Gezi Direnişi’nin İngiltere ayağı

Gezi Direnişi’nin İngiltere ayağı

0
PAYLAŞ

Cumartesi Günü Trafalgar Meydanı’nda Gezi Parkı Direniş yürüyüşüne katıldım. İlk kez hem bir gazeteci hem de sıradan vatandaş olarak iki şapkayla yürüdüm… Gazeteci olarak yürürken iki kaygım vardı. İlki haber üretmek, ikincisi mesleğe sahip çıkmak… Sıradan vatandaş olarak da memleket ve çocuklarımın geleceği kaygısı…

Cumartesi eylemi farklı mekanlarda ve uzun saatlerde gerçekleşitği için sanırım 10 bine yakın “çapulcu” geldi geçti… Benim dikkatimi çeken en önemli olay ise PKK’lıların da Türk bayraklarının yanısıra kendi bayrak ve flamalarını açmalarıydı. Bazı ulusalcılar bundan çok rahatsız olsalar da bir PKK’lının (bence çok da doğru) bir sözünü aktarmak isterim:

“Biz Kürtler Türkiye’nin aydınlık yüzüyle barış sürecini sürdürmek isteriz. Çünkü gerçek ve çağdaş bir demokrasi onlar istiyor. Biz de bütün meydanlara bu talep için geliyoruz… Kürtlersiz bir demokrasi düşünülemez, PKK görmezlikten gelinemez…”

Gösteri boyunca “We are awake” yazılı Açık Gazete pankartını taşıdım. Türkiye’de genç, dinamik ve teknoloji dostu bir kuşak hükümetin yaşam biçimlerine bu kadar burnunu sokmasını istemiyor. Bizim kuşaktan farklı olarak hayatı ti’ye alarak, halay çekerek, tweet atarak eylem yapıyor.

Başbakan ise (garip bir şekilde) isteklere karşı dogmatik, afaki ve tehditkar yanıtlar veriyor. Sanki berber salonunda yalnızca 2-3 kişiyi ilgilendiren muhabbet gibi… Örneğin “Varsa söyleyeceğiniz, gelip söyleyin” diyor. Sonra da Taksim Komitesi’nin kendi vekili Bülent Arınç’a gidip söylediklerinden alıntı yapıp, “onu bunu görevden al gibi talepler olmaz” diyor… Başbakan’ın bir an önce danışmanlarını değiştirmesi kendi yararına gibime geliyor. Başbakan’ın AKP’yi de alarak bir an önce gitmesini istediğim için “fazla da tiyo veremem” kusura bakmasın.

Bu arada Gezi Parkı eylemi yapılırken aynı anda Clissold Park’da Süleymaniye Cami çevresinin düzenlediği Anadolu Kültür Festivali’nin açılışını Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz yaptı. Gezi Parkı destekcileri aynı anda Clissold Park’da da eylem düşünmüştü fakat, “provakasyon” düşünülmesin diye vazgeçti… Çapulcuların iyiniyetli ve barış yanlısı olduklarını da not düşeyim…

***

İngiltere’nin eski Dışişleri Bakanı Jack Straw bile tercüme yazılarla Gezi Parkı Direnişi’ni anladı… Straw Times’da kaleme aldığı yazıra Türkiye’de yeni bir 68 kuşağı ruhunun doğduğunu belirterek, “Erdoğan ve kurmayları AKP hükümetinin Türk ekonomisini getirdiği başarılı çizgiye rağmen, genç, orta sınıfın büyük bir bölümünün neden hâlâ kendisini yabancı hissettiğini ve küskün, öfkeli olduğunu anlayamıyor” diye yazdı…

Independent on Sunday yazarı Patrick Cockburn da “Erdoğan bu tuzağa nasıl düştü?” diye sordu. Yazar şöyle devam ediyor:

