Gerçek sorun PKK mı?

Hakkari’de önceki gece yarısı başlayan PKK saldırısı sonucunda Türk Silahlı Kuvvetleri ağır kayıplar verdi. Genelkurmay Başkanlığı, Hakkari Dağlıca’da çıkan çatışmada 12 şehit, 16 yaralı verildiğini, 32 teröristin de etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Bu son günlerde PKK terörünün ulaştığı en acı noktaydı.


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün referandumda oy kullanmak için Kayseri’ye gitmesi sebebiyle terör zirvesi akşam saat 20.00 de başlayabildi. Pek de anlamı olmayan bir referandumda sırf siyasi olarak taraf olduğu için oy kullanıp zirveyi akşam saatlerine alması Cumhurbaşkanına yakışan bir tavır değildi.


Dün gerekli gereksiz her önüne gelen yorum yaptı. Duygular çok yoğun olduğu için kimileri asıp kesti, kimileri de soğukkanlı olmak gerektiğini vurguladı.


Açıklama yapanlar arasında Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de vardı. Vecdi Gönül, “sınır ötesi operasyon planları olduğunu”, ancak bunun hemen olmayacağını söyledi. ABD Savunma Bakanı Robert Gates ile Kiev’de görüşen Bakan Gönül, Irak topraklarında büyük boyutlu bir askeri harekata girişmeden önce PKK’lı teröristlerin tam yerine ilişkin istihbarat elde etmesi gerektiğini söyledi. Gates de harekata geçilmesini sağlayacak istihbarat olmadan, spesifik hedefler bulunmadan sınırın diğer tarafına büyük bir güç göndermenin muhtemelen sivil kayıplara yol açabileceğini söyledi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, Amerika ve NATO’dan gelen bütün durdurma çabalarına rağmen Kuzey Irak’ta yuvalanan PKK’lı teröristlere yönelik operasyon yapılacağını söyledi.


Yani devletin zirvesinde nabız yoklama harekatı vardı. Laf var, icraat yoktu.


Düşünün bir kere günlerdir sınır ötesi harekat ve tezkereyi konuşuyoruz. Bu iç basında olduğu kadar dış basında da yankı bulan bir konu.


PKK da, Kuzey Irak yönetimi de tüm bunları yakından takip ediyor. Buna rağmen söylenenleri kulak arkası edip bu çapta büyük bir saldırıya cesaret edebiliyorlar.


Adeta “hadi gelin, bekliyoruz” diyorlar.  “Hadi gelin Kuzey Irak’a girin.”


Mesut Barzani, yapılacak sınır ötesi operasyonu topraklarına yapılmış saldırı olarak göreceklerini ve topraklarını koruyacaklarını açıklıyor.


Bu savaşın sadece PKK ile olmayacağını, Kuzey Irak’la da olacağını gösteriyor.


Irak’ın işgali başladığında savaşın Irakla sınırlı kalmayacağını, bölgedeki diğer ülkeleri de içine alacağını söyleniyordu.


Şimdi sanki İran’dan önce Türkiye savaşa sokulmak isteniyor gibi…


Eğer operasyon sadece PKK için yapılacaksa, tezkerenin çıkmasıyla operasyonun yapılması arasında bu kadar laf kalabalığına gerek olmazdı. Tezkere çıkar, askere teslim edilir ve iş biterdi.


Oysa öyle olmadı. Önce tezkere çıktı ama “belki kullanmayız” dediler. Şimdi “kullanacağız” diyorlar. Yarın operasyonun tarihini, saatini, hatta yapılacak noktaları açıklarlarsa hiç şaşırmam.


***


Biliyorsunuz Türkiye, PKK terörü ile 1984’ten beri uğraşıyor. 23 yıldır PKK politikası geliştirmediğimize göre sorunu çözmek istemiyoruz demektir. PKK saldırılarının dört yıl ara verip sonra yeniden başlaması da manidardır. Meselenin özüne bakamadıkça, terörün nedenlerini görmek mümkün değildir.


Ne tesadüftür ki, PKK terörü tam da ABD’nin Irak’a müdahalesi sonrasında başlamıştır. ABD Ortadoğu politikasını sürdürürken PKK’yı devreye sokmuştur. ABD’nin Irak’tan sonraki açık hedefleri İran ve Suriye’dir. Türkiye ise açıktan hedef olarak gösterilmemekle birlikte, savaşın içine sokulacak gizli hedefidir.


Önceleri köy kökenli olan PKK, silah bıraktığı dört yıl içinde mücadelesini kentlere taşıdı ve ABD işbirlikçilerinin desteğiyle pek çok sivil haklar elde etti. PKK elde ettiği bu haklarla daha güçlü bir şekilde mücadelesine devam ediyor. Üstelik ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinin gözü pek bir neferi olarak…


Demem odur ki, Türkiye’nin sınır ötesi harekatla Irak’a girmesi sorunu çözmeyecektir. Sorun PKK değil, ABD’nin Ortadoğu politikalarıdır çünkü.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 + 17 =