Gece…

Gecenin ağlaması şaşırtır mı peki insanı? Beni şaşırtmaz… Geceler hep ağlar ama niyeyse kimse farkına varmaz…


Neden mesela cesaret  180km hızla,  bir gaz pedalının ucuna geceleri takılır? Neden intiharlar bir ilmeğin ucuna geceleri bağlanır? Neden büyük yalanlar, hep gecelerin içine saklanır? Gecenin ağlaması şaşırtır mı insanı?  Beni şaşırtmaz… En mühim kararlar geceleri alınır…


Büyük zaman… saat 12, daha büyüğü 24… Hepsi aynı rakamın soyu… Ama sopundan gelen bir soyluluk var her ikisinde de, akrebin ve yelkovanın durduğu o aynı yerde… Biri gündüz oysa, diğeri gece… İkisi de aynı hece, bir tek uymayan kafiye… Büyük büyük kafiyeler neden gündüz değil de hep gece haykırılır peki?


Kafiyelere takılmayalım, kafiyeler uydurulmak için yazılmaz… İnsan bazen bağıra bağıra ağlamak ister muhterem bir şiirin içerisinde.  Dalga dalga vurmak ister bomboş bir sahile. Hiç önemi de yoktur varılan kıyının milliyetinin, insan yeterki kafiyeli bir şiirin içinde kaybolmayı istesin.


Bir deniz olsam şimdi, bir kıyı keşfetsem diğerlerinden farklı… Sesimle uyutsam birini, o biri de yine ben olsam yahut bana çok benzeyen öteki. Gece olsam büyük büyük ağlasam… Kimse ‘ağlama’ demezdi o zaman… ‘aaaa bak deniz’ derlerdi…’  aaaa bak gece’… ne de güzel ağlıyor… Oysa ben tam da bu esnada… Gözlerimi kapatır, bir terzi maharetiyle  gökyüzünü teğellerdim mavi atlas çarşafa …. Ve gecenin gözyaşlarını içerdim sabaha kadar…  Büyük hayallerimin uzun yolculuğunda…


Bir gecenin cenazesi  olsaydım eğer diğer yanda..  ki kimse ‘ölme’ demezdi bana o zaman. Kim bilirdi öldüğümü, bir soran da çıkmazdı hem… Büyük büyük ölürdüm, kimse 
şaşırmazdı. Gecenin ölmesi şaşırtır mı insanı? Beni şaşırtmaz… Ama mesela çok şaşırırım gündüz ışık giren evlerin, geceleri bordo perdelerle sımsıkı örtülmesine. Kim neyi gizler evinde bilmem… kimse görmesin diye mi acaba ağladığını?…


Hadi diyelim ki inandınız gecenin bir ağzı olduğuna…ki ben gördüm.. Var. Hadi inandınız diyelim ağladığına da.. ‘ölenin ağzı da oynar mı hiç’ demeyin… En çok ölenin ağzı oynar.


Büyük büyük ağlayanlar, ne demek istediğimi çok iyi anlar.


sibelbengu@yahoo.com


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar… 
– Kırmızı başlıklı kızın nesi var?  
– İstanbul’a bir günlük firar… 
-Bırak deli desinler… 
-‘Sen benim rüzgar gülümsün…’ 
-Pardon tanışıyor muyuz? 
-İstanbul 
-Kıymık… 
-Siz mağrur musunuz? 
-Ne kadar önemsiyoruz yarınlarımızı? 
-Küçük şeyler… 
-Yürek mahrem bir bölgedir 
-Kiler… 
-Keşke 
-Anne karabiyesi… 
-Tren garları… 
-Yangın yeridir yürek, külleri kelimeler…
-Bir gün… gemiler… geçer… 
-Önsöz 
-O fotoğraf…


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seventeen − three =