Geç Kalmaktan Korkma, Harcamamaktan Kork!

Geç Kalmaktan Korkma, Harcamamaktan Kork!

0
PAYLAŞ

Reklamcılık denilen kapitalizmin Cazgırı, işini iyi biliyor; aferin…
Devir ¨Hap yap, para kap!¨ devridir, gemisini yürüten kaptan!
Bu reklamcılara şapka çıkarınız, akıllı adamlar…
Her yaşın kendisine yönelik reklam stratejileri uyguluyorlar.
Reklamlarından kaçmanız da mümkün görünmüyor, eninde sonunda kulak kabartacak, göz ucuyla seyredecek, arabanızı karayolunda sürerken Bilboard’lardaki afişler hafızanıza kazınacaktır; kurtuluşu yok…
TV reklamlarına bakınız, o ülkenin profilini şıp diye çıkarırsınız!
ABD’de harcanmış on sekiz yıl, Kanada’da geçen dört senede bunu gördüm, bunu bilirim: Amerikan TV’leri reklam grafiğinde sağlık harcamalarına ait pastanın payını alıyor.
Yarı özel bir anket araştırma şirketinin 2015 bitmeden verdiği rakamlar, bugüne değin televizyon ekranlarındaki reklamlara yaklaşık 189 milyar Dolar harcandığını gösterdi; gazete, internet, radyo ve diğer iletişimi saymıyoruz.
Bu rakamın yüzde 63’ü sağlık hizmetlerine yönelik sigorta şirketlerine, ilaç sektörüne, hastalanmak endişesi içinde bırakılmış-Hypochondriac insanların türlü takıntılarına, sonra da, evet yanılmadınız, seksüel pazarlamanın Viagra ve benzeri haplarına ayrılmıştır.
Her yaştaki insana seslenen reklamların temel stratejisi, evvela muhatabının hayata karşı olan zaaflarını, gelecek kuşkusunu, günlük telaşe içersinde yaşlılığına yatırım yapmadığı ve birgün yalnız kalırsa sokaklarda sürüneceğine dair karanlık, kederli, izleyenin her tarafını ruh rutubeti içinde bırakacak bilinçaltı mesajı işliyor.
Sanırsınız ki, birkaç dakika sonra kansere yakalanacak, felç geçirip ecinni görmüş gibi çarpılacak, kalp krizinden kurtulsanız dahi birçok ameliyata alınacak, bütün bunlar olmazsa ya merdivenden düşecek yahut başınıza bir saksı iniverecektir. Alzheimer ve her cinsten bunama, Parkinson ve çişini tutamamak, kör ya da sağır olmak, hatta ayak tırnaklarında mantar çıkmak dahi korkularımız arasındadır. Depresyon, ruhsal bunalımlar, tiklerimiz ve hatta Trichotillomania bile bizim için birer felakettir; korunmamız gerekir.
[Sizi merakta bırakmayalım, Trichotillomania Saçını yolma hastalığıdır, daha doğrusu takıntısı… Hiç duymuş muydunuz? Kapitalist sağlıkçılar Latince sözlük karıştırıp yeni yeni hastalık isimleri buluyor, bunları önemsenecek derecede ortaya çıkarıp ürettikleri ilaçları pazarlıyorlar; bir kez daha aferin…]
Erkeklerin bülbülü öttürememek korkusu ise en fecisidir; evlerden uzak olsun!
Şimdilerdeyse, kadınların ilk evlendiklerinde üzerinde dolaşan harareti tekrar geri gelsin diye çıkarılmış ilaç reklamları ortalıkta, revâçtadır.
Henüz onay aşamasında olduğundan reklamları bekliyor, yakında seyrederiz.
Kanserden korkma geç kalmaktan kork, sloganını, geç kalmaktan korkma sigorta primlerini yatırmaktan kork veya şu, şu ve bu, bu ilaçları kullanmamaktan kork biçimine çeviren de işte bu cin fikirli reklamcı tayfasıdır.
Reklamlar evvela bu karanlık tabloları nakşeder, seyreden huzursuz kalır, kapitalistin beklediği de budur, reklamcı bu işi gayet iyi becerir. Elbette arkasında tv-film sektörü, yapımcısı, teknik ekibi, web işlemcileriyle bir kocaman sektördür, ki onlar da bu işten elbette ekmek yiyecektir; kapitalizm herkese çalışır…
Kumaşındaki ipliğin foyası anlaşılmasın diye üzerindeki desenin renklerini sıkılaştırmayı iyi bilen kapitalizmin reklamcı şebekesi, istatistikleri kullanmayı da öğrenmiştir.
Gün geçmez ki, sağlık üzerine bir araştırmanın sonuçlarını kendine göre yorumlamasın!
Altmış yaşına gelmiş her sağlıklı 100 erkekten 39’u, yetmişini görmeden ya ölecek yahut sürüm sürüm sürünecektir hastane köşelerinde, diye bir alıntıyı istatistiklerden araklayıp kendi haberine, reklamına, görseline, hasılı uygun bir tarafa yapıştırdı mı, bendeniz gibi 60’a iki basamak bekleyenleri bir telaş alır mı, alır vallahi…

