Gül ve düşündürdükleri…

Diliyle kuş tutsa Abdullah Gül, cumhurbaşkanı olarak çıktığı Çankaya Köşkünde rahat edemeyecek.
Rahat edememekle kalsa iyi, görevde olduğu sürece eğreti duracak Çankaya’da.
Bu bir papatya falı değil.
Ben hala Gül’ün cumhurbaşkanı seçildiğine inanmakta zorluk çekiyorum.
Öyle ki bunun, bir rüya olmasına dünden razıyım.
Ama olan oldu.
Türkiye ilk defa dikenine katlanılır gibi görünmeyen bir gül döneme girdi.
Oysa TBMM’de turlar kilitlendiği zaman yazmıştım.
“Yazdım”demekten nefret ediyorum ama bu bir gerçek.
Zorlama iyi değil.
İnat ise daha kötü.
Gerçi zorlamayla başarı elde edilmez diye birşey yok.
Nitekim CHP ve güç bazı  odakları Gül’ün seçilmemesi için giriştikleri eylem ve taktik sonucu başarıya ulaştı sayılırlar. Ama yapay başarıya…Geçici ve inadına başarıydı bu.
Seçimlerden sonra adaylıktan çekilmeyen ve cumhurbaşkanlığı için ısrar eden Gül’ün ulaştığı Çankaya hedefi de başarı değildir.
Ben hala Gül’ün; Başbakan Erdoğan’ın istememesine rağmen, bu kararda kim ve kimlerin etkisi altında kaldığını hala anlamış ve çözmüş değilim.

Çankaya’da ne kadar yenilik yapılırsa yapılsın…
İster yerel, ister ulusal ve isterse uluslararası alanda Çankaya Köşkünün kapıları dünya aleme açılırsa açılsın.
Laik-dinci ayrımı yapılmaksızın her iki kesimi birleştirici, yapıştırıcı ve uzlaştırıcı ne kadar sıcak temas sağlanırsa sağlansın…
Batı dünyasına ne kadar laikliğe yönelik mesajlar verilirse verilsin.
Büyük kurtarıcı Atatürk, kendilerinden beklenenden fazla Gül ve AKP tarafından ne kadar yüceltilirse yüceltilsin…
Birinci cumhuriyetcilerle, ikinciler arasındaki mesafenin açılmamasına ne kadar gayret edilirse edilsin…
Gül ve türbanlı eşinin Çankaya fotografı, çağdaşlık-batılılık çağrışımını yeteri kadar vurgulayamayacak. 
Ortaya çıkan ve tarifi zor bir eksiklik her zaman sırıtacak.
Tüm samimi çabaların altında  “yapaylık” aranacak.
Bu çok mu kötü?
Evet çok kötü.

Geride kalan 10 cumhurbaşkanının Çankaya’ya gelişleri ayrı ayrı analiz edildiğinde, sıklıkla gergin dönemlerin yaşandığı hatırlanır.
Zorluklar bazen rejimi dahi tehdit eder noktaya taşınmıştır.
Ama seçildikten sonra hiç bir cumhurbaşkanı Gül kadar tedirginliğe neden olmamıştı.
Sanki her an birşeyler değişecekmiş gibi bir korku ve koku var ortalıkta.
Sanki referandum-eğer yapılırsa- birşeyleri değiştirecekmiş gibi kuşkulara neden oluyor Ankara sokaklarında…
Ara sokakların,  sanki Çankaya’da, yani 864 rakımlı tepede birleşeceklermiş hissi yayılıyor nedense laik kesimde.
Çankaya sanki gizli eller tarafından kuşatılmış gibi…
Bütün tarafsız kalma gayret ve çabalarıma rağmen bazen  aynı duyguların beni de esir almaya çalıştığı kuşkusuna kapılıyorum.
Çok mu şüpheciyim?
Çok mu etkileniyorum çevremden?
Çok mu ileriye gidiyorum?
Birilerinin bizi gözetlediği kuşku götürmez.
Büyük ağabeyin gözetim ve denetimi altındayız.
Bunu bilmeyen yok.
Ama ben sadece bunun etken olduğuna inanmıyorum.
Başındanberi, Türkiye’nin Gül ailesi  ve benzeri portreleri Çankaya’da görmeyi hazmedecek noktada olmadığını savundum, savunuyorum.
Belki 10 yıl sonra.
Belki de 20 yıl sonrası.
Ama dün değildi.
Bundan eminim.
Keşke yanılsam diyorum…
Razıyım…
Yeter ki sistemde, rejimde yeniden bir (U) dönüşü yapmayalım…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

13 − 5 =