Gediz Deltası UNESCO yolunda

YUSUF YAVUZ – Amazon Ormanları ve Grand Canyon kadar değerli ama üzerine otobana kurban edilmek istenen Gediz Deltası, Türkiye’nin ilk UNESCO Dünya Doğa Mirası adayı olacak…
 
İzmir’de bulunan Gediz Deltası, Türkiye’nin en büyük yüz ölçümüne sahip kıyı sulak alanlarından biri. Ancak flamingoların yuvası niteliğindeki Gediz Deltası, İzmir Körfez Otobanının tehdidi altında. Tatlısu gölleri, lagünler ve sazlıkları bünyesinde barındıran Gediz Deltası, birçok kuş türüne ev sahipliği yapmasının yanı sıra dünyadaki her on flamingodan birinin de yaşam alanı. Türkiye’nin uluslararası öneme sahip14 Ramsar alanından biri olan Gediz Deltası’yla ilgili hazırlanan bilimsel rapor, otoban tehdidi altındaki sulak alanın UNESCO Dünya Doğa Mirası kriterlerini taşıdığını ortaya koydu. Doğa Derneği Genel Koordinatörü Dicle Tuba Kılıç, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlardan talebimiz Gediz Deltası’nın ivedi olarak UNESCO listesine alınması ve Körfez Geçiş Otobanı projesinin iptal edilmesi. Gediz Deltası, İzmir’in ve Türkiye’nin değerini tüm dünya ölçeğinde anlatan eşsiz bir doğa mirası. Böylesine değerli bir doğal alan, hiçbir zarar gelmeden yaşatılmalı, İzmir halkına, Türkiye’ye ve gelecek nesillere UNESCO Dünya Doğa Mirası olarak taşınmalı” dedi.
 
