil, haber kaynakları ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinin tapeleri. MLSA Yönetim Kurulu Üyesi ve Sayılğan’ın avukatlarından Barış Oflas, davanın hukuki olmadığını belirterek, müvekkilinin yaptığı hak ihlali haberlerden dolayı tutuklu olduğuna dikkat çekti. Avukat Veysel Ok, Sayılğan’ın hukuki sürecindeki ayrımcılık için Ağustos ayında AİHM’ne başvuracaklarını belirtti. Ağabey  Ebubekir Sayılğan, tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını talep etti.

Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olan İdris Sayılğan, 2014’te Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) çalışmaya başladı. Tutuklandığı tarihe kadar DİHA’da çalışan Sayılğan, Bölgede yaptığı haberler sebebiyle hedef haline geldi. Sayılğan, 17 Ekim 2016’da sabah saatlerinde Muş’taki evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı. 7 günlük gözaltından sonra savcılık sorgusu için Muş Adliyesi’ne getirilen Sayılğan, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Sayılğan, çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliğince 24 Ekim 2016’da “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanarak Muş Cezaevi’ne gönderildi. Sayılğan, Muş Cezaevi’nde 2 hafta kaldıktan sonra hiçbir gerekçe gösterilmeksizin Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Sayılğan’ın iddianamesi tutukluluğunun 9. ayında tamamlandı. İddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Mustafa Demirbaş, Sayılğan’ın “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Savcı Demirbaş, “örgüt üyeliği” iddiasını Sayılğan’ın haber kaynaklarıyla yaptığı 65 adet telefon görüşmesine dayandırdı. Dosya kapsamında Sayılğan ile birlikte aynı iddia ile yargılanan diğer 5 kişi tutuklandıktan 13 ay sonra 8 Kasım 2017’de hakim karşısına çıktı. Sayılğan, Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etmekte olan davanın 22 Mayıs tarihli son duruşmasına SEGBİS yöntemiyle dahi çıkarılmadı. Sayılğan ve birlikte yargılandığı 5 kişi, 5 Ekim’de görülecek bir sonraki duruşmaya kadar tahliye edilmemeleri hâlinde tutukluluk süreleri 24 ayı bulmuş olacak.

HABERLERİ DE SUÇ UNSURU SAYILDI

Hakkında hazırlanan iddianamede Sayılğan, örgüt eylemlerini meşru göstermek iddiasıyla suçlanırken, Sayılğan tutuklamadan önce savcılıktaki ifadesinde bu suçlamayla ilgili, “Haber seçmek gibi bir şansım yoktur. Her türlü haber yaparım” diye konuştu. Sayılğan hakkındaki suçlamaya temel alınan unsurlar arasında sosyal medya paylaşımları ve haber kaynakları ile yaptığı telefon görüşmeleri de bulunuyor. Muş Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararla 19 Nisan 2016-19 Ekim 2016 tarihleri arasında telefonu dinlenen Sayılğan’ın iddianamede yer alan 65 adet görüşmesinin tamamı haber kaynaklarıyla yaptığı görüşmelere dayanıyor. İddianameye göre, aynı dosya kapsamında yargılandığı diğer 5 kişiyle Sayılğan arasında da herhangi bir bağ bulunmuyor. Sanıkların tek ortak noktası Kürt hareketine yakın siyasi, medya ve idari kurumlarda çalışıyor olmaları. Sayılğan, 16 Temmuz’da Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’ne (MLSA) gönderdiği mektupta, yargılandığı davayı siyasi bir dava olarak değerlendirmişti.

