Gerçek demokrasi dersi

Öğrencilere Demokrasi Dersi Vermeye Kalkanlara
GERÇEK DEMOKRASİ DERSİ

Bu yazı, mezun olmaktan gurur duyduğum Ankara Üniversite Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencilerinin demokratik protestolarını “faşizm”, “demokrasi düşmanlığı”, “illegal eylem” ve “şiddet gösterisi” olarak niteleyerek öğrencilere demokrasi dersi vermeye kalkanlara Gerçek Bir Demokrasi Dersinin verilmesi gerektiği düşüncesiyle yazılmıştır.

***

Demokrasi, halkın halk tarafından halk için yönetildiği çağdaş siyasal sistemlerden birisidir. Ne var ki, her demokrasi iddiası, gerçek anlamda demokratik bir rejim olunmasına için yeterli olmamaktadır. Bu nedenle, dünyanın değişik bölgelerinde demokratik olduğunu iddia eden çok sayıda rejimin demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmadığını gözlemliyoruz.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti’ne, Sahra Arap Demokratik Cumhuriyeti’nden Zaire Demokratik Cumhuriyeti’ne, işgal altındaki “demokratik” Irak’tan Afganistan Demokratik Cumhuriyeti’nden Etyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti’ne ve Afrika’nın diktatörlükle yönetilen sözde demokrasilerine kadar birçok devlet, demokratik bir rejim olduğu iddiasındaydı. Bütün bu kafa karışıklığı atmosferinde, demokrasinin ne olduğu ve ne olmadığı konusuna açıklık getirmekte yarar var.

Demokrasi Nedir?

Demokrasi kavramı, birçoklarımızca ağzımızdan düşürmediğimiz, ancak çoğumuzca da içeriği ve nitelikleri tam olarak bilinmeyen bir kavram. Demokrasi, kökleri eski Yunan uygarlığına uzanan önemli kavramlardan birisidir. Demokrasi ile siyaset (politika) kavramları, bugün sıkça kullandığımız kavramlar arasında kökleri çok eskilere uzananlardır. Politika (siyaset) kavramı, eski Yunan’da “polis” kavramından türetilmiştir. Polis ise bugün bildiğimiz kolluk ya da güvenlik güçleri anlamına gelmez. Polis, eski Yunan’daki “kent devletleri” ya da “kent devletleri”ne verilen isim idi. Bu nedenle, politika kavramının da eski Yunan’da ortaya çıktığı söylenebilir.

Demokrasi kavramının, eski Yunan’daki iki kavramın birleşmesinden oluştuğu görülür. Bu kavramlar, “Demos” ve “Kratos” (Kratein) kavramlarıdır. Demos, eski Yunan’da Polis’in mahalleleri olan Deme’lerde yaşayan “halk” anlamına gelmekte iken, Kratos kavramı da “yönetim” anlamında kullanılmaktaydı. Bu doğrultuda demokrasi kavramı, halkın kendi kendisini yönettiği yönetim biçimi olarak anlaşılmalıdır.

Halkın kendi kendisini yönetmesi anlamında demokrasi, elbette, doğrudan yönetim biçimiyle söz konusu olabilir. Bu nedenle, eski Yunan’da, yetişkin erkeklerin tamamının katıldığı bir doğrudan demokrasi modeli görülmekteydi. Ancak bu sistem, köleler ve kadınlar ile yabancıları dışarıda bırakan eşitsizliğe dayalı bir sistemdi. Bugün sözünü ettiğimiz demokrasi ise doğrudan demokrasi olamazdı. Çünkü, milyonlarca insanın her an her kararın alınmasına katılması olanağı bulunmamaktadır. Bu yöntem, bugünün toplumları açısından hem çok masraflı, hem işlevsel olmayan ve hem de olanaklı olmayan bir sistemdir. Bu nedenle, bugünkü demokrasi, temsili demokrasi biçimidir.

16. ve 17. yüzyıllarda burjuva sınıfın feodal topluma karşı mutlak iktidara sahip kralları desteklemesinin nedeni, serbest ve güvenli bir pazar ilişkileri istemiydi. Bu savaşı kazanan kralların mutlak otoriteleri içinde güçlenen burjuvazi, krala karşı Parlamento’nun mücadelesini başlatmış ve temsili demokrasinin vazgeçilmez kurumu olan Parlamento’nun zaferiyle sonuçlanan bu savaşı da kazanmıştır. Bu noktadan sonra, Parlamentolarda temsil yoluyla yeni bir demokrasi modelini yaratan burjuvazi, B. Moore’un da belirttiği gibi, bugünkü demokrasi modelinin yaratıcısı olarak tarihteki yerini almıştır.

