Gençler suçsuz!

Geçen hafta Londra’da yaşanan bıçaklama ve silah olayları bizleri üzdü. Sadece geçen hafat içinde 6 Ocak ayından bu yana 50 gencin hayatını kaybettiği olaylar bir çok kesimi endişelendiriyor. Baze kesimler işin kolayına kaçıp hemen gençleri olup bitenlerden dolayı suçlarken, baze kesimler ise hükümetin 2010 yılında bu yana hayata geçirdiği tasarruf politikaların olup bitene katkı sunduğunu dile getiriyor.  Türkiyeli toplumun yoğunlukta yaşadıkları Hackney, Islington ve Waltham Forest gibi bölgelerde yaşan olaylarda ölenlerin bir çoğunun ya yanlışlıkla yada yanlış yerde olmaktan hayatlarını kaybetmeleri aileri daha da üzen gelismlerin başında geldi. Yaşları 15 ile 25 arası yaklaşık 50 gencin bu şekilde hayatlarını kaybetmleri bir çok anne-babanın yaşadıkları bölgeleri sorgulamalarına yol açtı. Peki ama dünyanın en zengin 6. ülkesi olan İngiltere’de neden bunlar yaşanıyor? Sadece çeteci gençler diyerek bu sorun çözülür mu? Gelin bu soruya beraber bakalım.

Gencecik insanların bu yaşta sokak ortalarında, kimi zaman silahla, kimi zamanda bıçakla hayatlarını kaybetmelerindeki en büyük sorumluluk 2010 yılında bu yana iktidarda olan, Muhafazakar Parti hükümetin kendisindir. 2010 de iktidara geldiğinde bu yana, başta eğitim olmak üzere, çocuklar ve gençler için her türlü olanakların kesen, ekonomik krizi yaratan bankerleri koruyup yoksul ve dar gelirli ailelerin başta sosyal yardımları ve diğer tüm olanakları bir bir budayan Muhafazakarlar, utanmadan aileleri ve gençleri suçluyor. Burdan yola çıkan bir çok kişi açıklamalarda gençleri çete üyesi olmak ile suçlarken, gençlerin neden çete yada yasadışı olaylar içindeki kendilerini buldukları konusunda ele avuca sığacak bir açıklama yapamıyor. Çete üyesi diyerek olup bitenlerin kolay bir şekilde üstünün kapatılmaya çalışıldığını görmek bu anlada önemli. Hiç bir genç çete üyesi yada yasadışı suçlara katılmak için dünyaya gelmez. Yada dini, dili, ırkı ne olursa olsun hiç bir anne ve baba çocuklarını çete üyesi yada uyuşturucu satıcısı olarak yetiştirmez. Bu anlamda yaşanılanların gençlere dayatılan zor koşullar, olanakların budanması ve artan yoksulluğun bir sonucu olduğu görmek önemli.

2010 yılında başta koalisyon ve daha sonra tek başına iktidara gelen Muhafazkar Parti, gelir gelmez kolej öğrencilerine verilen Education Maintenance Allowance (EMA) haftalık £30’luk ek desteği keserek işçi emekçi ve yoksul gençlere olan savaşını gösterir şekildeydi. Bu uygulamayla binlerce yoksul gencin kolej eğitimine devam etmesini engelleyen hükümet, binlerce gencin üniversite ve meslek olanağına baltaladı. Bu kesintiyi özellikle yerel bölgelerde gençlere daha iyi sosyal hizmetler vermek ile hükümlü olan gençlik merkezlerine yapılan kesintiler takip etti. Hükümetin yerel belediye bütçelerinden yapmak istediği kesintilerden en çok gençlik servisleri zarar gördü. Yapılan bir araştırmaya göre Londra genelinde gençlik servislerinden 22 milyon sterlin kesinti yapıldı. Bu ortalama belediye başına yaklaşık bir milyon pounda tekabül ediyor. Bu kesintiler sonucu yaklaşık 1000 tane gençlik merkezinin kapanmasına ve gençlere belediyeler tarafında verilen eğitsel ve sosyal bir çok olanağın kaldırılması anlamına geldi. Bu olanaklar 15,000 gencin bu olanaklardan mahrum olmasına yol açtı. Belediyelerde gençler ile çalışanların sayısı ortalama %39 azaltıldı. Gençler için çalışma yürüten gönüllü dernek ve vakıfların fonlarında %35 kesinti yapıldı. Bunlar hayata geçirilen kesintiler olurken, belediyelerin 2017-2018 bütçeleri bu kesintilerin devam edeceğini gösterdi.