‘12 YAŞINDAKİ KARDEŞİMİN KAFASINA SİLAH DAYADILAR’

Gazeteci Sayılğan, Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

Sayılğan’ın KHK ile ihraç edilen ağabeyi Ebubekir Sayılğan gazetemize konuştu. Ağabey Sayılğan, 17 Ekim 2016’da sabaha karşı saat 4 sıralarında Muş’taki evlerine baskın yapan özel harekat polislerinin oturdukları apartmandaki 3 dairenin kapısını kırdığını anlattı: “Polis eve girdiğinde bir yandan ‘yere yat’ diye bağırıyor bir taraftan da İdris’i darp ediyordu. 4-5 kişi üzerine çullanmıştı. Silahla İdris’in kafasını yardılar. 12 yaşındaki küçük kardeşimin kafasına bile silah dayadılar. O an Dilek Doğan olayının bir benzeri gerçekleşecek diye düşündüm. Bu yüzden olabildiğince sakin davranmaya çalıştık. Tüm bunlar olurken hala kamera açmamışlardı. Daha sonra hepimiz yere yattık ve gelip ayaklarıyla kafamıza bastılar. İdris’i yere yatırıp ters kelepçe yaptılar. Bu sırada yarıldığı için kafası kanıyordu. Daha sonra maskeli polisler çıktı ve sivil polisler geldi. Kamerayı sivil polisler içeri girdiğinde yani tam yarım saat sonra açtılar. Ben de ‘Ne yapıyorsunuz yarım saattir neden kameranız kapalı’ dedim. Onun üzerine polislerden biri kamerayı kapatıp boğazıma sarıldı, ‘Adamakıllı davranacaksın yoksa ne yapacağımızı biliriz’ diye tehdit etti. Ben hayatım boyunca o polisin yüzünü unutmam. Sonra kamerayı yeniden açıp evi aradılar. Türkçe – Kürtçe sözlük vardı onu aldılar. İdris’in bilgisayarına, kamerasına, telefonuna el koydular.”

TUTUKLU GAZETECİLER SERBEST BIRAKILSIN

Ağabey Sayılğan, 7 günlük gözaltı sürecinde kardeşinin yalnızca son gün avukatı ile görüştürüldüğünü söyledi. Kardeşinin tutuklandıktan sonra 2 hafta Muş Cezaevi’nde kaldığını ancak daha sonra hiçbir gerekçe gösterilmeden Trabzon’a gönderildiğini anlatan Sayılğan, “İdris’in çevre illerdeki cezaevlerine nakli için 3 kez talepte bulunduk. Fakat OHAL ve doluluk gibi çeşitli gerekçelerle taleplerimiz reddedildi. Maddi açıdan aile çok sıkıntıda olduğu için görüşüne çok sık gidemiyoruz. 2 senedir ben bir kez gidebildim, babamı iki defa gönderdim, annem bir kez gitti. İdris hapse girdikten sonra ben de KHK ile ihraç edildim. Elimizde avucumuzda hayatta kalmamızı sağlayabilecek pek bir şey kalmadı. Ekonomik olarak sıkıntılı bir süreç içerisindeyiz” diye konuştu. Ağabey Sayılğan kardeşine yöneltilen suçlamaya ilişkin ise şöyle konuştu: “İdris olabildiğince objektif sınırlar çerçevesinde haber yapardı. Haber kaynakları ile konuşmasını savcı ‘talimat almış’ diye yorumluyor. Somut bir delil olmaksızın savcı talimat aldığına dair iddiada bulunuyor. Oysa her adımda takip etmişsin ama talimat aldığına dair herhangi bir ibaren yok. İdris Muş Milli Eğitim Müdürü ile ilgili birkaç haber yapmıştı. O haberlerden sonra birçok şey değişmeye başladı. Mesela Range Roverlar dolaşmaya başladı mahallemizde, evimizin önünde. Bunun ne anlama geldiğini bölgede yaşayan insanlar çok iyi biliyor.” Ağabey Sayılğan, aydınlık bir gelecek için hakikatin peşinde olan tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını talep etti.

