Gazeteleri başlıklarından okumak

Gazetelere göz gezdirmek genelde günlük yaşamın başlangıcında yer alır,. Şimdilerde, ekranlar aracılığı ile sabah kahvaltısı sırasında gazete başlıklarını görüyor ve duyuyorsunuz.

Gazete başlıkları o gazetenin duruş noktasını gösterir.

Gazete başlıkları, gazete için önemli olan haberlerin öne çıkmasıdır. Vurgular ona göredir. Bizim ulusal gazetelerin başlıklarına (duruşlarına) bakarken insanın aklından şu atasözü çıkmıyor. ‘Dervişin fikri neyse zikri de odur.’

ABD Başkanın ziyareti sırasında İslami sermeye ile yayınlanan gazetelerin başlıklarına baktığımızda gündemi nasıl algıladıkları çıplak olarak ortada durmaktadır. Başkanın İslam söylemi onların (Taraf, Sabah, Yeni Şafak, Zaman, Vakit, Bugün, Star…) gazetelerinde öne çıkar. Diğerlerinde laik Türkiye vurgusu öndedir. Değişim isteklerini öne çıkaran medya grubu ise, bugün yaşadıklarından bir an önce kurtulma telaşı içindedir ve ABD Türkiye aynı yolda yürüyeceğini dillendirmektedir. İnsan hakları ve yaşam alanından bakan Birgün gazetesinde ise Obama’nın barış çağrısı ölüm anlamına geldiğini öne çıkarmaktadır.

Medya sermaye sahibinin sesidir.

Bugün atılan başlıklardan, hangi gazetenin sermayesinin hangi dünya kesime olduğunu çıplak olarak görmemize sebep olur.

Yeni dönemde ‘model’ oluşturulacak ilişkiler istenmektedir.

Yeni Obama döneminde stratejik ortaklık yanında başka bir isteği öne çıkmaktadır. Bu modelin ne olduğu NATO toplantısında ortaya çıkmıştır. Model’e göre; NATO sekreteri seçimi konunda resmi olmayan açıklama yapan ülken başbakanı ve cumhurbaşkanının ağzına bir parmak bir şey sürüp düzene sokmaktır. Danimarka eski başbakanı NATO genel sekreteri olmasın diyenler nasıl bir gün içinde çark ettikleri ve bu çarkı kendi medyalarında nasıl yansıttıkları ortada değil midir? Bu yeni modelde yer alan ülkenin yöneticilerinin nasıl davranması gerektiği çıplak olarak kendisini göstermedi mi? Büyük birader ve onun G8 ortakları, yeni modeli tüm çıplaklığı ile ortaya koymadılar mı? Yeni model, bizim kapitülasyonlar dönemini anımsatmıyor mu? Gönüllü başlanan ilişki (NATO) daha sonra tek yönlü bağımlılık ilişkisine dönüşmüştür. Bizim ne sözümüz olacak ne de yetkimiz. Görüntüsel olarak bize taviz verir gibi olacaklar ama asla taviz vermeyeceklerdir. O görüntüsel olanı bizim kamuoyu gerçek sanacak, (medyanın gücü ile) sonra bizim başbakanımızın ya da cumhurbaşkanımızın elini tutması ve vücut dili yakınlaşması abartılarak anlatılacaktır. Ne zaman vücut dili ortaya çıktı? Ne zaman el tutmalar ve dirsek teması önemli oldu? Bir düşünün!

Bu model yeni değildir, eskiden beri uygulanana yeni bir isim vermektir. Söz hakkımızın ve müdahil hakkımızın ortadan kalması uzun zamandır uygulanmıyor mu? Bu modelde yönetici olanlar 12 Eylül darbesi ve sonrası verdikleri tavizleri yan yana koysanız eğer, neler ile karşılaşırsınız? 12 Eylül darbecileri bize söz gelmesin diyerek Almanya’da oturan vatandaşların serbest dolaşım hakkını gözden çıkarmalarını nasıl açıklarsınız? Gözle görülmeyen ama hissedilen tavizlerin ardı arkası yoktur. Devlet olma ve devlet üzerinde otorite sahip olma hakkı elinden alınmış bir ülkede yaşıyoruz. İşte yeni model budur. Bizlerin geleceği, bu yeni modele göre, daha çıplak olarak dış güçlerin yani bu G8 biraderlerin elinde olduğu ortadadır. G8 biraderlerin başkanı olan ABD başkanın iki dudağı arasındayız. (Onun kötü kopyası bizim seçimler ve aday belirlemeleri zamanında olmuyor mu? Bir başkan bütün adayları belirliyor ve başkan meydan meydan belirlediklerinin kazanması için propaganda yapmıyor mu?)

Bu yeni modelde bizler onların çıkarları yönünde her türlü özveri yapmak ile yükümlüyüz. Bizlerin yaşamış olduğu ekonomik kriz ya da başka kriz önemli değildir, yeter ki onların projeleri önünde engel olmasın. Projesi elinden alınmış, gelecek programı olmayan bir devlete dönüştürülmesidir bu yeni model. Bizim eskiden 5 yıllık kalkınma planımız vardı, ne oldu? Bizim artık bu sene sonuna götürecek bir planımız bile yok! Bu sene sonunda ülkenin geleceği nerede olacaktır, bilen var mı?

ABD başkanı anladığım kadarı ile Müslümanlıktan dönme biri ya da ailesi dönme konumundadır. Şimdi bizim atasözümüzü tekrarlamadan geçemeyeceğim. ‘Dervişin fikri neyse zikri de odur.’

Dönmeler, yeni elde ettikleri kimliğe ve inanca ne kadar sadık ve fanatik olduklarını geçmiş döneklerin yaptığı ile düşünürseniz, nasıl bir sonuca varırsınız? O kadar tarih kitaplarına bakmayın, günümüz medyası içinde çok dönek vardır, onların savunduklarına ve tavırlarına bakın, ne demek istediğimi anlarsınız.


—————————
http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.