Gittim, gezdim, gördüm (II) / M. Karakaş

Ne zaman Roma’ya  gitsem; ‘ROMA TATİLİ’ filmini ;baş rollerini( Audrey Hepburn ve Gregory Peck’in)  paylaştığı unutulmaz filmi ve “ÖLÜMSÜZ AŞKLARINI” düşünürüm…


Zaten adeta açık hava müzesi gibi olan Roma’da bu duygular içerisinde dolaşmak ona ‘ÖLÜMSÜZ ROMA’ denilmesinin haklı bir kanıtı değil mi?


Yüzyıllar boyunca Roma İmparatorluğu’nun başkenti olan Roma şehri… Antik adı “Citta Eterna” yani “Ebedi Şehir”- “Ölümsüz Şehir”…


Yine turumuza kendi aramızda oluşturduğumuz arkadaş grubu ve daha sonra genişleyen arkadaş halkamızdan oluşan insanlarla başladık.


Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali önünde turu düzenleyen görevlilerle buluştuk. Gümrük ve bagaj işlemlerinin ardından Alitalia Havayolları tarifeli  seferi ile Roma’ya hareket ettik. 3 saatlik uçuştan sonra Leonardo da Vinci Havalimanı’na indik.


Roma’ya varıştan sonra her zaman ki gibi gümrük ve bagaj işlemlerinden sonra da otelimize yerleşmek üzere bizi bekleyen otobüs ve rehberler eşliğinde hareket ettik.
Otelimize yerleştik.  Otelin içinde ve dışında kısa bir keşif yaptıktan sonra:


İsteyen istirahat etti. İsteyen de serbest takılıp kafasına göre hareket etti… Akşam yemeğini otelin restoranında yedikten sonra, yorgun olmadığına güvenenler kısa bir gece turu yaptılar.


Kendini yorgun hissedip, yarın ki maratona hazırlayanlar da her zaman ki gibi istirahata çekildiler.


Klasik İtalya turumuz sırasında bu zengin tarihi mirasa sahip ülkenin en önemli yerlerini  göreceğimizi ve İtalyan kültürünün çeşitliliğini yaşayabileceğimizi biliyordum…


Sabah  güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra saat 09:00 da otelden hareketle panoramik şehir turuna başlıyoruz:


Roma Şehri topografik merkezi; Piazza Venezia ve Mikelanj’ın mimari eseri olan Belediye Meydanı “Campidoglio”, Roma Şehrinin doğduğu ‘Forum Meydanı’, Roma’nın kudret simgesi “Colosseum”, “Anfitiyatro”sunu ziyaret.


Mikelanj’ın en önemli eserlerinden olan “Musa” heykelini görüp, Vatikan’a yöneliyoruz. Burada San Pietro Meydanı ve muhteşem iç ve dış özellikle iç mimari ve süslemeleri mutlaka görülmesi gereken San Pietro Kilisesi’ni ziyaret ediyoruz


Burada bir sorunla karşılaşıyoruz, bunu da becerikli rehberimiz Barbaros oracıkta hallediveriyor. Barbaros yüksek tahsilini İtalya’da yapmış bir genç, tabir caizse tam bir ırlama…


Sorunumuz şuydu: Kilisenin içine Vatikan Muhafızları kısa pantolonla ve kısa kollu, yakası açık bluz, tşört ya da elbiselerle içeri almıyorlar. Yaz olduğu içinde herkes kısa kıyafetler içerisinde, ama Barbaros durumu bildiği için hazırlıklı…


Barbaros’ta çareler tükenmez! Hemen oracıkta kendi pantolonunu çıkarıp bize verdi.
Hazırlıklı olmayanlarda sırayla giyerek içeri girebildiler…


San Pietro Kilisesi’nin içerisindeki koridorlardan ‘Vatikan’a geçebiliyorsun ama çok turist olduğundan bayağı sabırla sıra beklemek gerekiyor… Benden söylemesi… Özellikle Dünyanın neresine giderseniz gidin, en çok karşılaşacağınız turist profilinin Japonlar, Almanlar olduğunu görürsünüz… Son yıllarda Türkler de bayağı değişik ülkeleri gezmeye başladılar. Bunu da belirtmeden geçemedim.