Ardından hayat sigorta poliçesi satan firmanın güleryüzlü, seksapeli hanım hanımcık gizlenmiş, orta yaşlarda bir manken-oyuncusu görünecektir ekranda:
¨Biz sizin yanınızda olacağız, hiç kimse gelmese bile, biz varız!¨
Yaşasın, artık şeker şerbet kızları beklemiyoruz, lâkin bu hanım söz verdiği gibi bu zavallı Mefluç‘un yatağı başına gelirse gözümüz arkada kalmaz. Arkasından imam efendi gelse, ne yazar!
Amerikan federal kamu kuruluşu The U.S.National Health‘in sık aralıklarla yaptığı anket ve taramaların sayısal sonuçları her zaman kapitaliste ve reklamcıya hizmet ediyor.
Son yayımlanan araştırmaya göre, gelecekteki hastalıkların evvelden hazırlığı altmış yaşın altına kadar çekilmiş idi, şimdi ellili yaşlardan bahsediyorlar; bizlerden onar yaş küçük olanların da huzurunu kaçıralım…
Elli yaşında olup ¨O-hooo, daha 87 yaşına kadar idare ederim!¨ diyorsanız, yandı gülüm keten helva, inanmayın kendinize…
Siz reklamcıya, ona iş çıkaran kapitalizme inanın.
50’yi devirenlerden erkekler arasında ciddi bir hastalığa tutulma ihtimali yüzde 61, kadınlarda yüzde 40 civarında…
Hanımlar yine şanslı!
Bu enseyi karartan, kasvetli ve rutubetli meseleler açıldı mı, Lokman Hekim Ruhu veya limon kolonyası tavsiye edilmiyor.
Amerikan reklam sektörü, bugünden geleceğe para ayırın, geleceğin harcamasını şimdiden yapın diye akıl veriyor.
Sakla samanı gelir zamanı, hesabı!
Yaşlılığın parayla örtüştüğü bir geleceğin sahte cennetini size temin edecek olan yine Kapitalizmdir.
Kanadalı gazete canlandırma/ilustrasyon çizeri C.Cushman ‘ın kaleminden çıkmış bir çalışma pek mânidardır.
Kara Azrail’in, kucaklarında para desteleri, banknotlar dolu görünen, yaşları olsa olsa 60 civarındaki karı kocayı şefkatle koruma altına aldığı bu görselde, ölüm meleğinin tırpanına takılı paracıklar da hani gözden kaçacak gibi değildir.
Kapitalizmin bir meta uygarlığı olduğunu tekrar etmek, malûmun ilamı olacak; bilmeyenimiz kalmadı.
Geçenlerde, Açık Gazete’de, Fikret Başkaya hocamız da yazdı; yazısı ibretliktir, saklıyorum: ¨Ya Komünizm, Ya Bu İş Karakolda Biter…¨
Meta fetişizmine dayalı kapitalist saldırganlık, insanın ihtiyaçlarını üretmek için değil daha fazla kâr için çalmadık kapı bırakmıyor.
Hiç kuşkusuz ki, insanın yaşlılığında sosyal-sağlık hizmetlerinin karşılanması topluma ait bir ¨manevi¨ zorunluluktur, transfer ödemeleri altında yapılması şarttır.
Fakat daha ömrünün yaşanacak baharında insanın içine kasvet sokup geleceğini şimdiden metalaştıran kapitalistin, Latincede Hedonizmin temel ilkesi Carpe Diem-Gününü Yaşa düşüncesi yerine koymak istediği karanlık bir gelecek tasviridir.
Geleceğinin teminatını sigortacısına teslim etmeyen, yaşlılar-huzur evi yönetimine prim ödeyerek aynı zamanda ilaç sanayine bütün yaşamını devredememişler için Kilisenin kapısı açık!
Kiliselerin de reklamı var: ¨Pazar âyinine geliniz, kurtuluşunuz İsa’dadır!¨
Kent girişlerinde, otobanların üzerindeki Kiliselerin dev afişleri işinizi görmüyorsa, diyecek bir şey kalmıyor geriye…
Ama siz de, olmaz ki canım, hiç geleceğinizi düşünmüyorsunuz!

BİR CEVAP BIRAK