Görsel medya…

PAYLAŞ

 ulaşması gereken en üst düzeye ulaşmıştır. Günümüzde görsellik açısından dünyada en egemen hat da yaşamın bir parçası haline gelen televizyon küresel olarak toplumu bir anlayış üzerinden şekillendirmektedir.


Büyük medya kuruluşları yayın politikalarını kapitalizmin genel karekteri gereği kar etmeye yönelik yapmaktadır.  Böyle olunca da sermayesini en üst noktaya taşıyacak geliştirecek programlar yayınlamaktadır.  büyük çoğunluğu oluşturan kitlelerin ekonomik, demokratik, kültürel talepleri aracı elinde bulunduranlar tarafından göz ardı edilmektedir.


Buradan yola çıkarak Türkiye televizyonlarının da yayın politikalarının bu anlayıştan farklı olduğunu söyleyemeyiz.  Zira televizyonda haber programlarının veriliş biçimi, kadınlara yönelik programlar, yarışma programları, tartışma programları, sosyal, toplumsal olayların veriliş biçimi subjektif(edilecek faydaya endeksli) daha çok sansasyon özelliği taşıyan reyting kaygısı ile verilmektedir.  Eğitici öğretici olmaktan çok insanların geri yanını geliştiren, onları özgür birey olmaktan alıkoyan, kaderci, onları ekran karşısına kilitleyen adeta uyuşturan bağımlılığını artıran, kitleleri size rağmen her şeyin düşünüldüğünü sizin çıkarlarınızı biz biliriz ve koruyoruz anlayışını öne çıkaran adeta aptal kutusunun karşısında insanları aptal yerine koyan bir anlayış sergileniyor.


Bu söylediklerimizi pratikten örnek vererek faydalımı zararlımı olduğu konusunda daha ikna olabileceğimizi düşünüyorum. Önce verilen haber programlarını ele alalım:  haberlerde hayatın gerçeği ile doğrudan esası teşkil edecek anlamında hiç ilgisi olmayan daha çok üçüncü sayfa gazete haberleri dediğimiz işi sulandıran ve artistlerin,  toplumun göz önünde bulunan insanların özel yaşamı, adeta ülke sorunuymuş gibi veriliyor ve bir bakıyorsunuz eleştiren insanlar bile o asparagas haberleri günlük yaşamlarının merkezine alarak tartışıyorlar zira kanıksanıyor. Zaten bu veriliş biçiminden beklentide bu yöndedir. Toplumu geren kutuplaştıran, onları farklılıkları ile bir arada tutan değil ayrıştıran bir çizgide görüntü veriliyor.


Kadınlara yönelik haberlerin içeriği büyük oranda toplumu ileriye götüren düzeyde değil;  Aile geçimsizliklerinden kaynaklı aile dramlarını ekrana taşırken kimi duygu sömürüsü de dahil toplumun bu hale gelmesinde hangi toplumsal süreç nedendir,  bunun altında yatan sistemin çarpıklığına yönelik bir şey verilmiyor,  oralardan soyut sorunu da tek başına çöze bilinir anlayışıyla kişiselleştirilen bir anlayış sergileniyor. Yer yer orada ekonomik sorunu, çıkmazı olan insanlara sadaka toplumu olma bilinci işlenerek kişisel kurtuluşlar pompalanıyor. Madalyonun diğer yüzünü göstermesi gereken medya anlayışına uygun davranarak bilinç çarpıtılmasına yol açıyor. Her şey devletten beklenemez vesaire diyerek devletin asli görevi olan sosyal devlet anlayışından uzaklaşması politikasına alet oluyor.


Show programlarında halkı ekrana kilitliyorlar bilinç yanılsaması ile toplumu tek tipleştirerek hem ekran karşısındaki insanlar ile hem oradaki davetliler hem de bir şeyler kazanmak adına yarışmacı olan insanlarla dalga geçilmektedir.  Kaderci toplumu pekiştirme adına oradan edinilen hediyeyi herkesin kazanabileceğini empoze etmeye çalışıyorlar. İnsanları kişiliksizleştirmenin çabası olarak canlı yayında devirdikleri çamların hiç kıymeti harbiyesi kalmıyor zira halk böyle istiyor deniliyor. Örneğin; M.Ali Erbil’in  Programındaki ahlaksızlıktan sonra çok doğal bir durum söz konusu olabiliyor.


