Gençlerle 31. yıla merhaba

Gençler, “Merhaba” diyen tınılarla, festivalin tüm zorluklarına karşın, yaşamını genç bir festival olarak sürdüreceğinin, sahiplenildiğinin, mesajını ilettiler.

Konser başlamadan az önce, önceki Cumhurbaşkanımız Ahmet Nejat Sezer ve eşi salona girdiğinde, kopan alkış seli ve izleyicilerin büyük çoğunluğunun ayakta sürdürdüğü bu alkışlar, bir sevinçmiydi, özlemmiydi, bir anlamda tepkimiydi, karamsar Ankara bulutlarında aydınlığa özlemmiydi. Ya da başka tanımlamaları da ekleyeceğimiz, hepsi bir arada, buluşmanın verdiği güçle, bizde varız, bizi yok sayamazsınız haykırışımıydı. Nasıl algılamak isterseniz.

Konser başladığında ise, sahnenin gençlerle dolması, bir başka Ankara’nın varlığının, gür sesinin, bir şekilde haykırıştı adeta.

Çaykovski’nin, kuzeyden gelen tınıları ile başladı konser. Anara’da ki senfoni orkestralarında yer alan, öğrenciliğini sürdüren gençler, bu tınıları Ankara’lılarla buluştururken, heyecanlarını seyirciye de yansıtarak, onları güzel bir yolculuğa çıkarttılar. Şef Orhun Orhan’ın, gençlerin bu heyecanını, notaları seslendirmelerini yönetirken ki becerisi, duygusal havayı bir o kadar da etkiledi.

Ve sahne de, genç bir kızımız, DEMRE ERDEM. Arkadaşları ile Joseph Haydn’in “Obua için Konçerto”sunu seslendirirken, iletilen mesaj da bir başka farklılıktı. Bu eser seslendirilirken, Şef sahne de yer almamıştı. Bu da, gençlerin özgüveninin seyirciye aktarılmasının bir başka şekliydi herhalde. Solist ve orkestra elemanı gençler, enstrümanlarının tınıları ile şarkılarını sürdürürlerken, özgürlüklerin öneminin, farklılıkların birleştiğinde, nasıl gür ve güzel seslere ulaşıldığını gösteriyorlardı. Canlı, ağır, yumuşak, duygu zenginliği ile neşeli çığlıları yükseltiyorlardı. Demre Erdem, heyecanlı, alkışlara bi bis ile yanıt vermeğe çalıştı. Obuanın sesi, son zamanarda, kulakları yıpratan bağırmaların, etkisini silip götürmeyi amaçlıyordu. Gürültü kirliliğinin yerini, güzel melodiler almak için yarışıyorlardı.

30’lu yaşlarda ileleyen genç bir besteci ONUR NURCAN. Konserin ikinci yarısında, İzmir’den, EGE’den sesleri, Ankara’ya taşıyordu. Mistik bir söylem olarak da belirtebileceğimiz, dingin, vakur sesler, yaşamın rüzgarı ile dalgalanıyordu. Bu dalgalanma da, tüm orkestranın gür sesi ile doruklara taşıdığı bu sesi, sonra sakin bir rüzgar esintisine dönüştürüp, ılık bir sevgi yumağı oluşturuyordu. ONUR NURCAN, bu “FANTASİA” bestesi ile bir arayışı içinde aramız da dolaşıyordu. Alkışlar sonunda Şef, izleyiciler arasında olan besteciyi sahneye alarak, tanıtıyordu. Bir gencin, duygu ve tını zenginliğini, genç arkadaşları enstrümanları ile hayat buldururken, seyircilerin alkışlarına onlar da katılıp, yeni eserler seslendirme özlemini yansıtarak, arkadaşlarını selamlıyorlardı.

Sahne de gençler, bahar ile birlikte bir gençlik rüzgarı estirmeyi, Cesar FRANK’in şiiriyle sürdürdüler. “Psyche”. Cesar FRANK’in, mitolojik bir aşk öyküsünü, bir kızın güzelliğini aktarıyordu. Gencer, acaba aşkı duyumsatarak mı konseri tamalamak istiyorlardı.

Dostumuz Şefik Kahramankaptan’ın, programı anlatımında da belirttiği gibi, beş bölüm olan eserin, korolü bölümünü çıkarılarak, dört bölüm halinde seslendirilmesi yaygın uygulamasına, bu konserde de uyulmuş ve korolü bölüm olmaksızın, dört bölüm olarak seslendiriliyordu.

Konser sona ermişti. Alkışlar sürüyordu ve seyirciler salondan ayrılmıyordu. Şef yeniden sahnede yer aldığında, bir tekrarla, gençler olarak, genç arkadaşlarınını notalarına yine yaşam verdiler. ONUR NURCAN’ın “FANTASİA” eserini yeniden seyirci ile buluşturdular.

Sevda Cenap And Müzik Vakfı’nın başlattığı, 31 yıldır büyük bir özveri ile sürdürülen Festival, Ankara’ya va Ankara’lılara yaraşır bir etkinlikle, 2014 Nisan başında baharı böyle karşıladı.

Konsere gelirken ki bahar yorgunluğu değildi. Ama son ayların, günlerin yorgunluğu, tam olarak geçmese de, yenilenme ile tatlı bir rahatlığa ulaşmıştı. 4 Nisanda başlayan etkinlikler ay sonuna kadar sürecek. Sonra gelecek yılın, 32. yılın hazırlıkları başlayacak.

Ülkemizde, her yıl sayısal ve içerik olarak de zenginleşerek artan festivaller, baharla başlangıç yaptılar. Ankara’da da esmeye başlayan bu rüzgar, gelecek günlerde tüm yurda yayılarak, bir çok festival ile buluşmalar artacak.

Engellemelere, kapatma ve dağıtma girişimlerine karşın, bu seslerin yükselmesi ve sürmesi dileği ve özlemi ile.

_________________________

İstanbul. 7 Nisan 2014. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

AÇIK GAZETE: Yazarımız İsmail Bayer’in torunu Selin Çelik doğdu… Küçük Selin’e ‘dünyamıza hoşgeldin’ derken bütün aileyi kutluyoruz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seventeen + 20 =