Gittim, gezdim, gördüm / Mete Karakaş

Bugüne kadar, gerek iş amaçlı gerekse turistik amaçlı olarak, Dünyanın  birçok ülkesine gitmek ve şehirlerini gezmek, görmek fırsatım oldu. Bu yazımda size birçok kez gitmiş olduğum ‘Paris’ gezilerimden birini anlatmaya çalışacağım…


Bu geziye on sekiz kişilik yakın arkadaş grubuyla katıldık.. Tabii daha sonra sıkı dost olduğumuz arkadaşlarımızla birlikte tura katılanların sayısı altmışı buluyordu.


Air France’ın tarifeli seferi ile Paris’e hareket ettik. Üç buçuk saatlik rahat bir uçuştan sonra Paris’in Charles de Goulle hava alanına iniş yaptık. Otelimiz, ‘Louvre Müzesi’ne yakın bir yerde, Butik Otel tipinde  küçük sevimli bir otel.


Tura katılan bir kısım arkadaşımız da başka bir otelde kaldılar.. Böylece daha baştan bölünmüş ve gruplara ayrılmış olduk. Bununda güzel tarafı şu, ertesi gün bir araya geldiğinizde, uzun zaman ayrı kalmış dostlar gibi özlemle sarılabiliyorsunuz, bununla birlikte herkes kaldığı otelin, kahvaltısının, yemeklerinin, genel durumunun iyi ya da kötü olduğunu da birbirine anlatabiliyor.


Akşam yemeğini otelin çok şirin olan restaurantında yedikten sonra, dinlenmek amacıyla derin bir uyku çekerek uyuyoruz. Çünkü ertesi gün sabah kahvaltısından sonra bizi hızlı bir maratonun beklediğini biliyoruz. Ya da bilenler bilmeyenlere söylüyor. Kahvaltıdan sonra grup olarak rehberlerin eşliğinde, daha önce defalarca yaptığım gibi panoramik şehir turuna başlıyoruz :  (


Champ elysees, Concorde Meydanı, Opera binası, Quertier Latin, İnvalides, İles de la Cites, Notre Dome Kilisesi, Eiffel Kulesi ve Seine Nehri görülecek yerler arasında ilk planda olanlardı.


Gerçekten Paris muhteşem bir şehir, gündüzü ayrı bir güzel gecesi ayrı.. Boşuna” ışıklar şehri” denilmiyor. Bir anda ‘enfes’ bir parfümü koklar gibi, başınız dönüp kendinizden geçebiliyorsunuz.. Eğer zamanınız da kısıtlıysa, kısıtlı zamanınızı en iyi şekilde değerlendirebilmeniz için, özenle hareket etmeniz gerekiyor…


Paris’in yoğun trafiğinde gezerken en iyi çözüm toplu taşıma araçlarını kullanmaktır. Şehri seyrederek seyahat edebileceğiniz otobüslerin yanı sıra, daha hızlı ve yön bulmak için daha kolay olan, metro ağını kullanmanızı öneririm. 10 adet bilet (carnet) aldığınızda indirimli fiyat kullanılmakta. Metro ağının gece 1.00-5.30 arasında kapalı olduğunu da unutmayın.! Taksiyi tercih ederseniz en fazla 3 yolcu kabul edildiğini dikkate alın, ön koltuğa oturacak dördüncü kişinin pazarlığa tabi olduğunu da unutmayın!


Panoramik şehir turundan sonra ki serbest zamanınızda veya turla değil de kendi başınıza gitmiş ve dolaşmaya çıkmışsanız, şahsen ben bir şehri en iyi gezmenin , görmenin yolunun yaya olarak dolaşmaktan geçtiğine inananlardanım.. Siz de yaya olarak gezebilirsiniz..
Sekiz yüz yıllık tarihi bir binanın ev sahipliği yaptığı ‘Louvre Müzesi’ni gezerken her bir objenin, sanat eserinin önünde bir dakika dursanız tamamını bir haftada gezemez ve o muhteşem eserleri göremeyeceğinizden emin olabilirsiniz…