““Zeynel Abidin (devrik Tunus lideri)ve Hüsnü Mübarek’in (devrik Mısır lideri) 2011’de Arap Baharı’nın başlangıcında halkın baskıya karşı gösterdiği tepkiyi yanlış değerlendirmesini anlamak kolay. Çünkü polis devleti liderleri olarak halkın görüşünü dikkate almıyorlardı. Peki Ama Erdoğan nasıl aynı tuzağa düştü? En basit açıklama uzun süre iktidarda kalanların kibiri. Tavsiyeleri dikkate almazlar, muhaliflerini kötülerler ve hafife alırlar. Bu Türklere özgü bir şey değil. Aynı şey tıpkı Erdoğan gibi üçer seçim kazanan (eski İngiltere başbakanları) Margaret Thatcher ve Tony Blair için de geçerli…”

İngiltere basınındaki genel değerlendirmelere göre özetle, Başbakan kriz yönetiminde başarısız ve böyle sürerse de faturayı kendisi ödeyecek…

***

Bu arada facebook’da “Londra Büyükelçisi Çeviköz Erdoğan’ı böyle uyardı” diye bir mesaja rastladım. Yazıyı teyit etmek için Sayın Büyükelçi’ye telefon ettim ama kendisine ulaşamadım. Yazıyı aynen aktarıyorum:

“Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz’ün tweetleri tartışma yarattı. Çeviköz’ün ‘Dönüşü olmayan noktayı geçmek üzereyiz. Dikkatli olma zamanı’ şeklinde attığı mesaj gazeteciler arasında çok konuşuldu. Gazeteci Murat Yetkin ‘Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz ‘Rubicon* geçilirse, dönüş olmaz. Dikkatli olma zamanı’ mesajı geçti? Neler oluyor? Biri söylese.’ derken Erdal Güven ‘Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz’den twit: ‘Dönüşü olmayan noktayı geçmek üzereyiz. Dikkatli olma zamanı’ Diplomatik uyarı diye buna denir’ yorumunda bulundu.”

***

Nazi Almanyası’nda faşizmin dehşetini yaşayan papaz Martin Niemöller’in ünlü sözü var ya, “Önce komünistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim” diye başlayıp, “Sonra beni götürmeye geldiklerinde, benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı” diye biten…

AKP’nin 11 yıllık iktidarı bana bu sözü hatırlatıyor.

Asker, medya patronları, holdingler hizaya getirilirken, halkın bu kesimlere olan nefreti kötüye kullanıldı.

Emeğe saldırıldı… Tekel Direnişi’ni hatırlayın, üzerinden 3 yıl geçmedi oysa… Tekel’de “Dur” denilseydi Sendikalar Yasası’nda da geçit verilmeyecekti…

Hemen arkasından Başbakan’ın “Ucube” dediği İnsanlık Anıtı yıktırıldı… Kars’a giden bir avuç sanatçının direnişinin yetmediğinde, arkasından Emek Sineması’nın geleceği öngörülmeliydi…

Ve sıra geldi yatak odasına, yetmedi çilingir sofrasına… AKP iktidarı sanki barajları yıktıkca artan ve önlemeyen bir sel felaketi gibi hayatımızın her alanındaydı artık…

Şimdi Gezi Parkı barajında hetorejen ve siyasi önderlikten yoksun bir refleksle bu yıkıma “Dur” denildi… İktidar önce afalladı, şaşırdı ve biraz da panikledi doğrusu. Şimdi toparlanıp saldırıya hazırlanıyor. Toplumun duyarlı kesimleri de kendiliğindenci bir örgütlenmeyle Gezi Parkı’na yığınak yapıyor… Ne yazık ki emeğin sınıfsal desteği sağlanmazsa bütün bunlar yetersiz… Şimdi işçi sınıfıyla ve Kürtlerle safları sıklaştırma zamanı… Korkarım ki Gezi Parkı barajı da yıkılırsa arkasından gelen yeni çağın badem bıyıklı Big Brother’ı…

______________________

*”Rubicon’u geçmek” deyimi, geri dönüşü olmayan noktadan ileri gitmek anlamında kullanılır ve Jül Sezar’ın MÖ 49 yılında Lejyonu ile nehri geçmesine atıfta bulunur.

BİR CEVAP BIRAK