Gençler etik değerleri tartışıyor

PAYLAŞ

düşünmek ve tartışmak amacıyla gelen gençler, seçtikleri  komitelerde hazırladıkları bildirileri sundular.
 
Medya Etiği konusunda gençlerle bilgi ve deneyimlerini paylaşan Show TV Genel Müdürü Saner Ayar, soruları yanıtlarken, “önce gazeteci kimliği mi, insani değerler mi” sorununa değindi. Meydanın suçlandığı konularda medya okur yazarlığının ve bunu gerektiren eğitimin önemini vurgulayan Ayar, ailelere bu konuda çok iş düştüğüne dikkat çekti. Medyayı  toplumu zehirlemek ya da uyutmak konusunda suçlamak yerine, gençlerin sahip oldukları bu eleştirel bakışı korumak ile beraber eğitimin önemini de kavramaları gereğine değindi. “İşsiz bir gencin kendisini yakacağı bilgisi ile haber yapmaya gelen medya mensuplarının, bu olayı kameraya çekmek yerine müdahale etmelerinin daha önemli olduğuna değinerek, “yardım etmek erdemdir, kaçırılan haber telafi edilir ama kaçırılan insanlık telafi edilemez” diyerek gazeteci kimliğinden önce insan olmanın gereklerine göndermede bulundu. Öğrencilerden birinin Hrant Dink’in öldürülmesi arkasından “hepimiz Ermeniyiz” sloganının medyada çok yer kapladığı ve çeşitli tartışmalara ortam olduğu konusunda rahatsızlığını dile getirmesi üzerine, Sayar; “Dink benim gibi sarı basın kartı taşıyan bir Türk vatandaşıydı, Ermeni olmasından öte bir gazeteci olarak hedef olmuştur” dedi. “Hepimiz Ermeniyiz” denilirken  bu ülkede yaşayan ve kalan Ermeni vatandaşlarımızın rahat hissetmelerini sağlamak istendiğini dile getirdi. Ermeni, Kürt, Türk ayrımı gibi ırkçılık ya da etnik köken ayrımcılığı  ile uğraşmak yerine, umut verici bu duruşlarını korumalarını istediği gençlerin, haberler, magazin, Kurtlar Vadisi gibi diziler, medyadaki şiddet, gösteri programları gibi konulardaki sorularını zaman zaman zorlanarak yanıtladı.


Bilim-teknoloji etiği konusunda bilimsel ve teknolojik araştırma ve ilerlemelerin tehlikeli durumlar ortaya çıkarıp çıkarmadığı, insan hakları ihlallerine sebep olup olmadığı tartışıldı.


Tıp etiği konusunda, ABD’de bir ailenin zihinsel engelli 9 yaşındaki çocuklarının bedensel gelişimini tıbbi müdahale ile durdurmasından sonra, Ankara’da da bir annenin spastik çocuğunun bakımını daha kolay üstlenebilmek için bu tür bir operasyonla büyümesinin engellenmesini istemesi haberinden yola çıkarak, insan bedenine müdahalenin ne kadar doğru olduğu, deneysel yöntemlerin hastalara uygulanmasının etik olup olmadığı gibi konuları ele aldılar.


Sporda saldırganlık, şiddet ve ırkçılığın nedenlerini spor etiği açısından değerlendirilirken, devlet sanatçılarının dizi oyuncusu olmalarına kısıtlama getirilmesi, tiyatro sanatçılarının mecburi hizmet kapsamında tiyatrosu bile olmayan şehirlere gönderilip meslekten soğutulması gibi konularda da, sanat etiği kapsamında değinildi.


Farklı okullardan bir araya gelerek güncel konulardaki problemli yanları tartışıp, etik olanın ne olduğunu sorgulayan pırıl pırıl gençlerin heyecanlarını, kimi zaman yetişkinlerin kaybettikleri,  hayat karşısındaki ciddiyetlerini, bizim seçtiğimiz bizi yönetenlerde bile görmekte zorlandığımız birbirlerini dinlemekteki sabır ve saygılarını, gelecek ile ilgili kaygılarını geleceği düzeltmek adına umuda dönüştürmelerini görmek,  karanlıklar içinde güneş ışığına kavuşmak gibi bir duyguydu benim için. 8 öğrencimle katıldığım bu forumda, bir kenarda sessizce onları izlerken,  belki de birisiyle gurur duymanın ne demek olduğunu ilk defa anladım. Henüz anne olmadığım için bir ebeveynin çocuğunun büyüyüp serpildiğinde, doğru davranışlar sergilediğinde hissettiği duygu buna benzer bir şey olsa gerek diye  düşündüm. Onların yanlışları sorgulamaları ile, dünyayı düzeltme umutları ile, doğruyu arama merakları ile, dünyanın umudu olduklarını düşündüm.


17 yaşında bir genci tetikçi yapan, hırsız yapan, kapkaççı yapıp bir telefon için adam öldürten, madde bağımlısı yapan, faşist yapan ya da uyuyan bir asalağa çeviren yaşlı dünyanın yetişkinlerini, zamanda geriye götürüp dondurmak ve çocuk kalmalarını sağlamak isterdim. Böylece başkalarına zarar verememiş olurlardı. Keşke meraklı küçük çocuklar hiç büyümese ve hep aynı saflık ile yaşayabilselerdi. Yetişkinler dünyasında çocuk kaldığım için şaşkınlığını hiç yitirmeyen biri olduğumu bir defa daha anladım.

CEVAP VER