Gül’e güle güle mi?

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Çankaya’ya çıkacak zatın kimliği sanırım Adalet ve Kalkınma Partisi’nin geleceğini de tartışılır hale sokacak gibi. Bu gerçek ya biliniyor ve artık iktidardan çekilmek isteniyor, ya da bilinmiyor ama fazla rehavet içindeler.

Merkez sağın muhafazakar kanadını temsil eden ve siyasi partiler yelpazesinin sağ ucundaki bu partiye oy veren her kesim, Çankaya’ya Erdoğan’ın çıkması halinde AKP’nin zaafiyete uğrayacağının farkında değil.
Bütün bunlar Çankaya’ya kimin gitmesi gerektiği tartışmalarından sonra ortaya çıktı

Ben, başından beri Çankaya’da bir dönem daha Gül’ün kalabileceğine ve kalması gerektiğine inananlardanım.
Hala da ısrarlıyım ama son gelen işaretler belki de benim feci şekilde yanıldığımı ortaya çıkaracak.
Çünkü AKP’nin Tanrılar katında oturanlarun yaptıkları “ ince hesaplar” benim defterimde yoktu.
Nedir bu ince hesaplar ve yeni ayarlar?

Çankaya’ya diyelim, Gül yine aday gösterildi ve ikinci kez Cumhurbaşkanı oldu.
AKP kurmaylarına göre, “Bu jest, Gül’e tanınan siyasi yolculuğun 5 yıl daha VİP’de geçeceği anlamına gelir. Bu Gül’e gösterilen “vefa”nın çok üstüne çıkmak demektir.
Gül’e karşı çıkanların savı oldukça düşündürücü.
Bunlara göre, Gül Çankaya döneminde, AKP’yi kuran kadroların yüzde 50’sinden fazlasıyla arasına mesafe koymuştur.
Bu çok yanlış olmuştur. Dahası Gül’ün Erdoğan ile sık sık karşı karşıya kaldığı sorunlar oldur ama bu halktan saklandı. Sıkıntı yaratan en önemli eksiklik, ya da Gül’ün ihmal ettiği husus, 17-25 Aralık 2013 operasyonuna cumhurbaşkanının hiçbir zaman ciddiye almaması ve sıcak bakmamasıdır.
Yani paralel yapının lideri olduğu iddia edilen Gülen’in başrolü oynadığına Gül inanmamıştır.
Hatta bu olaylarda rol alan “Dış mıhraklar” iddiasına sık sık bıyık altından güldüğü de olmuştur.
Bütün bunlar Gül’ün hanesine eksi puan olarak işlenmiştir.
Bu görüş MKYK’da da dile getirilen hususlar arasında baş sırayı işgal etmiştir. Net söylenmese de ima yoluyla gündeme taşınmış..

Bu gerçeği dikkate aldığımızda- eğer iddiaalar doğruysa- Gül’ün Çankaya yolu tıkandı demektir.

Tabii Çankaya yolu tıkanan bir önemli figür’ün eğer cumhurbaşkanı olmayacaksa, Başbakanlık veya AKP Genel Başkanlığı koltuğuna oturması ne kadar doğrudur?

Bu da parti organlarında mercek altına alındı.
1- Gül, Çankaya’da kalmazsa Başbakanlığı kabul etmez.
2- Dolayısıyla AKP Genel Başkanlığına hiç yanaşmaz.

Bu iki koltuğu elinin tersiyle iteceği bilinen Gül’e “Gülen ile sert mücadele edeceksin” denemezdi.
Çünkü Gül, Gülen ile mücadeleden yana değil. Hatta ABD’den istenmesine bile karşı. Ama bunu açık açık seslendiremiyor.

Peki Çanakaya Köşkü’ne çıkması planlanan Erdoğan’ın, Gülen’e yönelik yeni başlayan mücadelesi hangi merkezden ve nasıl sürdürülecek?

Çankaya’ya çıkarsa en az genel seçimlere kadar Erdoğan tarafsız olması gereken makamdan soruşturmalara “müdahil” olamaz.
Aşağıda kalacak olan yeni Başbakan veya AKP Genel Başkanı, -her kim olacaksa- Gülen ile kavga sorumluluğunu üzerine alabilir mi?
Alsa bile bu kim olabilir?
Erdoğan’dan başka birinin başbakan veya AKP Genel Başkanının, Gülen’i karşısına alması demek, gelecekteki siyasi hayatı “kararacak” demektir. Bu “siyasi intiharı” göze alacak kimse görünmüyor ortalıkta.
Ya da biz göremiyoruz.
Numan Kurtulmuş veya Süleyman Soylu’nun buna soyunacağından kuşkumuz var. Üstelik güçleri nereye kadar yeter. Erdoğan destek ve “ gaz” verse de, bu adayların yetki kullanma güçleri ve karizmaları yok.
İşler karışabilir özetle.

Ben, hala böyle çok karmaşık bir labirentin içinde yol bulmanın zor olduğunu ve sadece ve sadece Gül ile “dikensiz gül bahçesi” yaratılabileceğine hala inanıyorum.
Gül, Çankaya’da kalırsa kimsenin başı ağırmaz.

Erdoğan için Çankaya yolu her zaman açık kalır.
Gülen’i “defteri dürülecekse” eğer bu sadece Erdoğan’ın gücü ile bir yerlere kadar götürülür.
Sonuç şu olursa tartışma biter.
Eğer Gül Çankaya’da koltuğunu korursa..
Ne yeni bir başbakan aranır.
Ne yeni bir Genel Başkan seçmeye kalkışılır.
Ve ne de gelecek seçimlerde daha başarılı olabilmek için yeni bir strateji tesbitine fazla ihtiyaç duyulur.
Gül aslında Erdoğan’ın önünde duran “kurtarıcı” bir figür.
Hem de çok önemli bir şans.
Bana göre, işin püf noktası bu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 3 =