‘AĞUSTOSTA AİHM’E BAŞVURACAĞIZ’

Fotoğraf: Evrensel

MLSA kurucusu ve koordinatörü Avukat Veysel Ok da, müvekkilinin yargılamasının Muş’ta olmasına rağmen Trabzon Cezaevi’nde tutulmasını yargılama anlamında hukuksuzluk olarak değerlendirdi. Mayıs ayında görülen son duruşmanın ardından basın ve ifade hürriyetinin, savunma hakkının, adil yargılama ilkelerinin ihlal edilmesi gerekçeleriyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunduklarını söyleyen Ok, “AYM’den öncelikli inceleme ve tedbir istedik. Bu başvurunun farkı aynı zamanda ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini de belirtiyor olması. Ağustos ayı sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuracağız. MLSA hukuk birimi bu başvuruyu Londra merkezli Media Legal Defense Initiative (MLDI) kurumunun avukatlarıyla beraber hazırlıyor. İdris’in hukuki sürecinden oldukça umutluyuz.” diye konuştu.

‘SAVUNMA HAKKI İHLAL EDİLDİ’

Fotoğraf: Evrensel

643 gündür tutuklu olan gazeteci Sayılğan’a Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) tarafından da hukuki destek sağlanıyor. MLSA Yönetim Kurulu üyesi ve Sayılğan’ın avukatlarından Barış Oflas, müvekkilinin hukuksuz delillerle tutuklandığına dikkat çekti: “İdris Sayılğan hakkında dosya kapsamında sadece telefon görüşmeleri var. Tape kayıtları Yargıtay kararlarınca tek başına hükme esas alınamıyor. Ancak mahkeme bunu da dikkate almıyor. Yargıtay kararları ışığında dahi bir yargılama yapılmadığı kanaatindeyim.”

Sayılğan’ın Trabzon Cezaevinde bulunması sebebiyle duruşmalara SEGBİS ile katıldığını aktaran Oflas, son duruşmada SEGBİS’e dahi çıkarılmadığına dikkat çekti.

‘MUHALİF GAZETECİLİK SUÇ SAYILIYOR’

Oflas şöyle devam etti: “İdris sadece bir gazeteci. Dosya kapsamından da kendisinin çalışkan ve devamlı haber takibi yapan, haber kaynakları ile görüşen bir gazeteci olduğu sabittir. Ancak iddia makamı muhalif şekilde haber yapılmasını örgüt üyeliği olarak yorumluyor. Mahkeme de iddia makamı ile aynı görüşte anladığım kadarıyla. Çünkü bir duruşmada İdris’e şöyle bir soru sormuştu mahkeme başkanı, ‘Neden hiç vali ile röportaj yapmadın? Neden asker cenazelerine gitmedin? Neden valiliğin düzenlediği kutlamalara katılıp haber yapmadınız?’ Muhalif gazeteciliği dahi suç sayan bir mahkeme söz konusu. İdris haber kaynaklarıyla aynı dosyadan yargılanıyor. İdris’in telefon görüşmelerinde aynı dosyada yargılandığı tutuklulardan biri Muş HDP İl Yöneticisi, biri il eş başkanı, diğeri DBP’de çalışan biri. Sadece aralarındaki telefon görüşmeleri sebebiyle dosyaya konulmuş yoksa aralarında örgüt üyeliği anlamında bir bağlantı yok.” Oflas, mesafenin uzaklığı nedeniyle müvekkilini yalnızca iki kez ziyarete gidebildiğini, ilkinde hafta sonu denilerek OHAL gerekçesiyle görüştürülmediğini anlattı: “Çevre hapishanelere getirilmesini talep ettik ama taleplerimiz dikkate alınmadı. İdris’i özellikle orada tutmak istiyorlar.” Oflas, “Bu dosyada yargılanan birçok kişi hakkında deliller değişirken müvekkilim hakkında tek bir delil daha eklenmedi. Müvekkilim haber yaptığı ve hak ihlallerini yazdığı için yargılıyor” dedi. Cansu PİŞKİN / EVRENSEL İstanbul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × three =