Gece üçte çalan telefon!

Gece üçte çalan telefon!

0
PAYLAŞ

Gecenin bir yarısı telefon ısrarla çalıyordu. Hic de alışkanlığım olmadığı halde o gece 9 yaşındaki oğlum yatıya bir arkadaşında kaldığı için telefonu uyumadan önce yanıma almıştım ne olur ne olmaz diye. Yüreğim hoplayarak, hayırdır inşallah diyerek uyandım, baktım çalan cep değil ev telefonuymuş, o da alt kattaydı, bir anda uçtum sanki, kendimi aşağıda telefonun başında buldum. Zaten kapanacağı yoktu, hayra alâmet olmayan bir şekilde ısrarla çalmaktaydı.
Kaldırdığım ahizenin diğer ucundaki ağlayan bir çocuk, ya da genç bir kız sesi gibi geldi, hıçkırıyordu!
Ozan kabus gördü galiba, arkadaşım Annemarie de benimle konuşturmak için aramış olmalı düşüncesiyle ben habire “Ozan, Ozan iyi misin” diyordum.
Hıçkırıklar arasında karşıdaki çocuk konuştu “ibu, ibu ( anne) “ diye birşeyler kekeledi, anlatmaya çalıştı ama gerisini anlamadım.
O sırada ahize el değiştirdi, konuşan bu sefer bir erkekti, “Siapa anda” (kimsiniz) dedim
“Polisi” dediğini ancak anlayabildim gerisini anlayamıyor seziyordum. Endonezyaca konuşuyordu ve o hızla konuşmayı anlamam imkansızdı! Anlaşılan bir çocuğun başı dertte, polise düşmüş ve polis de evini aramıştı. Gerçek polis olduğu muallak olan şahıs bana habire adımı sorup duruyordu!
Beni aradığına göre yanındaki çocuk da benim çocuğumsa telefon numarasını vermişse adımı da biliyor olmalıydı! Hızla kafamdan o anda geçiverdi bütün bu düşünceler..
Karşıdaki çocuğun Türkçe konuşmadığına ve Ozan olmadığına emin olmuştum ve telefonu kapattım, elim ayağım titriyordu yine de…
O sırada eşim uyanıp geldi ve ne olduğunu bilmek istiyordu, anlattım, bendeki panik bu kez ona geçti.
“Aramayacak mısın Annnemarie’yi “dedi. Bizim oğlanın evinde konakladığı arkadaş.
“Gerek yok bu saate rahatsız etmeye, en son yatmadan görüştük zaten , bu telefon “scam (aldatmaca)’dı kesin” dedim. Bana gelen bu tür ilk telefon değildi zira, diğerleri gündüz olduğu için, Endonezya dilini de fazla anlamadığımdan pek ciddiye almadan kapatmıştım.
Ama gece yarısı, pek de kimsenin bilmediği ev numarasna gelen telefon bir de çocuk evde olmayınca, telefondaki ses de ağlayan bir çocuk olunca hayli endişe verici oluyor ..
Çocukların okulundan bu tür telefonlara karşı uyanık olmamız gerektiğini söyleyen emailler alıyorduk zaman zaman.
Sıklıkla çocukların acil olarak okuldan hastaneye götürüldüğünü, acil tedavi yapıldığnı ve verilen hesap numarasına belli bir miktar yatırıldığında gidip çocuğunuzu görebileceğiniz türden telefonların geldiği konusunda uyarıcı epostalar. Okul, “Çocuklar hasta olduğunda bizönce sizi ararız, rağbet etmeyin bu tür telefon ya da epostalara” diye tembih ediyordu.
Öyle olduğuna emin olsam da uykum kaçtı bir kere gecenin üçünde. Arkasından sabaha kadar kesilmeyen dualar, ayet okumaları başladı komşu camiden, uyumak imkan harici! İmam kaseti açıp, hoparlörü de dayayıp sesi en son ayara getirip gitmiş olmalıydı hemen her gece yaptığı gibi…
Her şeye karşın uyumaya çalışırken bir süre önce bir arkadaşımın başına gelen başka bir “ scam” olayını anımsadım.
İyi bir işi olan ve hatırısayılır bir Uluslararası Kurulusta çalışan , başarılı kadın arkadaşım gördüğü bir ilan üzerine Birleşmiş Milletler Kuruluşuna bir iş başvurusunda bulunmuş. Öylesine bir CV göndermiş, hayatına renk katsın, seçenek olsun diye! Bir süre sonra kendisine işe kabul edildiğine dair bir eposta gelmiş ve ekstra bilgiler, evraklar isteniyormuş, üstelik başlayacağı tarihe, hangi ülke olduğuna kadar bilgiler mevcutmuş. Arkadaşım henüz birşeyden şüphelenmeden eşimin aynı kuruluşta çalıştığını bildiği için ona sormak ve danışmak istemişti. Mevcut işine göre daha mı iyi olurdu, değer miydi iş ve ülkesini değiştirmesine türünden sorular vardı kafasında!
Birkaç yazışmadan sonra anlaşıldı ki işe kabul edildiğine dair gelen e-posta tamamen bir scam-aldatmaca!
Aslında başvurduğu da varolmayan bir iş. İşin ilginç yanı ise tüm bunların BM işlerinin duyurulduğu bir internet sitesinde yer alması!

Bu varolmayan işi kabul etse, onların istediği diğer bilgileri verseydi işler iyice çıkmaza girecek, hem güzel işinden olacak hem de belki bir miktar para kaybedecek, neler olacaktı kimbilir neler..
Neyse ki zamanında farkedildi herşey. Arkadaşım işine daha bir istekli sarıldı, artık emekli oluncaya kadar bırakmaz işini sanıyorum.

Günümüz dünyasında ne kadar çok çeşitli sahtekar türedi ve nasıl akılalmaz sahtekârlıklar peşinde koşuyorlar insanın aklı almıyor, hayal ötesi! Enerji ve becerilerini bu tür işlere verene kadar gerçek işler yapmak için harcasalar belki daha başarılı olacaklar.
Diğer taraftan gerçek işler yapan , güvenilir liderler, politikacılar da varlıklarından vergi ödemeden artırmak peşinde ne cambazlıklar yapmaktalar! Bir bir çıkıyor su yüzüne…

Görünen o ki attığımız her adımı ince eleyip sık dokumak, iyice hesaplamak bir nevi paranoyak olmanın gerektiği bir zaman dilimindeyiz. Sahtekârlar ve sahterkarlıklardan korunmanın başka çaresi yok gibi!
Scamsız günler ..

_________________

Gülseren Tozkoparan Jordan
11 Nisan 2016
Cakarta/ Endonezya

BİR CEVAP BIRAK

5 + eighteen =