Güneş batıdan doğmaz…

“İşte şimdi Kıbrıs’a barış geleceeek ve Kıbrıslılar huzur bulacak” naraları attılar yolda belde ve gazetelerinde. Ben de o zaman köşemde “kimliği ‘Rum’ olan kim gelirse gelsin Papadopulos veya daha öncekilerin güttüğü politikalar neyseydi ‘Yoldaş’ın da önümüze sunacağı çözüm senaryoları ayni olacaktır” mahiyetinde bir yazı yazarak bahis tutmuştum. Ama bizim ‘Tek Vatan Tek Millet’ propagandası üzerine bağdaş kuran libero takımı bana ve benim gibi düşünenlere ‘Faşist’ damgasını layık görerek fikirlerimizle birlikte geçmişe ait kafa taşıdığımızı ilan ettiler.


Görüşmeler ilerliyor ve bizlerin haklılığı gün ışığına çıkıyor…


Christofyas efendinin masa başında açtığı dağarcık daha öncekilerinin taşıdığı eski dağarcık. İçinden tavşan değil ‘Enosis’e giden yolun barış zorlamaları fışkırıyor bir bir…
Hep ‘Onu ver, bunu ver’…


…Ve bizim ‘ümitvar’ yoldaşlar hatta ‘Refik’ler veya ‘Ağabimeni Bareya’ lar güneşin ayni yönden doğduğunu gördükçe sus-pus olarak hayal kırıklıklarını aşikara döküyorlar.
Biz dedik Rum-Yunan planları değişmez… Enosis ve mutlaka Enosis’tir amaçları. Bu adamların köpeği bile havlarken ‘Enosis’ için havlar. Horozları gün ağarırken ‘Enosis’ için öter…


‘Olamaz’ dediler ‘Bizim yoldaş barış için bizimle ayni hizada görüşecek’… Ve görüyoruz işte Türk’e kazılmadık ne kadar kuyu varsa kazmayı deniyor adam sinsi sinsi…!
Önümüze mayın döşüyor görüşme masasından kalkar kalkmaz…!
‘Gelin, korkmayın biz şimdiye kadar dayandığınızdan daha güvenilir insanlarız’ derken yeniden silahlanma peşindeler.
Sorsanız ‘Kimin için bu silahlar?’
‘Onlar bizim çocuklara oyuncak’ diyecekler muhtemelen…!
Oyuncak…!
Güneş nereden doğar ki?
Daha evvelkiler de oyuncaktı…!
Sonra on bir yıl basmadıkları köy ve kasaba bırakmadılar o silahları kullana kullana…Vura vura Kıbrıs Türk’ünü…!


‘Haydi Barış için bir iki’ diye yolculuğa çağırıyorlar bizi. Aldanırsak bu yolculuk mutlaka eninde sonunda Dohni, Muratağa ve Sandallar halkının zorlandığı yolculukta bitecek.
Yeni silahlar hazırlanıyor zaten!
‘Merak etmeyin yoldaşlar onlar oyuncak…!’ diye kanmamız bekleniyor.
Kanarsak…
Bellidir gideceğimiz köy.
Onlar Enosis’e…
Bizler de…!


‘Tek ulus tek egemenlik tek ne bileyim ne’…
Ben ve onlar tek ulus olacağız…
Onlarla tek egemenlikte birleşerek egemen olacağız…
AB çatısı altında Türkiye’nin garantisine de ihtiyacımız olmayacak..!
‘Gelin beyler atlayın bu dolmuşa refah sizin için!’ diye inandırmaya uğraşıyorlar.
Sonra yeni yeni silahlar satın alıyorlar.
Kimin için dersiniz?
Aldanırsak…
Geçenlerde Bosna savaşının yıldönümü idi. Avrupa’nın ortasında ‘Etnik Temizlik’(hem de ne temizlik) sürdü yıllarca. Yüzbinler öldürüldü AB’nin gözü önünde. O ölenler Müslüman idi aynen biz Kıbrıslı Türkler gibi. Ambargolar uygulandı biçarelere. Kendi kendilerini koruyamayacak kadar silahsız bırakılarak kolay öldürülmeye terk edildiler.
Silahlanmalarına itirazı yapanlar AB ülkesi İngiltere ve Fransa en başta idi.
İngiltere geçenlerde inadına Christofyas’la anlaşma yaptı.
Fransa’da yaptı daha önce. Ve Fransa sevmez bizleri.


Biz de Boşnaklar gibi Müslümanız…
Türkiye garantörlüğü gerekmezmiş bize. Fransa ve İngiltere’nin başrollerini oynadığı AB teminatı yeter miş…miş…miş…
Aldanırsak akıbetimiz belli…
Yeni silahlar hazır ki hazır…
E, mutlaka çukurlar da hazır.


Binin isterseniz bu dolmuş’a.  Gideceğiniz yer belli…!
Güneşin batıdan doğmayacağı da belli.
İsterseniz binin…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

19 + 15 =