Generation next

Bir arkadaşım beşbuçuk aylık hamile. Yakında ikinci kız çocuğunu dünyaya getirecek. Yaşı 35’in üzerinde olduğu için gerekli olan her türlü testi yaptırmaya dikkat ediyor. Her hamile kadın bu hassasiyeti gösterir ama 35 yaşın üzerindeki anne adayları daha dikkatli olmak zorundadır.


Yaptırdığı testler sonucunda çocuğunun 47 kromozoma sahip olduğunu öğrendiğinde haklı olarak dünyası karardı. Çocukta Down Sendromu mu vardı, yoksa başka bir genetik ya da kromozom hastalığı mı? Arkadaşım ve ailesi çok tedirgindi. Yapılan sonuçlar çocuğun normal gelişim gösterdiğini, fazla olan kromozomun 21. kromozoma yapışık olmaması nedeniyle Down Sendromu’ndan söz edilemeyeceğini söylüyorlardı ama ailenin tedirginliği geçmek bilmiyordu. Yapılan bütün testlerin sonuçları hem burada hem de Almanya’da incelendi. Sonunda çocuğun doğumunu engelleyecek bir durum olmadığına karar verildi. Yakında bebek dünyaya gelecek. Şimdi herkes dünyada eşi benzeri olmadığı söylenen bu özel bebeği merak ediyor.


Ben bu özel bebeğin kristal çocuk olacağını düşünüyorum. Ablasının indigo çocuk olması nedeniyle böyle bir düşünceye kapıldım. Biliyorum bilim adamları ve özellikle de tıpçılar buna gülüp geçecek, üzerinde konuşmaya bile gerek görmeyecek ama, ben yine de buna inanmak istiyorum. Gelecek nesillerin özel yeteneklerle donatılmış olarak dünyaya geleceğine inanmak istiyorum.


Bilim adamları bu çocuklara inanmıyor ama, dünyanın 20 – 30 yıl içinde küresel ısınma sonucu çok büyük değişiklikler göstereceğini kabul ediyor. Küresel ısınma yüzünden normal diye bildiğimiz hava şartları değişti, değişmeye de devam ediyor. Yine bilim adamlarının söylediğine göre uğur böcekleri, mercan kayalıkları çok kısa bir süre sonra yok olacak. 2050’ye kadar bitki ve hayvan türlerinin dörtte biri ya da bir milyondan fazlası yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Binden fazla kuş türü de öyle.


Güney Afrika, Brezilya, Avrupa, Avustralya, Meksika ve Kosta Rica’daki binlerce bitki, memeli, kuş, sürüngen, kurbağa ve böcek türü incelendikten sonra bitkilerin yaprak çıkarması veya kuşların yumurta bırakması gibi süreçlerin doğal zamanından önce başladığı görülmüş.


Tüm bunlara bakarak doğanın dengesinin bozulduğu söyleniyor. Ben doğanın dengesinin bozulsa bile yeni koşullarla birlikte yeniden düzeleceğine inanıyorum. Dünyanın bir değişim içinde olduğu apaçık ortada. Bu değişime uyum sağlayamayanların yok olacağı da apaçık ortada. Değişen koşullarına uyum sağlayabilen bitkiler, hayvanlar, insanlar ve diğer bütün canlılar yeni dünyada yerini alacak. Uyum sağlayamayanlar da yok olacak.


Bu yüzden diyorum ki, gelecek nesil bize pek benzemeyecek. Zaten şimdiki çocuklar da benzemiyor değil mi? Yeni nesil çocukların bizden farkı, yaşanılan çağın özelliği olarak bir bilgi bombardımanı içinde doğmaları. Bu yüzden bizden farklı olarak var olan üstün özelliklerini gösterme imkanları daha fazla. Çünkü teknolojinin vardığı son noktayla dünya o kadar çok küçüldü ki, oturdukları yerden dünyaya seslerini duyurabiliyorlar.


İndigo çocuk ve kristal çocuk deyimleri bu yüzden ilgimi çekiyor. Konuyla ilgili birkaç yazı okudum. Konuyla ilgili kitapların olduğunu da biliyorum. Hatta bu çocukları ve ailelerini biraraya toplamak amacıyla internet siteleri de kurulmuş. Tüm bunlardan öğrendiğim kadarıyla söyleyebilirim ki, günümüz çocuklarında sıkça görülen ‘hiperaktivite’nin indigo çocuklarla ilgisi var.


Çocuğunuza ‘hiperaktivite’ tanısı konmuşsa, biraz bu konuya eğilin derim. Belki de çocuğunuz indigodur. Eğer çocuğunuz normal çocuklar gibi davranmıyor, kendisine çocuk muamelesi yapılmasına tepki gösteriyor, aşırı yaramazlık ya da tam tersi durgunluk gösteriyorsa, yaşından beklenmeyecek kadar zeki ve ailesiyle tartışacak kadar uyumsuzsa biraz durup düşünün bence.


Gerçi psikiyatristler indigo çocuk tanımını kabul etmeyecektir ama okuduğuma göre sanatçı, kavramcı, hümanist ve dünya dışı olmak üzere dört tip indigo çocuk varmış. Her birinin birbirinden farklı özellikler göstermesine rağmen bütün indigo çocukların zeki, hassas ve çevrelerinde iyi etki bıraktığı söyleniyor.


Onlar bizim zamanımızın çocukları değil. O yüzden klasik olan her şeyi, söz gelimi klasik eğitim tarzını, klasik anne baba ilişkilerini reddediyorlar. Onlarla iletişim kurabilmeniz için konuşmanız gerekli. Bu çocukların misyonunun sorgulamak, eskimiş ve işlemeyen her şeye meydan okumak olduğu kabul edildiği için onlara bir şey öğretmek istiyorsanız, mantıklı açıklamalarınız ve dayanaklarınız olmalı. Algıları ve sezgileri çok yüksek olduğu için duygusal sömürüden ve koşullara göre değişen sevgi belirtilerinden nefret edeceklerini unutmamalısınız. Duygusal zekalarının güçlü ve algılama yeteneklerinin bizden farklı oluşu nedeniyle 21. yüzyılı indigo çocukların şekillendireceği söyleniyor. Savaşçı ruha sahip olan bu çocuklar bugün 25 ile 7 yaş arasındalar.


Peki son yedi yıl içinde indigo çocuk doğmadı mı? Yine okuduklarıma göre 1995’ten sonra kristal dediğimiz çocuklar dünyaya gelmeye başlamış. Kristal çocuklar da indigo çocuklar gibi psişik güçleri gelişmiş olarak dünyaya geliyorlar. Onların indigolardan farkı savaşçı ruhlu ve öfkeli olmamaları. Daha mutlu, daha bağışlayıcı ve sakin yaradılıştalar. Doğaya ve hayvanlara duyarlı olan bu çocuklar şefkat ve huzur dolu olmalarıyla dikkat çekiyorlar.


Benim okuduklarımdan anladığım kısaca şu: İndigo çocuklar ters giden her şeyi yeniden yapılandırmak için dünyaya geldi. Savaşçılıkları, hırçınlıkları, sorgulamaları bu yüzden. Kristal çocuklar ise indigo çocukların kurduğu yeni dünyaya sakinlikleri, barışçıl ve sevgi dolu oluşlarıyla refah ve mutluluk getirmek için dünyaya geliyor.


 


*Yazarın diğer çalışmaları için www.birsenaltiner.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.