Geçmişi özlemek

Geçmişte kalan bazı değerleri özlüyoruz. Bu özlem bugünkü değerler düzeniyle azçok sorunlu olduğumuz anlamına gelir biraz da. Geçmiş ancak bugünün yaşam koşulları çerçevesinde ele alındığımızda yol gösterici olabilen değerlerden oluşur. Geçmişin değerleri yaşamış olduğumuz ama yaşıyor olmadığımız değerlerdir. Tarih bu değerlerin bilgisini içerdiği için önemlidir. Geçmişte kalan bazı şeyleri özlüyorsak bugünkü yaşamımızda sorunlar var demektir. O durumda yaşamın eksikli yanları olduğunu söyleyebiliriz. Tarihin derinindeki bazı değerler işlevlerini tamamlamadan tüketilmiş değerlerdir. Onların erkenden geçmişe gömülmüş olması bugünümüzde bazı olumsuz koşulların varolduğunu gösterir. Yaşamda her şey her an iyiye doğru gelişmez, olumsuza doğru dönüşümler de vardır. Toplum bir değerin yerine ondan daha basit bir değeri de koyabilir. Bu da toplumsal yetersizliğe tanıklık eder.

Gene de yaşamda geriye dönüşler yoktur bozulmalar vardır. Eski değerleri özleyebiliriz ama onları yeniden etkin kılamayız. Ölüyü diriltmek gibi bir şey olur bu. Eskimiş olan eskide kalır. Toplum geriye gitmez ama dağılma belirtileri gösterebilir, biz yetersiz bilgimizle bunu geriye gitmek diye algılarız. Gidenin yerine daha iyisi gelir iyimserliği de saçmadır. Geçmiş değerlerin yerine konulan derme çatma değerler bize geçmiş değerleri özletir. Bunu geçmiş tapınmacılığıyla karıştırmamak gerekir. Bu özlemi geçmişin çukuruna atılmış değerleri vaktiyle doğrudan yaşamış olanlar duyarlar daha çok. Bunu duyarken gidenin geri gelmeyeceğini de bilirler. Yapılacak şey geçmiş değerleri diriltmeye ya da hortlatmaya çalışmak değildir. Bugünkü çürük değerleri canım bunlar da hiç kötü değil duygusallığıyla geçerli kılmaya çalışmak da değildir. Yapılacak tek şey yeni değerler yaratmak yolunda kolları sıvamaktır.

Burada bize karşı çıkanlar olacaktır. Diyebilirler ki değer yaratmak öyle bir günde ya da bir çırpıda gerçekleştirilebilecek bir iş değildir. Ayrıca toplumda yeni değerleri olası kılan koşullar gerçekleşmemişse siz istediğiniz kadar yeni değerler yaratmaktan sözedin hiçbir şey değişmeyecektir. Bu sözler bize hiçbir şey söylemez. Bunlar gelişigüzel yaşayan tembellerin kolaycıların sözleridir, gününü gün etmekten hoşlanan uyuşukların sözleridir, boş vakitleri olan ve bu boş vakitlerini nasıl geçireceğini bilemeyenlerin sözlerdir. Unutmayalım ki değerler toplumun hatta insanlığın değerleridir ama onlar ileri düzeydeki kişilerin bilincinde doğarlar ve toplumun aydınlık dünyasında mayalanırlar. Kültür planında üst düzeyde etkin önderleriniz yoksa değer yaratamazsınız. Önemli olan önder olabilmektir. Her şeyi bildiğini sanan, aklına geldiği gibi konuşan, tumturaklı sözler edebilen birileri yarı aydın sıfatıyla bir takım doğru yanlış görüşler üretmekle değer üretmiş olmazlar.

Değer yaratabilmek için insanı tanımak zorunludur. Kişinin hem kendini hem başkalarını tanıması yani insanı tanıması belli bir çabayı gerektirir. Yaşamı doğru görmek ve doğru anlamak için bilgiye yönelmek önemlidir. İnsan bu tanışıklığa kitaplarda olduğu kadar yaşamın kitabında da ulaşabilir. Kitapların olmadığı yerde yaşamın kitabı dediğimiz şey yetersiz kalır, değer yaratmak açısından insana çok şey vermez. İnsanın yoğun ve derin bilgisine felsefede ulaşabiliriz bilimde ulaşabiliriz sanatta ulaşabiliriz. Yaşama ancak yoğun bir bilgi birikimiyle bakabilirsek bazı şeyleri doğru görme şansımız vardır. İlkin meraklı insanı yaratmak gibi bir yükümlülüğümüz olduğunu bilmeliyiz. Genç bireylere bu merakı erkenden verebilen bir eğitim düzeni kuramadıkça bu alanda çok bir şey elde edemeyiz. Bunun için gençlerin erkenden bellek eğitiminden ve dikkat eğitiminden geçmeleri gerekiyor. Belleği yaşam gerçeğine uygun olarak sağlam bir biçimde oluşturulmuş olmayan bireyin verimli bir bilince ya da yaratıcı bir ussallığa ulaşması olası değildir. Bizim genç insanlarımız erkenden başladıkları eğitim serüvenini kargaşık bir bellekle ve buna bağlı olarak bozuk bir bilinçle tamamlıyorlar. Dikkat eğitiminden geçmedikleri için de bir konuya kendilerini veremiyorlar, dikkatleri hemen dağılıveriyor. Ha deyince değer yaratamayız ya da ısmarlama değer üretimi olmaz gibi kaçaklıkları bırakıp kolları sıvamamız gerekiyor. Bazı aydınlarımızın artık öne düşmelerinin zamanı gelmiştir. Korkaklıklarla ve tembelliklerle salya sümük vedalaşıp değer yaratma çabasına girmeliyiz. Başlangıçta biraz zorluk çekilebilir. Düşünmeye alışmamış kafaların ısınması vakit alabilir. Çok değil, Fenerbahçe’yi ve Galatasaray’ı sevdiğimiz kadar kültürü sevebilsek inanın çok şey değişecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.