Güneyli Calabria, kapılarını Afrikalılara açıyor

Kuzey Afrika’li göçmenler Sicilya’nın güney ucundaki Lampeduşa adasına gelmeye devam ediyor. Avrupa kapılarını kapattığı ve İtalya Akdeniz’den akan göç dalgasını tek başına göğüslemek zorunda kaldığı için göçmen sorunu, krize dönüştü. Mülteciler konusu, Çizme’yi ikiye böldü. Kuzeyli İtalyanlar, birçok Avrupa ülkesinin peşi sıra giderek Afrikalıları istemediğini söylerken, güneyliler tam tersi bir yol izleyerek İtalya’ya gelen tüm göçmenleri, Calabria bölgesinde iç göç nedeniyle boşalan kasabalarda konuk edebileceklerini duyurdu.

Kuzey Birliği partisinin başkanı ve bazı millevekilleri geçtiğimiz gün “Herkesi evine gönderelim, gerekirse ateş açalım” diyecek kadar hoyratlaşırken, kuzeylilerin İtalyancada ‘terroni/köylüler’ diyerek küçümsediği güneyli 40 belediyenin başkanı “Kapılarımız ve evlerimiz Afrikalılara açık” dediler.

Onüç yıl önce 1998’de İyon denizine bakan Badolato kasabasında yaşananları anımsarsak aynı içerikte bir film yeniden gözlerimizin önüne geliyor. 1998 yazında Akdeniz’de Kürt mültecileri taşıyan bir tekne Badolato kıyısına yanaşmış ve 800 dolayında Kürt getirmişti. O dönemin Badolato belediye başkanı yerli halkı yoksulluk nedeniyle ABD ve Kanada’ya göç ettiği için hayalet kasabaya dönüşen Badolato’nun kapılarını Kürtlere açmıştı. Çoğu boş ve artık sahipleri İtalya’da yaşamayan konutlar, kendilerine yeni bir yaşam kurmak isteyen mültecilerin kullanımına verilmişti.

Badolato, o yıllarda bir tür ‘göçmen laboratuarı’na dönüşmüştü.. İşsiz kasabanın yeni sakinleri Badolato’ya can katıyordu.. Dar sokakları, halen ayakta olan ortaçağ yapıları ile İyon denizine üzerine kurulu olduğu sarp bir kayalıktan bakan kasabada yaşam yeniden doğmuştu.

Badolato’nın ardından “Riace bronzları” adıyla anılan bronzdan iki anıtsal arkeolojik heykeli ile tanınan Riace belediyesi de hükümete “Göçmenleri bize gönderin.” diye seslendi.”Biz Avrupalılar ve kuzeyli İtalyanlar gibi bencil değiliz!” diyor güneyin belediyeleri. Yoksulluk, mafya vs nedenlerle İtalyanların terk ettiği bu kasabaların, Kuzey Afrika’dan gelen mültecilerle yeniden can bulacağına inanıyorlar.

Her yaz bazılarını ziyaret etmeye çalıştığım bu tarihi kasabalar, farklı kültürlerden kopup gelen göçmenlerin kendilerine yeni bir yaşam ve iş kurdukları bir mikro dünyanın kapılarını açıyor bizlere. İtalyanların bile tanımadığı bu ortaçağ kasabalarının yeni sakinleri Arnavutluk, Somali, Eritre, Sırbistan, Mısır, Suriye, Irak ve İran’dan gelenler. Savaştan, yoksullaktan kaçan mültecilerin yanı sıra son birkaç yıldır bazı kuzey Avrupa ülkeleri ile ABD’den gelen aydınların da bu ortaçağ kasabalarında ev satın alması dikkat çekiyor

Alman yönetmen Wim Wenders, geçtiğimiz yıl Calabria’da‘Riace’deki Ütopya’ adli bir belgesel çekti. İtalyanların terketmek zorunda kaldığı tarihi kasabalardaki yeni vatandaşların yaşam öyküsünü anlattı bu belgeselde. Riace, Caulonia, Roccella, Locri gibi çoğu antik Yunan kolonisi olan nice tarihi kasaba, farklı kültürlerin birarada yaşayabildiği örnekler olarak tanıtıldı, Bu arada “Güneş Şehri” adli ütopyanın yazarı Tommaso Campanella’nın dünyaya geldiği Stilo’nun da, mültecilere kapısını açan kasabalardan biri olduğunu anımsatırım.

Berlusconi, “Gelen herkesi geri göndereceğiz!”, ortağı Kuzey Birliği’nin yöneticileri “Mültecilere ateş açabiliriz!” diye konuşurken, Riace’nin belediye başkanı Domenico Lucano, “Kapımız Akdeniz’den gelecek olan herkese açık” diye çağrıda bulunuyor,. Kuzey ile güney arasındaki fark işte bu noktada patlak verdi. Bakalım İtalyan hükümeti güneyli vatandaşların çağrısına ne yanıt verecek?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.