Görenekler

PAYLAŞ

Toplumlar, özellikle azgelişmiş toplumlar bir takım yalan yanlış değerler adına bireylerin yaşamını kısıtlıyor, onların özgürlüklerine alabildiğine engeller koyuyor. Şöyle şöyle yaşarsan doğru yaşamış olacaksın, böyle böyle yaşarsan yanlış yaşamış olacaksın. Biz tam bu belirlemenin şaşkınlığını yaşarken o şöyle bir söz söylüyor: inanmıyorsan annene ve babana sor. Aman ne yapıp yapalım, annemize ve babamıza sormayalım. Anneler ve babalar göreneklerin diliyle konuşurlar. Bir insanın özgürlüğünü kısıtlarsanız onun yanlış yapmasını bir güzel önlemiş olursunuz diye düşünürler. İnsanlar özerkliklerini önce aile içinde yitirirler. Bakarsınız elli yaşında bir genç kızımız falanca adamla bir akşamüstü bir bahçede çay içebilmek için annesinden izin koparmaya çalışıyor. İzni koparır koparmaz adama telefon edecek ve türküdeki gibi şöyle diyecek: “Gel seninle gidelim annemden izin aldım.” Şu kız hayırlısıyla birine varsın, damdan dama atlarken, baba evinden koca evine geçerken başına bir iş gelmesin, gerisi kolay. Böyle böyle nice genç insanın ruhsal dünyası sakatlanmıştır.

Oysa özerkliğimiz elimizden alındığı zaman bizler tehlikelere açık bir duruma gireriz. İnsan bir değerler varlığı olduğu kadar bir tepki varlığıdır. Kötü yola düşmesin diye kötü yola düşürülmüş nice insan vardır. Voleybola gitsin, basketbola gitsin, yüzmeye gitsin, keman çalmaya başlasın, öykü ve roman kurslarına devam etsin, halk dansları öğrensin derken çocuğunu doğallığından çıkarıp bir garip yaratığa dönüştüren anababalar az değildir. Sonunda amaçlarına ulaşırlar. Evladımız bundan böyle yalnızca insanların iyiliğine adamıştır kendini. Bu arada bir acayip olmuştur. İnsanların haklarını savunma derneğine üyedir ama kendi haklarını savunamamaktadır. Kendi haklarını savunamaz kızımız ama başkasının haklarını savunmakta üstüne yoktur. Kadın hakları için yürüyüşe bile katılır. Kadıncı eğilimlere her gün biraz daha kapılır. Yaşasın kadınlar diye haykırarak birilerinin poposuna toplu iğne bile batırabilir. Yaş geçiyor, kızımız evde kalıyor, aman bu arada bir saçmalık yapmasın. Etraf çok kötü… Adımız kötüye çıkarsa ne yaparız? Bizler namusumuz için yaşayan insanlarız.

Göreneklerin dili baskının dildir. Görenekler yazılmamış ama toplumun ruhuna kazınmış yasalardır. Yasaları atlatabilirsiniz, görenekleri atlatmak hiç kolay değildir. Göreneklerden sıyrılmak için yalan söyleyeceksiniz. İnsan göreneklerden sıyrılmak uğruna iyi bir yalancı olup çıkabilir. Sevgili anneciğim inan bana Şadiye ve Jale’yle sinemaya gideceğiz, sonra da Hande’yi alıp, hani senin çok efendi kız dediğin Hande var ya, Boğaz’a çay içmeye gideceğiz. Ben seni cepten ararım, hiç kaygılanma emi? Sen geçenlerde yaptığın gibi yapma ama, ikide bir arama beni, kızlardan utanıyorum. Ah Tanju, annemden izin koparana kadar neler çektim neler, bin türlü yalan söyledim sevgilim. Şadiye’yi, Jale’yi ve Hande’yi tembihledim. Onlar da annelerini tembihlediler. Bu böyle olmayacak sevgilim, biz ne yapıp yapıp aşkımızın hatırı için seninle göstermelik bir evlilik yapalım, hem insanların ağzı kapansın hem de birbirimize doyalım. Sonunda bir imza değil mi? Biz gene birbirimizi deliler gibi seveceğiz.

İmzadan sonra o Tanju yalvarıp yakaran sevgili olmaktan çıkıp egemen bir kişiliğe bürünüverir. Saat altıda bürodan çıktığına göre yedide evde olman gerekirdi. Bu saate kadar neredeydin? Ne, Hüsnü beyle Şişli’ye kadar yürüdünüz mü? Neler duyuyorum? Babam yaşında diye masal anlatma bana, bütün bu gibi şeyler baban yaşındaki insanların başının altından çıkıyor. İşten çıkar çıkmaz otobüse binip doğru eve geleceksin. Ne, hamile misin? Yani ben baba mı oluyorum? İnanamıyorum… Bu toplumun bir evlilikler toplumu olmasında göreneklerin büyük payı var dostlarım. İnsanlarına hiçbir alanda bildiği gibi davranma hakkı tanımayan bu toplumda cinsellik bir korkular alanı olup çıkmıştır. Baskıya tepki olarak kendini gösteren, bazen gizlice bazen göz göre göre gerçekleştirilen sereserpe cinsel davranışlar da göreneklerin ürünüdür. İnsan tepki vermeden duramaz, bu tepki bazen çok ağır olur. Baskı bir süre korkutur gözümüzü, sonra onunla oynamaya başlarız. Bu arada acele evlilikler yapılır, aileler parçalanır, evler dağıtılır, kavgalar kopar, cinayetler işlenir. Adam elinden kanlar damlayarak bağırır: namusumu temizledim. Namusumu kirlettim demez de namusumu temizledim der. Çünkü ona öyle öğretmişlerdir. Anılarında o silinmeyen görünümler vardır: hırsızlıktan sabıkalı kıskanç baba karısını çocukların önünde sille tekme döverken ikide bir namus sözü etmiştir. Bu arada Tanju karısından ayrılmıştır, iki küçük kızını anneden altı saatliğine alıp gezmeye götürürken onları ileride nasıl koruyacağını düşünmektedir.

CEVAP VER