Temsili demokrasi, bir siyasal sistem biçimi olarak bugünkü demokratik yönetim biçimlerinin modelidir. Bugünkü temsili demokrasi, temel olarak 3 ilkeye dayalı olarak yaşama geçmektedir. Bu ilkeler, “Temsiliyet”, “Sınırlandırılmış Hükümet” ve “Güçler Ayrılığı” ilkeleridir.

Temsiliyet İlkesi ve Demokrasi

“Temsiliyet” ilkesi, halkın kendi temsilcilerini eşit ve adil seçim koşullarında seçmesini ve bu seçilenlerin belirli bir dönem sonunda yenilenmesini anlatmaktadır. Bu dönemin, genellikle 4 ya da 5 yıl olduğu görülmektedir. Bu sistemde seçimler, siyasal partiler, örgütlenme olanakları, seçme ve seçilme hakkı, ifade özgürlüğü gibi çok önemli haklar ve uygulamaların bulunduğunu görmekteyiz.

Demokrasilerde Temsiliyet ilkesinin vazgeçilmez bileşenleri arasında şunlar bulunur:
• Eşit ve adil koşullarda yapılan seçimler
• Çok partili demokratik yapı
• 18 yaşını doldurmuş her vatandaşa seçme ve seçilme hakkı
• Seçilenlerin seçilme dönemleri sonunda yeni seçimlerin yapılması
• Siyasi parti kurma ve siyasi partilere üye olma hakkı
• Düşünceleri ifade etme özgürlüğü ve diğerleri.

Sınırlandırılmış Hükümet İlkesi ve Demokrasi
Temsili demokrasinin ikinci önemli bileşeni, “Sınırlandırılmış Hükümet” ilkesidir. Bu ilke, ister doğrudan seçilsin, isterse de dolaylı olarak seçilmiş temsilcilerce belirlensin yürütme organının ya da Hükümetin yetkilerinin sınırsız olmadığını anlatmaktadır.
Sınırlandırılmış Hükümet ilkesinde ülkeyi yönetenler ve özellikle de Hükümet yetkilileri, Anayasa, yasa ve diğer hukuksal düzenlemelerle sınırlandırılmışlardır. Ayrıca, Hükümetin yönetme erkinin zaman sınırlaması da bulunmaktadır. Bu noktada önemli olan, temel hak ve hürriyetlerin korunması bakımından Hükümetin Anayasa ile yetkilerinin sınırlandırılmasıdır. Bu sınırların aşıldığı noktada ise Hükümet etkinliklerinin yargı organlarınca durdurulması söz konusudur. Bu noktada, yasama organınca çıkarılan yasaların da Anayasaya uygun olması gerekmektedir.
Bu uygunluğu denetlemek için demokratik ülkelerin çok büyük kısmında, değişik isimlerle de olsa, Anayasa Mahkemeleri kurulmuştur. Diğer mahkemeler ise Hükümet uygulamaları ile bireylerin etkinliklerinin yasalara uygun biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediklerini denetlemektedir.
Sınırlandırılmış Hükümet ilkesinin önemli bir bileşeni de Azınlıkların Korunmasıdır. Buradaki azınlık, seçimlerde iktidar olma hakkını elde edememiş muhalefet partileri ve toplumda farklı kimlikleri paylaşan gruplar olabilmektedir. Demokrasi, eşit ve adil koşullarda gerçekleştirilen seçimlerde halkın temsilcilerini seçmesi ve bu temsilcilerin yönetim erkini oluşturmasıdır. Bu seçimlerde çoğunluk oyunu alanlar, ülkeyi belirli bir süre için yönetme erkini ele geçirmektedirler. Seçimlerde çoğunluk oyunu alamayan partiler ve adaylar ise azınlıkta kalmakta ve bir sonraki seçimlerde çoğunluk olmak için muhalefet işlevlerini sürdürmektedirler. Demokrasi, azınlıkların çoğunluğun tahakkümüne karşı korunması ilkesine dayanır. Bu ilke, azınlıkların bir sonraki seçimlere katılabilmesi ve bu seçimlerde çoğunluk olma olanaklarının bulunması anlamına gelmektedir. Bazı durumlarda bu ilke, çoğunluğun diktatörlüğünün engellenmesi biçiminde dile getirilmektedir. Seçimler sonucu ortaya çıkan çoğunluğun azınlığı tahakküm altına aldığı rejimlerin demokrasi diye isimlendirilmesinin sakıncalarına dikkati çeken bazı siyaset bilimciler, bu sisteme “seçim demokrasi” ismini vermişlerdir.
Parlamentoların çoğunluk tarafından hoş karşılanmayan etkinliklerde bulunan kurumları ortadan kaldırabilmesi ve onları tehdit edebilmesi, demokrasinin “ sınırlandırma” ilkesi ile çelişir. Bu anlamda, çoğunluğun azınlığı yok etmesi, demokrasi değil, Çoğunluk Diktatörlüğü’dür. Bu durum, demokrasinin ikinci ilkesinin ortadan kaldırılmasıdır.
Demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü ve izinsiz protesto hakkı olmaksızın yaşayamaz. Demokrasinin sadece seçimleri içeren Temsiliyet ilkesini öne çıkarıp diğer ilkelerini ve temel insan haklarının kullanımını görmezden gelenler, demokrasiyi değil, otoroiter sistemler ile temsili demokrasinin sembolik unsurlarını karıştıran bir tür yarı-demokrasi olan Seçim Demokrasisi’ni savunmuş olurlar. Buna en güzel örnek ise Singapur’dur. Singarur’da son seçimelerde, onlarca yıldır iktidarda olan Halkçı Hareket Partisi (PAP) milletvekillerinin yarısından çoğu, seçimler öncesinde “demokratik biçimde” seçimi kazanmışlardır. Çünkü, karşılarına çıkacak muhalif aday bulunamamıştır. Türkiye’de protesto hakkını kulllanan üniversite öğrencilerini suçlayanlar, Türkiye’yi Sigapurlaştırmaya mı çalışıyorlar?

