Gazetecilerin yürüyüşüne izin yok

Gazetecilerin yürüyüşüne izin yok

0
PAYLAŞ

Gazeteci Forumu’nun çağrısıyla akşam saatlerinde Galatasaray Meydanı’nda buluşan gazetecilerle onlara destek veren yurttaşlar Taksim Meydanı’na yürümek istedi.

İlgili HaberlerGezi eylemleri ‘Türk medyasının miladı’ olur mu?İzleyin03:56Gezi eylemleri sürecinde gazeteci olmakİlgili KonularTürkiye, Gezi Parkı Eylemleri
Galatasay Lisesi önünde zırhlı AKREP’ler ve TOMA’ların bulunurken sıra halinde İstiklal Caddesi’ne dizilen polisler grubun yürüyüşüne izin vermek istemedi.

Bunun üzerine grup oturma eylemi yaptı.

Eylem sırasında üzerinde ‘Penguen Kutupta Güzel’ yazılı bir pankart taşındı, ‘Özgür Basın Susturulamaz’, ‘Sansüre Karşı Omuz Omuza’, ‘AKP Elini Medyadan Çek’ gibi sloganları atıldı.

Kadın gazeteciler ayrıca ‘Polis Elini Bedenimden Çek’ sloganını attı.

Grup yürüyüşe izin verilmemesi üzerine Galatasaray Meydanı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

#direngazeteci etiketi en popüler etiket oldu
Açıklamayı okuyan gazeteci Gülşah Karadağ, gazetecilerin Gezi Parkı eylemleri boyunca polis şiddetine maruz kaldığını, sansüre uğradıklarını hatırlattı.

Basın açıklamasının ardından bazı gazeteciler Gezi Parkı eylemleri sırasında polis müdahalesi başta olmak üzere karşılaştıkları zorlukları anlattı.

Eylem kapsamında Twitter’da oluşturulan #direngazeteci etiketiyse gün içinde uzun bir süre Türkiye’deki en popüler etiketler arasında birinci sırada kaldı.

Gökhan Biçici’den Vali Mutlu’ya eleştiriGazeteciler, Gezi Parkı eylemleri sırasında karşılaştıkları sorunların başında polisin sert tavrı, işten çıkarmalar ve sansürün geldiğini belirtiyorlar.

Basın meslek örgütlerinin rakamlarına göre Gezi Parkı eylemleri sırasında onlarca gazeteci polis müdahalesi sonucu yaralandı, gözaltına alınanlar oldu.

Polisin gazetecilere yönelik müdahalesi, özellikle emekdunyasi.net sitesi yayın kurulu üyesi ve İMC TV progran editörlerinden Gökhan Biçici’nin dövülerek gözaltına alınmasıyla birlikte kamuoyunun gündemine gelmişti.

Biçici, iki gün boyunca İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulduktan sonra, Çağlayan Adliyesi’nde yapılan savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılmıştı.

Biçici İstanbul’daki polisin gazetecilerin yönelik tutumundan 11 Haziran’da ‘Medya mebsunu görüntüsü içinde bir takım kişiler var, gerekeni yapacağız’ açıklamasını yapan İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun da sorumluluğu bulunduğunu belirtiyor.

7 Temmuz’da da Taksim’deki eylemleri izleyen 13 gazeteci yaralanmıştı.

Yine bu dönemde farklı medya gruplarında çalışan bir grup gazeteci işten çıkarıldı. Özellikle Akşam Gazetesi’ndeki yönetim değişikliği ve işten çıkarmalar dikkat çekti.

‘Türkiye’de medyaya güven yok’
İşten çıkartılan son gazetecilerden eski Akşam gazetesi yazarı Özlem Akarsu Çelik BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Türkiye’de medyaya güvenin olmadığının son süreçte apaçık görünür hale geldiğini belirtiyor.

Çelik şu yorumu yapıyor: “Gezi süreci, ana akım medyanın uzun yıllardır görmeyi reddettiği bir gerçeği hepimizin yüzüne çarptı: Türkiye’de medyaya güven yok! Medya dışındaki yatırımlarına siyasi destek sağlayabilmek için gazetesini, televizyonunu kullanan sermaye sahipleri dün de vardı, bugün de var ne yazık ki! Bizim, dünden farklı olan ve artık kangren haline gelen meselemiz ise Türkiye’nin yaşadığı dönüşümle doğrudan ilgili.”

Çelik, gazetecilerin yaşadığı sorunlardan doğrudan, eleştiri kabul etmeyen siyasi iktidarın sorumlu olduğunu belirtiyor.

Mevcut siyasi atmosferde bazı gazetecilerin sadece hükümeti desteklediği için belli mevkilere getirildiğini söyleyen Çelik, “Siyasi iktidar için muteber gazeteciler onlar olunca haliyle bize işsiz kalmak düşüyor” yorumunu yapıyor.

‘İşinden olan, hapis yatan gazetecilerin ülkesi olduk’Yine Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yaparken son süreçte işine son verilen ve geçen hafta Taksim’de polis tarafından tartaklanan gazeteci Tuğçe Tatari de BBC Türkçe’ye açıklamasında, medyada uzun süredir bir dönüşüm yaşandığını ama son süreçte sorunların çok daha görünür olduğunu belirtiyor.

Tatari şu yorumu yapıyor: “Toplum tarafından bilinmesi istenen ‘gerçekler’ var. Mesela; camide içki içildi, başörtülü kadın dövüldü, durduk yere polisin üzerine taşlar atıldı gibi. Bunların doğru olmadığını tanıkları ve ıspatları ile ortaya koyan, doğruluğunu sorgulayan, tartışmaya açan gazeteciler tasfiye edildi. Sadece Gezi meselesinde değil, biz uzun zamandır değişik konu başlıkları yüzünden işinden olan, hapis yatan gazetecilerin ülkesi olduk. Gezi parkında yaşananlarla iş daha da görünür oldu.”

“Gazetecilik, Başbakan, bakanlar ve milletvekillerinden sonra şimdide polisin ‘kovdurmakla’ tehdit ettiği bir meslek dalına dönüştü. Gazeteci eylem alanlarında ilk hedef, en çok kin duyulan oldu” diyen Tatari, gazetecilerin sabırlarının taştığını belirtiyor.

Tatari, “Bugün ve bundan sonra mesleğimizin şerefini temizlemek ve onurunuzu geri kazanmak için var gücümüzle mücadele etmeliyiz” yorumunu yapıyor. (BBC)

BİR CEVAP BIRAK