Ses yarışmaları, dans yarışmaları, biri bizi gözetliyor gibi programlar hem katılımcılara hem de ekran karşısında seyirci olanlara ne veriyor? Önce gençlere çok kolay hedeflerle bir yere gelinip ünlü olunabileceğini, seyredenlere de bizde aynı durumda olabiliriz ile fırsatları değerlendirme anlayışı ile yine kişisel kurtuluşlar pompalanıyor.  Sonradan hiç hak etmeden, sindirip içselleştirmeden ünlendiğini zanneden gençler, bunalıma giriyor hayatın gerçeği ile karşılaşınca mutsuz ne yaptığını bilmeyen kişilik haline geliyorlar.


Psikolog, sosyolog, hukukçularında hazır bulunduğu güya sorunu giderici kişilere yol gösteren, onların elinden tutan programlarda, hat da eğlence programlarında hep işlenen sistemin çarkının doğru işlediği ama toplumun eğitimsizliğinin geldiğimiz noktayı hazırladığı gibi kitleleri yanılsamaya götürüyor. Bu programlarda öyle şeyler yapılıyor ki örneğin sağlıkla ilgili bir problemde o kişiye sağlığının çözümü hediye ediliyor, kiminin evi döşeniyor, kiminin düğünü yapılıyor kısacası yapılan şeyler toplumu piyasanın şefkatli kollarına teslim ediyor adım adım çok temel anayasal haklarımız sosyal devletin olmazsa olmaz gereği olması gerekirken başınızın çaresine bakın anlayışı kabullendiriliyor.


Televizyonda verilen şiddet haberleri, mafyasal ilişkiler, gayri-meşru haberler ekran karşısındakileri çileden çıkaran tekrarlarla veriliyor, savaştaki vahşet verilirken savaşın çok doğal sonucu gibi verilerek, normal olması gereken sonuçmuş gibi kanıksatır yayın politikası izleniyor. Terör olayları verilirken toplumun psikolojisini bozar haliyle verilerek, öfkeli kalabalıkların öfkesini yönlendirme ve çözümü resmi anlamda düşünülenin ötesinde düşünülmemesi kitlelere işleniyor.



Hak alma mücadelelerinde veya özel günlerde, öğrenci, işçi,memur, demokratik kitle örgütü, sivil toplum örgütünün kendini ifade eden eylemlerinde eylemin nedeni ve içeriği işlenmiyor en olumsuz şekilde kitlelerde eylemi yapanlar ile ilgili olumsuz izlenim edecek anlayış empoze ediliyor.


Tele voleler de cafcaflı yaşamlardan verilen haberler, onların yaşamını spekülatif şekilde vererek gündem oluşturuluyor sanki milyonların gerçek gündemleri manipile edilerek
bir nevi hizmet ettikleri anlayışı ete kemiğe büründürüyorlar.


Toplumun gerçek sorunlarının ele alındığı tartışmalar, sosyal-kültürel olayların tartışıldığı konular daha çok geç saatlerde veriliyor ki oda sistemin dışında öneri sunanların kendini ifade etmesine olanak tanınmadan idare-i maslahatçı bir anlayışla geçiştiriyorlar.


Günümüzde toplumsal yozlaşmanın alabildiğine kötü noktalara gelindiği, hırsızlık, çeteleşme, uyuşturucu, fuhuş vb. olayların yaygınlaştığı düşünüldüğünde bundan çıkışı nasıl hangi materyallerle baş edilebileceği üzerine toplumu bilinçlendiren, mücadele yöntemlerini halkla birlikte üzerine gidip çözmenin iletişim aracı olarak televizyonun kullanılmasının önemi malumdur.


Çocuklarımıza, gençlerimize, yaşlılarımıza, toplumun değişik bileşenlerine yönelik, sorunlara parmak basıp sorunu çözücü programlar illaki devlet politikasının yanlışlarını ortaya koyarak bağımsız, bilimsel yayınlar toplumun önünü açar ileriye götürür ve bireyden topluma oradan bir ulusa yayılan bilinçli mutlu toplumun dokusu oluşturulur.
Televizyon insanları uyuşturan değil, onlara sorunlarına sahip özgür bireyler olma anlayışı varlık nedeni olan zira tarihin tekerleği ileriye dönüyor bu çarkı böyle gelmiş böyle gider anlayışı ile sürdüren bir araç haline dönüştürülmemelidir.


Bu kadar etkili olan araç doğru anlayış ve zihniyetlerin elinde ancak güçlü, yararlı bir silah olur.


Benim durduğum yerden kitle iletişim aracı olarak televizyona eleştirel bakışım özet olarak bu şekildedir. 


SAYGI VE SEVGİLERİMLE
                            

CEVAP VER