Ya ‘Notre Dame Kilisesi’ne, Neo barok tarzı süslemeleri ile Opera Binası’na ne demeli?.. Dönemin ünlü bahçıvanı Le Notre’un  harikalar yarattığı bahçeleriyle ünlü ‘Versailles Şatosu’nu, Paris’in sembolü haline gelen ‘Eiffel Kulesi’nden  Paris’in muhteşem Manzarasını seyretmek, aşkı, romantizmi ister istemez çağrıştırmaz mı?. Sonra şehrin en yüksek noktası Montmartre Tepesi’ne gitmek! Burada bulunan Paris’in en ünlü Katedrallerinden ‘Sacre-Coeur Katedrali’ni gördükten sonra ressamlar mahallesinde gezmek, daha sonra şehrin en ilgi çeken merkezlerinden biri olan hareketli ‘Pigalle’ bölgesinde dolaştıktan sonra, otele dönmek ve gece ne yapacağınızı düşünmek.! Düşlemek.. Yüreğinizin götüreceği yerlere gitmek.. Çünkü ben ve grup arkadaşlarım hep öyle yaptık.


Bu gece, Paris’in hareketli gece hayatını tekrar görme fırsatını bulacağımız; gece hayatı ve restaurantlarının bolluğu ile tanınan ‘Les Halles’ semtine gitmeyi, güzel bir akşam yemeğinden sonra da gece yaşamına dalmayı düşünüyoruz. Benim damak zevkiniz için önerebileceğim şeylerse: Paris’in geleneksel mutfağının eşsiz örneklerini denemek için bütçenize uygun restaurant bulabilirsiniz…


Özellikle öğle yemekleri için tercih edilen, bistrolar ve brasserie’lerin yanı sıra bilinen fast food veya sabit menü sunan restaurantlarda da uygun fiyata yemek yiyebilirsiniz.. Fransız mutfağının bütün lezzetlerini eksiksiz olarak sunan restaurantlarda, geleneksel mutfak ‘Novelle Cuisine’ veya yöresel yemeklerin tadına Fransız şarapları ve peynirleri eşliğinde varabilirsiniz..


Ha!.. unutmadan söyleyeyim; Restaurant ve cafelerde yüzde 12-15 kadar bahşiş hesaba dahildir. Kalan yerlerde bahşiş miktarı size bağlıdır. İsteğinize göre yüzde 5-10 bahşiş bırakabilirsiniz.. Taksiye bindiğinizde de bahşiş bırakmayı unutmayın!. Benim size tavsiye edeceğim yerler arasında; Chezleon: Çeşitli midye yemeklerini ekonomik menü fiyatına sunan Belçika restaurant zinciri. Bistro Romain: Fransız ve İtalyan mutfağından örnekler sunan, uygun fiyata  menü yiyebileceğiniz restaurant zinciri..


Buddha Bar: Modern mutfak ( Çin- Japon- ve Fransız) karışımı sunan restaurant ta farklı atmosfer içinde yemek yiyebilir veya barda keyifli vakit geçirebilirsiniz!


La Tor d’Argent: 1582’de kurulan kaliteli restaurantın , şarap mahzeni ve ördeği meşhurdur…


Gece hayatında nerde kalmıştık? Yemekten sonra Paris Belediye Sarayı’nda ve Seine Nehri üzerindeki meşhur köprülerden birinde durarak Notre Dame Kilisesi’nin de içinde olduğu  bu güzel görüntülerin tadını çıkartmak imkanı bulduk. Daha sonra yürüyerek Paris’in bohem hayatının merkezi Saint Michel, Quartier Latin(Latin mahallesi), Odeon ve Saint Germain’i gezdik, gördük…


Dünyaca meşhur gece hayatına sahip bu semtte dolaştıktan sonra hep beraber arabayla otelimize dönerek bu geceyi noktalamış olduk.. Nasıl olsa yarınlar bizim… Ertesi sabah 9’da otelimizden hareketle turumuza başladık. Birçok ünlü ressam ve yazarın mahallesi, Montparnasse’da Paris’in en yüksek gökdeleninin 57. katından şehri seyretme imkanı bulduk. Daha sonra tura dünyanın en büyük Opera binasını gezerek devam ettik.