Gençlere yapılan saldırılar, büyük mucadeler ile elde edilen hakların gaspı bunla kalmadı. Bu kesintileri daha sonra üniversite harçlarına yapılan artış takip etti. Yoksul, işçi ve emekçi çocuklara her olanağın kapısını kapatmak istercesine hayata geçirilen bu artış yıllık üniversite harçlarının £6000-£9250 yükselmesi ile devam etti. Bu paranın borç olarak alınıp daha sonra ödenebileceği ne kadar söylensede gençler binlerce pound borçtan kaçıp hayatı başka yerlerde aramaya başladılar. Gençler için bu kesintiler yaşanırken, çocukların hayata daha iyi bir başlangıç yapmalarını sağlamak amacıyla 1998’de İşçi partisi yönetiminde ülkenin dört bir yanına açılan  Sure Start ve Çocuk Merkezleride ortadan kaldırılan diğer servislerden bazıları oldu. Koalisyon Hükümeti iktidara gelmeden önce açılması planlanan 3500 Sure Start ve Çocuk Merkezi, başta koalisyon hükümeti ve daha sonra Muhafazakar parti hükümeti tarafından kapatılmaya başlanıldı. Gelir gelmez kapatılan 250 çocuk merkezini her yıl kapatılan çocuk merkezleri devam etti. En son 2017 yılında 45 daha kapılan Sure Start Çocuk Merkezleri yapılan fon kesintiler ile ayakta durmakta zorlanıyor.

Gençlerin ve ailelerinin yaşam koşullarını zorlaştıran gelişmeler bunlarla kalmadı. Okul bütçelerinde 2019 yılına kadar yapılması planlanan 3 milyar sterlin kesinti, okul müfredatında ve sınav sisteminde yapılan değişiklikler gençlerin ve çocuklara bu hükümetin ne kadar değer verdiğini gösterir şekildi. Okul bütçelerindeki kesintiler ile binlerce çocuğa verilecek ek yardımlar ve olanaklar ortadan kalkarken, yeni sınav sistemi çocukların başarılı olmasında büyük engel teşkil ediyor. Genişleyen ders içeriği yanında, okul içinde azalan ek yardımlar, başta yoksul ve dışardan yardım alamayan çocukların eğitimde başarılı olması zorlaştırıyor.

Artan işssizlik, sosyal yardımlardaki kesintiler derken bu hükümetin çocuklara, gençlere, işçi ve emekçilere yaptığı saldırılar hakkında buradan sayfalarca bilgi verebiliriz. Son 8 yılının bu sistem içinde geçirmiş bir gencin çete üyesi yada ailesi ve kendisi için daha fazla gelir için neden yasadışı işleri giriştiğini görmemiz bu bilgiler doğrultusunda şaşırtıcı olmasa gerek. Bir çok hükümet yanlısı gazete ve medya kuruluşu anında gençleri suçlarken, hiç bir yukarda belirtilen bilgileri paylaşma zahmetine girmiyor. İşi sadece polis sayısındaki azaltılma olarak bakan bir çok kesim, buna Londra Belediye Başkanı dahil, bu tavırları ile gençleri ve gençlerimizi suçlamaktan başka bir şey yapmıyorlar. Toplumun en dinamik, en enerji dolu, yetenekli ve öğrenmeye hazır olan kesimini oluşturan gençlere daha iyi olanakların sunulması için, Türkiyeli ve Kürt toplumu olarak yerli ve diğer azınlıklar ile sesimizi duyurmamız önemli. Bugün ölen gençler Afro Karayipli yada Ingiliz olabilir, fakat bizler bu konuda gereken duyarlılığı ve mücadeleyi göstermezsek yarın birgün bu acıyı toplum olarak yaşamamız içten bile değil.

Not: Yukardaki yazımda Muhafazkar Partinin gerek koalisyon hükümeti döneminde gereksede tek başına iktadara geldiği günden bu yana gençlere, işçi ve emekçilere verdiği değeri veriler doğrultusunda sizlere sunmaya çalıştım. Fakat bu hafta içi yerel ve sosyal medya üzerinden karşılaştığım bazı gelismler beni şaşırttı. Türkiyeli, Kürt ve Alevi toplum içinde ilerici görünen, yeri geldiğinde haktan İnsandan dem vuran bireylerin, yaklaşan belediye seçimlerinde yukarıda bahsedilen Muhafazakar Partiden aday olmaları kendi kariyer ve bireysel çıkarların dışında birşey değildir. Toplumu temsil ettiklerini söyleyen bu kişiler, Muhafazakar parti yönetiminde iş, ücret, çalışma ve zorlaşan hayat koşulları ile ne beni nede toplumun çoğul bir kesimini temsil etmiyor. Dinsel ve etnik kimlikler üzerinden oy vermek yerine, sizlere ve çocuklarınıza daha iyi bir eğitim, sağlık, kamu servisleri savunan ve bunun mücadelesini veren adaylara oyunuzu verin. İlerici bir kimliğe sahip olan, her zaman işçinin, emekçinin ve ezilenin yanında duruş sergileyen Türkiyeli, Kürt ve Alevi toplum ve kurumların bu platformdan çalışma yürütmesi büyük önem taşıyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen − 13 =