Güney’deki kriz çözüme katkı koyar mı?

Güney’deki kriz çözüme katkı koyar mı?

0
PAYLAŞ

İkinci Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat’la geçtiğimiz günlerde ayaküstü yaptığımız bir sohbette Güney Kıbrıs’taki ekonomik krizin çözüme katkı koyup koymayacağını sormuş, “olabilir” yanıtını almıştık.
Bu konu sadece bizde değil, Güney’de de konuşuluyor. Başkan olacağına kesin gözüyle bakılan Anastasiadis’in Türk tarafının ve Türkiye’nin isteği olan çoklu konferans önerisine sıcak bakması ve Güney’i kasıp kavuran ekonomik kriz “acaba çözüme yaklaştık mı” dedirtiyor Rumlara.
Fileleftheros Gazetesi yazarlarından Kostas Venizelos dünkü köşe yazısında kriz nedeniyle Kıbrıs sorununda baskılara maruz kalabileceklerini savunarak şöyle diyor: “Ekonomik kriz Brüksel’e, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin Kıbrıs Rum tarafına baskı uygulama olanağı sunabilir.

Reuters ajansının yayınladığı üzere, adadaki ekonomik kriz ve ortaya çıkan büyük gereksinimler Lefkoşa’ya baskı manivelası olarak kullanılabilir. Telgrafta açık bir şekilde vurgulandığı üzere, Kıbrıslı Rumlara yönelik özendirme, 2004 yılında BM Genel Sekreterinin Kofi Annan olduğu zaman önerilen iki bölgeli gevşek bir federasyon türünde Kıbrıslı Türklerle işbirliği yapılması içindir.”
Venizelos, Kıbrıs sorununun ekonomik kriz ile ilişkilendirilmesin perde arkasında ve aynı zamanda BM merkezinde de çalışılan ve görüşmelerin yapıldığı senaryolardan biri olarak düşünüldüğünü ileri sürerek, “bazılarının, memorandum nedeniyle nefes alamayacak Lefkoşa’nın sıkıştırılması için fırsat oluştuğunu düşündükleri görülüyor. Daha savunmasız olacağını ve Kıbrıs sorunundaki hareketlere ilişkin daha kolay baskı uygulanacağını değerlendiriyorlar” diyor.

Bazı Avrupalı diplomatların ise karşı karşıya bulunulan zor ekonomik durumla ilgili Kıbrıs’a diplomatik baskının uygulanmasının siyasi açıdan tehlikeli olduğunu ve bunun bumeranga dönüşebilme ve her iki taraftaki katı milliyetçiler tarafından istismar edilebilme olasılığına yönelik uyarıda bulunduklarını söyleyen Venizelos, şüphecilerin, Kıbrıs sorununu uzun vadede çıkmazda bırakmanın, Türkiye’nin AB üyeliğinde ilerlemesini engellemesi nedeniyle Berlin ve Paris’in işine geldiğini belirttiklerini savunuyor.
Venizelos’un yazısında en fazla üzerinde durulması gereken konu, Kıbrıs sorununu çözmek için hiçbir ilgi göstermeyen ülkelerin Türkiye’nin üyeliğini ileri götüreceği şeklindeki hoş öngörüler. “Kıbrıs sorununun eski bir arabulucusu, sorunu çözmek için hiçbir ilgi göstermeyen ülkelerin olduğunu ve bunun Türkiye’nin üyeliğini ileri götüreceğini söylüyor. Çözüm için Kıbrıslı Türklerle işbirliği yapması gerekenin Kıbrıslı Rumlar olduğu yönünde ortaya konulan tezi desteklemek için Annan Planına atıfta bulunuyor: O zaman, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaklaşık 30 bin askeri bulunan ve büyük kısmının 2018’e kadar geri çekilecek olan Türkiye’nin cesaretlendirmesiyle Annan planına olumlu oy verdiler. Yani, bu planı kabul eden Kıbrıslı Türkler iyi, reddeden Kıbrıslı Rumlar kötü sahnesi yeniden gündeme geliyor” ifadeleri de Türklerin, Annan Planına “evet” demelerinin faydasını yeni yeni görmeye başladıklarına işaret ediyor.
Özetle; Kıbrıs müzakerelerinde keserle sapın yer değiştiği yeni bir dönemin başlamak üzere olduğunu söylemek olası…

BİR CEVAP BIRAK