Roma’yı en iyi gezme yollarından biri her zaman  yazdığım ve yazacağım gibi yaya olarak gezmek, o tarihsel dokuya dokunabilmek, havasını koklayabilmek, insanlarla birebir iletişim kurmak benim için nereye gidersem gideyim büyük önem taşır… Ama siz ben ‘taban-vay’ dan hoşlanmam diyenlerdenseniz. Onun da çaresi var. Roma’da herkesin altında bir Vespa-Mobilet olduğunu göreceksiniz. Bu hem trafiği rahatlatmak hem de maceracı bir ruh taşımak bakımından önemli olsa gerek.


Kendinizi mobiletin üstünde daha özgür, daha genç, daha havalı hissedebilirsiniz!
Meraklısı olanlar için bulunmaz fırsat orada sizi bekliyor, haberiniz olsun!
Mobilet kiralamak sorun değil gayet ucuz…


Başka bir yol da trenle seyahat etmek. Ana Gar ‘Termini Tren İstasyonu’ndan Roma’nın her şehrine gidebilirsiniz… Barbaros tam zamanında espriyi patlatıyor:
“Bütün yollar Roma’ya çıkar” diyerek…


Biz de “Atma Barbaros din kardeşiyiz” diyerek onunla dalgamızı geçiyoruz…


       ***                                    ***                                     ***                       


Roma İmparatorluğu bölündükten sonra Hıristiyan dünyasının merkezi haline gelen başkentte zengin tarihi mirasın izlerini her yerde bulmak mümkün.


İmparatorluğun kurulduğu yer olan Forum Palatino, cıvıl cıvıl Piazza di Spagna (İspanyol Merdivenleri), içine attığınız bozuk paraların sizi bir gün yine Roma’ya getireceğine inanılan La Fontana di Trevi (Aşk Çeşmesi), birbirinden güzel meydanlar ve müzeleri ile Roma her zaman ki gibi bizleri ağırlamaya hazırdı.


Biz de elimizden geldiğince bunun tadını çıkarmaya çalıştık. Aşk Çeşmesi’nin önüne geldiğimizde de niyetimizi tutup, çeşmeye arkamızı dönüp, bozuk paraları içine fırlattık. Laf aramızda çeşmenin muhteşem heykellerle süslü havuzunun içerisinde bayağı hatırı sayılır para birikiyor. İspanyol Merdivenlerinde bir süre oturup etrafı temaşa ettikten sonra, alışveriş yapmak için serbest zamanımız ve olanağımız oldu. Sonra da hep beraber otele döndük.


İkinci gün extra olarak düzenlenen gezi programına katıldık. Hemen hemen herkes bu gezi programına katıldı.


Tam gün “Goller ve Şarap Bölgesi Turu; yemekli olarak düzenlenmişti.


İtalya’nın en önemli şarap üreten yöresi olan Castelli, gerek tarihi, gerek doğal güzellikleri, Yanardağ Golleri ve tipik kasabaları ile gezilmesi gereken yerlerin başında geliyordu.


Roma’nın Beverly Hills’i burasıdır. Otelden saat 09:30’da hareketle sabahtan Tivoli’ye geldik. Burada Villa Adriana Şatosunu gezdik. Gerçekten muhteşem bir şatoydu.


Öğle yemeğini (çeşit çeşit pizzalar) yedikten sonra Albano, Castel Gandolfo (Papanın yazlık sarayı), Ariccia, Genzano, nemi (yaz-kış unlu çilek ve böğürtlenleri ile meşhur) kasabaları gezerek, tur sonunda Frascati Kasabası’nda üretilen şaraplardan tipik bir kantinde hem tattık hem de satın aldık.