Muhteşem Madeleine  mabedi de gördüklerimizin arasındaydı. Bu turumuzu tamamladıktan sonra şehrin en hareketli alış-veriş merkezlerinden Les Halles bölgesine hareket ettik. Ünlü markaların ve lüks butiklerin bulunduğu Fbg St Honore ve Montaigne caddeleri ve Champ Elysees’deki ünlü mağazalar.. Büyük alış-veriş mağazalarını tercih edenlere; Galeries, Lafayette, Printemps ve Samariten’i önerebilirim. Champ Elysees üzerindeki Virgin Megastore’da son çıkan albüm ve kitapları bulabilirsiniz.. Daha sonra turumuzu Avrupa’nın en büyüğü sayılan Bit Pazarı’nda bitirmek için hareket ettik…


Bugün turumuza ; Bateaux Mouches adlı nehir tekneleriyle Seine nehri gezisine çıkıyoruz. Paris’in en muhteşem binalarını yakından görüyor, nehrin üzerindeki tüm köprülerin altından geçerek unutulmayacak anlar yaşıyoruz. Burada yemek için serbest zamanımız oluyor. En son Paris’in doyumsu manzarasını izleme olanağı bulacağımız Eiffel Kulesi’nin 2. katına çıkarak turumuzu bitirdik ve hep beraber otelimize dönerek istirahata çekildik.  Çünkü gece 24 saat yaşayan Paris’in en ünlü gece klübü Champ Elysees caddesi üzerindeki ‘Lido’ya gideceğiz.. Burada yarım şişe şampanya ikramıyla dünyanın en görkemli showunu izleme olanağını bulduk.. İçeri kamera –fotograf makinesi sokmak yasak..


Bu sabah saat 08.00’de otelden özel otobüsümüz ile Disneyland Paris Theme Parc’a hareket ediyoruz.  Theme Parc’ta Walt Disney’in tüm kahramanlarını; Pamuk Prenses, Pinokyo, Peter Pan gibi masal kahramanlarını tanımak, muhteşem fil Jumbo’nun kanatlarında uçmak, ayrıca Karayipli korsanların  hazinelerinin korunduğu mağaralarda dolaşabilmek, hayaletler şatosunda korkulu anlar yaşayabilmek, uzayın sonsuzluklarında seyahat etmek fırsatımız oldu.. Arkadaşlarla birlikte çocuklar gibi eğlendik…


Ya!. Parc Asterıx (Eğlence Parkı) deki çılgınlıklarımıza ne demeli?


Dünyanın en büyük 8 çizen ve takla atan treninden, uçan yunusların gösterisine kadar; sirk, show ve atraksiyon dolu bir ortamda, su balesi ve Avrupanın en büyük su oyunları merkezinde çocuklara büyüklere yönelik dopdolu bir gün yaşadık.. Asterix ve Hopdediks’le tanıştık, muhteşem gösterilerini izlerken çok eğlendik.. Giderseniz sizlerinde çok keyif alacağınızdan eminim.. Bir yandan da zaman içinde yolculuk yapma, tarihi ve doğayı yeniden keşfetme olanağını bulacaksınız..


Paris’in havası genellikle yağmurludur. O da ayrı bir romans katar duygularınıza.. (yanınıza şemsiye, yağmurluk) Almayı unutmayın!.. Ah!.. Paris kışın ayrı yazın ayrı güzel.. Bugün kısaca anlatmaya çalıştığım yolculuğumuzun sonuna geldik. Artık geri dönüş hazırlıklarına başlıyoruz..


Geri dönüş yolunda, kendinizden bir şeylerin orada kaldığını hisseder, bir sevgiliden ayrılır gibi, yine geleceğiniz, yine buluşacağınız umuduyla Paris’ten ayrılırsınız..


Artık dönme zamanı, görüşmek üzere selamlar…


Mete Karakaş ( Gezgin )

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen − 15 =