Güçler Ayrılığı İlkesi ve Demokrasi

Demokratik siyasal sistemin diğer bir ilkesi de Güçler Ayrılığı ilkesidir. Güçler ayrılığı ilkesi, demokrasi savunucusu olmayan Montesquieu tarafından dile getirilmiştir. Daha sonra demokrasinin temeli olarak kullanılan bu ilke, devlet erkinin 3 ayrı etkinliğinin, 3 farklı organ tarafından kullanılmasını ifade etmektedir. Toplumdaki yönetim etkinliğinde uyulması gereken kuralları ifade eden yasaları yapan güç, Yasama erki; ülkeyi bu yasalara göre yöneten güç ise Yürütme erki olacaktır. Yürütme organının faaliyetlerini Anayasa ve yasalara göre denetleyecek olan da bağımsız bir Yargı Erki de bulunacaktır. Yargı erki, yasaların ve diğer düzenlemelerin Anayasaya uygunluğunu denetleyecek Anayasa Mahkemesi ve her türlü uygulamanın yasalar ve diğer hukuk kurallarına uygunluğunu denetleyecek diğer mahkemelerden oluşmaktadır. Böylece, kuralı koyan, kuralı uygulayan ve bu kurala uyulup uyulmadığını denetleyen organlar farklı olacaktır. Güçler ayrılığı ilkesinin tam uygulandığı sistemler Başkanlık sistemleri olmasına karşın, Parlamenter sistemlerde de yasama ve yürütme organları arasında ayrılık bulunmakta, fakat yürütme organının meclis içinden çıkması nedeniyle aralarında yakın bir ilişki olduğu da görülmektedir.

Demokrasilerde seçilmiş meclisin ulusal egemenliği temsil ettiği ve dolayısıyla her istediğini yapabileceğini iddia etmek, demokrasinin iki ilkesi ile çatışır. Demokrasinin “sınırlandırma” ve “güçler ayrılığı” ilkesine göre, bağımsız yargı, yürütme organının faaliyetlerini kontrol etmek sorumluluğu ile donatılmıştır. Meclis, yasa yapma, halkı temsil etmek ve yürütme organını Anayasada yazan ilke, kural ve araçlar (Meclis Soruşturması, Meclis Araştırması, Gensoru vd.) ile kontrol etmek sorumluluğu ile donatılmıştır. Çoğunluğun diktatörlüğünü savunmak ya da yalnızca seçime dayanan demokrasiyi savunmak anlamına gelen ifadeler, demokrasinin kendisini ortadan kaldıracak söylemlerdir.

Demokrasi, bir denge ve güçler ayrılığı sistemidir. Bunu bilmemek, demokrasiyi bilmemek ve yanlış yaşamak anlamına gelir.

Demokrasi Tipleri

Bir siyasal sistem olarak demokrasi, farklı ülkelerde farklı biçimlerde ve farklı özellikleriyle yaşama geçirilen biçimler yaratmıştır. Bu nedenle, demokrasinin değişik biçimleri olduğu görülmektedir.

İlk ayrım, doğrudan demokrasi ve temsili demokrasi ayrımıdır. Doğrudan demokrasi, halkın kendi kendini doğrudan kendi aldığı kararlarla yönetmesidir. Bu biçim, bugünkü toplumlarda yaşama geçirilemiyor. Milyonlarca insanın yaşadığı ülkelerde bütün kararları bütün vatandaşların vermesi mümkün görünmüyor. Bu nedenle, bugünkü demokrasi, temsili demokrasidir.