Sonra  tüm katılanlar neşe içerisinde şarkılar, şiirler söyleyerek ve fıkralar anlatarak, Roma’ya geri döndük…


Çok fazla ayrıntılara girmek istemiyorum. Çünkü yaptıklarımızı ve yaşadıklarımızı bütün ayrıntılarıyla yazmaya kalksam, roman yazmam gerekir.


Üçüncü gün yine tam gün Ostia gezisi ve Plaj Turu extrasına katıldık.


Otelden 09:30 da hareketle Roma’nın sayfiye yerlerinden Ostia’ya geldik. Bölgenin en önemli turistik gezi yeri olan Ostia Antica antik şehir gezisini keyif içerisinde yaptık.
Daha sonra Akdeniz sahil kasabası Ostia’da serbest zamanımız oldu.


Tabii fırsatı kaçırmayıp bu zamanı da plajda yüzerek ve eğlenerek değerlendirdik.
Artık herkesin birbirine yaptığı şakaları yazmaya gerek var mı bilmiyorum…
Hemen hemen hepimiz yemek  için plajın otantik restoranından yararlandık.


Bazı arkadaşlarımız spagetti (makarna), lazanya yemekten bıktık. Evde olsa dönüp bakmayız, değişik tatlar da tadalım. Penne’den, fettucine’ye tagliatelle’den tortellini’ye kadar, onlarca makarna çeşidi ve özel makarna soslarına rağmen:  “Anladık spagetti, lazanya, pizza İtalya’nın sembolü ama n’apalım” diyerek kendilerince haklı şikayetlerde bulundular…


Günün sonunda yine neşe içerisinde Roma’ya dönüş yaptık.


Dördüncü gün yine tam gün olarak (extra) Napoli, Sorrento, Capri turuna yemekler dahil olmak üzere katılıyoruz.


Saat 08.00 de otelden hareket ediyoruz. Bu tura aramızdan katılmayanlar oldu. Daha önce görmüş de olabilirler.


Roma’nın güneyindeki tatil yöresi Sorrento’ya varıyoruz. Şarkılara konu olmuş ünlü Capri Adası’na  gitmek için tekneyle 20 dakikalık bir Akdeniz yolculuğu yapıyoruz.
Tabii bu arada şakanın esprinin haddi hesabı yok…


Barbaros boş durur mu hiç, herkesi eğlendirmek için elinden geleni yapıyor. Yani sizin anlayacağınız her eve bir Barbaros lazım! Öğle yemeğini yedikten sonra, Capri Adası’nda teleferik ile adanın kuşbakışı harika bir görünümü olan tepesine çıkıyoruz. O nefis manzarayı seyrettikten sonra aşağıya iniyoruz.


Ve serbest zamanımız oluyor. Burada da denize girme imkanımız olduğu için bu fırsatı da kaçırmıyoruz. (Mayolarınızı Unutmayın!) Yine tekneyle dönüş yapıyoruz ve bölgenin en önemli şehri  Napoli’de kısa bir şehir gezisi yapıyoruz.


Standart şehir gezisini tamamladıktan sonra , biz kafadar arkadaşlarla birlikte kafamıza göre takılıyoruz. Yanımıza Barbaros’u da alarak… Akşama doğru Roma’ya otelimize dönüyoruz.


Akşam için hazırlık yapıyoruz. Çünkü saat 20:0 de otobüs ile hareket edeceğiz ve Roma’nın tipik restoranlarından birinde mandolinler ve İtalyan müziği eşliğinde nefis bir akşam yemeği yiyeceğiz. Yemekte limitli içki fiyata dahildi.


Gece yemekten sonra Roma By Night (Işıklı Roma) harikalarını seyrederken otele dönüşümüzü de yapıyoruz.