UNESCO Dünya Mirası kavramı 1975 yılında yürürlüğe giren Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi ile uluslararası bir koruma statüsü olarak tanımlanıyor. UNESCO Dünya Mirası alanlarının on kriteri bulunuyor ve bunların altısı kültürel, dördü ise doğayla ilgili. Bir alanın UNESCO Dünya Doğa Mirası Listesi’ne dâhil edilebilmesi için Dünya Miras Komitesi tarafından belirlenen olağanüstü evrensel değerini ölçen dört doğal kriterden sadece birini karşılaması yeterli.
GEDİZ DELTASI DÜNYA DOĞA MİRASI OLACAK NİTELİKTE
Türkiye’de bugüne kadar on yedi kültürel ve iki karma Dünya Mirası ilan edilmiş olmakla beraber, UNESCO Dünya Doğa Mirası statüsüne sahip bir alan henüz bulunmuyor. Prof. Dr. Ahmet Karataş, Yrd. Doç. Erol Kesici ve Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Itri Levent Erkol’un hazırladığı rapora göre Türkiye’nin en büyük yüz ölçümüne sahip kıyı sulak alanlarından biri ve flamingoların yuvası olan İzmir’in Gediz Deltası, UNESCO’nun Dünya Doğa Mirası ile ilgili dört kriterinin tamamını sağlıyor ve bu özelliği ile dünyadaki nadir alanlardan biri.
158 YILDIR BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR YAPILIYOR
Gediz Deltası, 158 yıldır bilimsel olarak araştırılıyor ve 1998 yılından bu yana Ramsar Sözleşmesi kapsamında Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan statüsüne sahip. Aynı zamanda doğal sit alanı olarak korunan İzmir’in Gediz Deltası, UNESCO’nun eşsiz doğal güzelliklere ve estetik öneme sahip olmak; önemli fizyografik özellikler göstermek; kara, tatlı su, kıyı ve deniz ekosistemleri ile canlı topluluklarının gelişiminde önem taşımak ve son olarak tehlike altındaki türleri içeren yaşam alanlarına sahip olmak konulu dört UNESCO kriterini ayrı ayrı sağlıyor. Akademisyenler tarafından hazırlanan rapor, deltanın her bir kriteri hangi gerekçelerle sağladığını tek tek ortaya koyuyor.
AMAZON YAĞMUR ORMANLARI VE GRAND CANYON KADAR DEĞERLİ
Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Koordinatörü Dicle Tuba Kılıç: “Gediz Deltası’nın eşsizliği onlarca yıldır akademisyenler, kamu kurumları, sivil toplum kurumları ve deltada yaşayanlar tarafından dile getiriliyor. Akademisyenlerin hazırladığı bu yeni rapor, yıllardır bilinen bilgileri UNESCO’nun belirlediği kriterlere göre değerlendiriyor ve Gediz Deltası’nın Dünya Doğa Mirası unvanını fazlasıyla hak ettiğini ortaya koyuyor. 1979 yılında Grand Canyon, 2000 yılında Amazon Yağmur Ormanları ve geçtiğimiz yıllarda daha birçok doğal alan bulundukları ülkelerde UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edildi. Bu nedenle dünyaca bilinirlikleri arttı. İzmir’in Gediz Deltası ise hak ettiği bu unvanı almak şöyle dursun İzmir Körfez Otobanı gibi yıkım projeleri ile karşı karşıya geliyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun da ifade ettiği gibi otoban projesi körfezdeki su sirkülasyonunu daha da azaltarak bölgedeki doğal döngülere zarar verecek. Başkan Kocaoğlu’nun Otoban Projesi nedeniyle Körfez tarama projesini erteleme kararını destekliyoruz ve Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası olması için bizlerle birlikte harekete geçmesini diliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlardan talebimiz Gediz Deltası’nın ivedi olarak UNESCO listesine alınması ve Körfez Geçiş Otobanı projesinin iptal edilmesi. Gediz Deltası, İzmir’in ve Türkiye’nin değerini tüm dünya ölçeğinde anlatan eşsiz bir doğa mirası. Böylesine değerli bir doğal alan, hiçbir zarar gelmeden yaşatılmalı, İzmir halkına, Türkiye’ye ve gelecek nesillere UNESCO Dünya Doğa Mirası olarak taşınmalı” dedi.
‘KORUNAN ALAN STATÜSÜNDE AMA KORUNAMIYOR’
Gediz Deltası’nın yaklaşık iki milyon yıllık bir sulak alan olduğunu kaydeden Yard. Doç. Dr. Erol Kesici ise birçok ekosistemi bir arada barındıran alanın aynı zamanda Türkiye’nin en büyük deniz tuzlası olduğunu dile getirdi. Sulak alandaki canlı türlerindeki değişimlerin incelenebildiği bir laboratuvar niteliğindeki Gediz Deltası’nın sulak alan ve doğal sit alanı olarak koruma statüleri bulunmasına karşın korunamadığını ve giderek kayıplar verdiğini söyleyen Kesici, “Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası listesine alınmasıyla gelecek kuşaklara en  sağlıklı şekilde aktarılabileceği açıktır” diye konuştu.
GEDİZ DELTASI İZMİR KÖRFEZ OTOBANININ TEHDİDİ ALTINDA
İzmir gibi nüfusu dört milyonu aşan bir metropolle iç içe geçmiş yeryüzündeki tek sulak alan olarak nitelendirilen Gediz Deltası, flamingoların dünya nüfusunun yüzde onunun yaşam alanı. Nesli küresel ölçekte tehlike altında olan tepeli pelikan, Akdeniz foku ve Caretta caretta deniz kaplumbağasının birlikte yaşadığı tek alan olarak bilinen Gediz Deltası ayrıca Türkiye’deki tuz üretiminin yaklaşık üçte birinin gerçekleştirildiği bir alan. Ancak bütün bu özellikleriyle birlikte korunması gereken Gediz Deltası’ndan otoban geçirilmek isteniyor. Mart 2017’de körfezi güney kuzey yönünde geçmesi planlanan İzmir Körfez Otobanının çevre etki değerlendirme raporu (ÇED), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylandı. İzmir Körfez Otobanının inşa edilmesi halinde Gediz Deltası büyük tehdit altına girecek. Kentin doğal alan üzerindeki baskısını artıracak olan İzmir Körfez Otobanının durdurulması için Doğa Derneği, EGEÇEP, TMMOB gibi sivil toplum kuruluşları ile 85 vatandaş dava açtı.
UNESCO DÜNYA DOĞA MİRASI KRİTERLERİ NELER?
Doğa alanlarının UNESCO Dünya Doğa Mirası listesine alınabilmesi için bu konuda belirlenen dört temel kriterden en az birinin karşılanması gerekiyor. Yapılan bilimsel çalışmayla Gediz Deltası’nın dördünü de taşıdığı ortaya çıkan bu kriterler şöyle sıralanıyor: 
1-Üstün doğal görüngelere veya eşsiz doğal güzelliklere ve estetik öneme sahip alanları içermesi,
2- Yaşamın kaydı, yer şekillerinin oluşumunda devam eden önemli jeolojik süreçler veya önemli jeomorfik veya fizyografik özellikler dâhil dünya tarihinin önemli aşamalarını temsil eden istisnai örnekler olması,
3-Kara, tatlısu, kıyı ve deniz ekosistemleri ve hayvan ve bitki topluluklarının evrim ve gelişiminde devam eden önemli ekolojik ve biyolojik süreçleri sunan istisnai örnekler olması,
4-Bilim veya koruma açısından istisnai evrensel değere sahip tehlike altındaki türleri içeren yerler de dâhil, biyolojik çeşitliliğin yerinde korunması için en önemli ve dikkat çeken doğal habitatları içermesi.
Önceki haberKars’ta binlerce kaz neden öldü
Sonraki haberŞimdi hiç bir şeyin kokusu yok
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen − 5 =