Cumhuriyet – Anayasal Monarşi

Temsili demokrasi de nitelik açısından değişik biçimlere ayrılabiliyor. Bugünkü biçimiyle Avrupa demokrasilerini ikiye ayırıyoruz. Demokratik Cumhuriyetler ve Demokratik Anayasal Monarşiler. Fransa ve Almanya, demokratik cumhuriyet iken, İngiltere ve İspanya ise demokratik anayasal monarşi örnekleridir.

Katılımcı Demokrasi

Bugünkü liberal temsili demokrasinin yalnızca dört ya da beş yılda bir yapılan seçimlerdeki halk katılımına dönüşmesi üzerine, halkın yönetime katılmasını değişik yöntemlerle geliştirmeye dönük girişimler olmuş ve İsveç ya da Norveç gibi ülkelerdeki bu girişimlerin yarattığı demokrasi biçimine “Katılımcı Demokrasi” ismi verilmiştir.

Yarı Demokrasiler

Yukarıdaki ayrımlardan başka, demokrasinin bütün niteliklerini taşımayan ve otoriter unsurlar taşıyan demokrasi biçimlerine “Yarı Demokrasi” ismi verilmiştir. Bu tür sistemler, görüntüde demokratik nitelikler taşısa da sistemin özünde otoriter unsurlar bulunmaktadır. Mısır gibi örnekler, yarı demokratik rejimlere örnek gösterilmektedir.

Mısır gibi yarı demokratik rejimlerde temsili demokrasinin bütün kurumları mevcut olmakla birlikte, seçimler sembolik olarak yapılmakta ve Ulusal Demokratik Parti, onlarca yıldır iktidarda bulunmaktadır. Aynı durum, Singapur’da da görülmektedir.

Demokrasi İçin Gerçek Tehditler

Demokratik siyasal sisteme sahtekârlık ve yanıltma yöntemleriyle yeni bir biçim vermeye çalışılırsa, yeni siyasal rejimin ismi Demokrasi olamaz. Demokrasiyi ortadan kaldıran başlıca tehlikeler şunlardır :
• Bağımsız yargının denetim altına alınması ve güçler ayrılığı ilkesinin ortadan kaldırılması
• Devletin bütün olanaklarının iktidar partisini ayakta tutmak için kullanılması
• Devletin elindeki medya organlarının siyasal iktidarın denetiem altına alınması ve ülkedeki medya organlarına uygulanan ekonomik ve siyasal baskılar
• Muhalif basının susturulması, susmayanlar hakkında soruşturmalar açtırılıp büyük gözaltılar gerçekleştirilmesi, muhaliflerin hapse atılması
• Toplumun bütün fertlerinin korkutulup bir korku imparatorluğu yaratılması,iktidara muhalefet edebilecek her oluşumun satın alınarak ya da tehdit edilerek muhalefet etmelerinin önlenmesi
• Muhalif olanlara yaşama, iş yapma ve ayakta durma olanağı verilmemesi
• Halkın fakirleştirilerek oylarının satın alınması
• Seçimlere hile karıştırılması
• Üniversitelerin susturulması, üniversitelerde Rektörlük seçimlerinde en çok oyu alanların değil, iktiadra yakın olanların Rektör olarak atanır
• İktidara yandaş bir medya grubu yaratılması ve basın-yayın organlarının iktidara değil, muhalefete muhalefet yapar duruma getirilmeleri
• İktiadra yandaş sermaye grupları yaratılması ve yandaş sermayenin desteğiyle seçimlerde oyların satın alınmaya çalışılması
• Seçimlerde kömür ve gıda paketleri dağıtılarak, beyaz eşya yardımları yapılarak oyların satın alınması
• Her şeyin yozlaştırılıp muhalefet din ve halk düşmanı ilan edilmesi
• Ülkenin egemenlik ve bağımsızlığını savunan herkesin suçlu ilan edilmesi, demokrasiyi, bağımsızlığı ve egemenliği koruyan bütün kurum ve kuruluşların yıpratılması
• Dış güçlerden destek alınarak demokrasiden kopan sistemin meşrulaştırılmaya çalışılması
Ülkede demokrasiyi tehdit eden bu olaylar yaşanırken demokrasinin vazgeçilmez ilkelerinden birisi olan protesto haklarını kullanan üniversite öğrencilerininin illegal örgüt üyesi ve demokrasi düşmanı ilan edilmesi kervanına katılnaların, bu yazılanları birkaç kez okumalarında büyük yarar vardır.

Bitirirken, önemli bir konunun daha altını çizelim, dünyada muhalif olanlarla, özgür ve bağımsız basınla, bağımsız yargıyla ve öğrencilerle devlet şiddeti yöntemiyle başa çıkmaya çalışan siyasal iktidarların, sonlarını gelmiş demektir. Dünyada bunun sayısız örneği vardır.

__________________________

* Doc. Dr. Birol Ertan (Siyaset Bilimci)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.