Beşinci gün bütün gün serbestiz. Yani istediğimiz gibi gezebilir, alış-veriş yapabiliriz.
Biz de otobüsle dolaşarak yaptığımız panoramik turu bu defa yaya olarak yapmaya karar veriyoruz.


Bir yandan da sevdiklerimize hediyelik eşyalar alırız diye düşünüyoruz. Bir yandan da akşamı düşünüyoruz. Çünkü Barbaros bizi bu akşam  yemek için özel bir yere götüreceğini söyledi.


Akşam otelden 20:00 de hareket ederek Roma’nın tipik ve kaliteli restoranlarından birinde nefis bir akşam yemeği yedik. Kulakları çınlasın Barbaros’un övdüğü kadar varmış.
Yemekten sonra lokantanın piyano barında İtalyan müziği eşliğinde bize içki ikramı da yapıldı.


Neşe içinde otele döndük. Çünkü yarın elveda Roma… Merhaba Floransa ve Venedik diyeceğiz…


İtalyanlar genellikle turistlere dostça yaklaşırlar; o yüzden dükkan ve barlara girerken, buon giorno (günaydın) veya buona sera (iyi akşamlar) ile selamlaşabilirsiniz.


İtalya’da yankesicilik sıkça görüldüğü için (gerçi bizim ülkemizin de bu konularda oralardan bir farkı kalmadı ya…) sokaklarda yürürken  çanta ve fotoğraf makinenizi kaldırımın iç tarafında tutmaya özen gösterin.


İtalya’nın kafeleri de meşhurdur. Hele Roma Meydanı’ndaki 1730 yıllarda açılan ve her dönem ünlü sanatçıların uğrak yeri olan ‘Kafe Greko’ ya  gitmezseniz olmaz. Orada mutlaka nefis bir kahve için derim…


İtalya’da iyi yemek yemek için pahalı restoranlara gitmenize gerek yok. Yerli halka hizmet veren bir tratoria veya pizzeria’da akılda kalacak lezzetli yemekler bulabilirsiniz.


Pizza ve pasta (makarna) dışında, yörelere özgü İtalyan şaraplarını ve dondurmasını (gelato) denemelisiniz.


İtalya’da sigara içmek popüler olduğundan, yemek sırasında sigara içmek mümkündür.
Eğer sigara dumanından rahatsız oluyorsanız, masa seçerken sigara içilmeyen bölüm olmasına dikkat edin!


Şehirler arasında seyahat ederken en uygun seçim demiryoludur. Büyük şehirler arasında hizmet veren Eurostar hızlı  trenleri ile güvenli yolculuk yapabilirsiniz.


Bildiğiniz gibi burada Akdeniz iklimi hakim, onun içindir ki, gideceğiniz döneme göre mevsimlik giysiler bulundurmanızı tavsiye edebilirim.


Şık restoranlarda ceket ve kravat gerekmektedir. İstanbul Roma arasındaki saat farkı da bir saattir.


Restoran ve kafelerde genellikle ücretin %5’i kadar bir bahşiş hesaba dahil olmasına rağmen yine de bahşiş beklenir. Evet dostlar Roma gezimiz buraya kadar, çünkü artık Floransa’ya sonra da Venedik’e doğru hareket edeceğiz…


ÖLÜMSÜZ ROMA’dan selamlar sevgiler… Görüşmek üzere… “Ariva darci”


Mete karakaş (Gezgin)


YAZARIN DİĞER GEZİ YAZISI:


 Gittim, gezdim, gördüm / Paris…


YAZARIN KÖŞE YAZILARI:


– Aşklar, şiirler ve şarkılar


– Gittim, gezdim, gördüm


– …bağlı kadınlara selam olsun! (1)


– Destan’dan destana yol gider (II)


– Bunu biliyor muydu Bay Bush? (III)


– ‘Amazon’ kadınlarından ‘Amansız’lara (IV) 


– Panik Odası mı? Nanik Odası mı? (V.)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.