Gülmeye hazır mısınız?

Deniz Alnıtemiz tek kişilik komedi gösterisiyle 7 Nisan Pazar günü Arcola Tiyatro’da seyirciyle buluşuyor.

“Sevginin Gücü” radyo programında Kaan Sezyum’la beraber yaptıkları eğlenceli muhabbetlerden, TEDx İstanbul konuşmalarından, yazıp oynadığı Küçük Hesaplar adlı sitcom ve bağımsız komedi filmi “Moral Bozukluğu ve 31” den tanınan Deniz Alnıtemiz, 90 dakikalık tek kişilik Stand Up gösterisi ile Londra Arcola Theatre’da.

9 yıllık stand up komedi kariyerinde Türkiye’nin çeşitli yerlerinde sahne alan Deniz Alnıtemiz, ilk yurtdışı gösterini Londra’da yapacak olmanın heyecanını gelenlerle paylaşmak istiyor. Onun bu heyecanına ortak olmak isteyen herkesi 7 Nisan Pazar günü saat 7’de Londra Arcola Theatre’da kahkaha dolu bir şova bekliyor.

Arcola Theatre Deniz Alnıtemiz biletlerinin 12 ve 16 sterlin olduğunu belirterek ayrıntılı bilginin https://www.arcolatheatre.com/event/deniz/ den alınabileceğini açıkladı.

***

Stand-up’cı Alnıtemiz ile stand-up üzerine muhabbet

ZEYNEP DALKIRAN – Deniz Alnıtemiz tek kişilik komedi gösterisiyle 7 Nisan Pazar akşamı saat 7’de Arcola Tiyatro’da seyirciyle buluşuyor.

Deniz Alnıtemiz ile stand-up üzerine söyleştik. Alnıtemiz’in yanıtları şöyle:

– Geçmişten günümüze komedi senin için ne ifade ediyor? 

– Komedi benim için herhangi fikri, kavramı, fenomeni, hissi, kişilerin aksiyonlarını, yani aklımıza gelen herşeyi incelemenin temel yöntemlerinden biri. Bu yukarıda saydıklarım bir şakayı kaldıramıyorlarsa onlarla ilgili bir temel bir yanlışlık olduğunu düşünürüm. Komedi bu inceleme yöntemlerinden en eğlencelisi, hızlısı, samimisi benim için. En önemli ifade ettiği şeylerden birisi bu. Diğer ifade ettiği şey de neşe olabilir.

– Komedinin bir eşiği, sınırı var mıdır?

– Komedi kavramsal bir şeydir, eşiği olamaz, varsa da o dönemin sınırları kadardır. Komedyen için ise net bir eşikten bahsedilebilir. Bu da komik olmadığı yer diyebilirim.

– Yaptığınız komediyi nasıl tarif ediyorsunuz? 

– Genelde insanların çoğunluğu önemli konularda ciddi görüş ayrılıkları yaşıyor. Ben anlattığıma dönüp baktığımda uzlaşabildiğimiz ufak şeyler bulup onların komik yanlarını anlatıyormuşum gibi hissediyorum.

– Yazdığınız şakalardaki komedinin bir çerçevesi var mı peki? Varsa çerçevenin dışında neler kalıyor? (Etik ya da norm olarak) 

– Daha çok konu başlıklarının kendi çerçeveleri var. Genel hitabımda ayrımcı olmayan, halden anlayan bir dil kullanmaya çalışıyorum. Bahsettiğim konuları etraflıca düşünmeye, argümanlarımı sağlam kurmaya çalışıyorum. Dolayısıyla kendiliğinden de bir çerçeve oluşuyor. Bu çerçeveyi aynı zamanda şova gelen insanlar ve onların tepkileri de oluşturuyor.  Uzun süredir şovlar düzenliyorsun.

– Peki sizi insanların karşısına çıkıp konuşmaya iten neydi? Bu zamanla değişti mi? Değiştiyse şu anki itkiniz nedir? 

– İlk yaptığım şovdaki itkim denemekti. Şimdi daha çok devam etmek oldu. Vazgeçemediğim bir şey haline geldi.

– Yaptığınız şovlardan genel beklentiniz nedir? 

– Gelenlerin dinlemesi, gülmesi, gündelik hayattan uzaklaşıp eğlenmeleri ve belki bir takım şeyler üzerine düşünmeye sevk olmaları.

– Şovlarınızın içeriğini belirlerken neye dikkat ediyorsunuz?  

– Aslında aklıma takılan ve komik olduğuna inandığım konuların peşinden gidiyorum. Özellikle içerik belirlemem, spesifik bir şov değilse gerekmiyor. İçeriğin, üzerinde uzlaşabileceğimiz sağlam bir argüman haline gelen ve benim anlayışıma göre çok kirli olmamasına dikkat ediyorum.

– Seyirci kitlenizi nasıl tarif edersiniz? Özellikle hitap ettiğinizi düşündüğünüz yaş, cinsiyet, eğitim gibi sınıflar olduğunu düşünüyor musunuz?

– Kemik bir kitlem var diye şakasını yapıyorum hep. Biraz her şeyin birbirine benzemesinden ve alternatif yokmuş gibi gözükmesinden sıkılan insanlar diye düşünüyorum. Yarıdan fazlası kadın oluyor genelde.

– İzinden gittiğinizi düşündüğünüz ya da ilham aldığınız bir komedyen var mı?

– İzinden gittiğini düşündüğüm birisi yok sanırım. Ama sanatlarını takip ettiğim, yapış biçimlerini takdir ettiğim, beni çok güldüren komediyenler var. Yaşaşanlardan özellikle Dave Chapelle, Norm Mac Donald, Bob Mortimer; rahmetlilerden Georga Carlin, Richar Pryor, Gary Shandling’i çok seviyorum. Ülkemizden de sevdiğim beni güldüren birçok isim var.

– Türkiye’deki genel stand-up kültürü hakkında düşünceniz nedir? Kendinizi bunun neresinde görüyorsunuz? 

– Bence daha emekleme aşamasında da olsa dünyadakine benzer “boom” tabir edilen bir yükselişi de yaşıyor. Bu yükselişin içeriğe de aynı şekilde yansıdığını düşünmüyorum. Kendimi bu kültürün tam merkezinde görüyorum. Ama yüksek ihtimalle sadece benim baktığım yerden öyle gözüküyor.

– Türkiye’deki stand-up’ın geleceği hakkındaki görüşleriniz nelerdir? 

– Türkçenin en yüksek konuşma dili olduğunu düşünüyorum. Bu topraklarda yaşayanlar için neşe ve mizah hep hayati ihtiyaçlardan biri olmuş. Muhabbet kelimesi bile konuşmaya verdiğimiz önemi anlatıyor. Stand up’ın geleceği hakkında umutluyum. Sabrımızı zorlamamasını umuyorum.

– Yurtdışında şov yapmak için İngiltere’yi (Londra) tercih etmenizde bir özel neden var mı?  Bir sonraki hedefiniz ne olacak? 

– Hayalim Amerika’da çalışan bir komediyen olabilmek. Bunun için son 3 senedir yazdığım bir çok bitin ingilizcesini de yazıyorum ve ingilizce stand up’lar yapıyorum. Londra’da şova gittiğimde biraz kalıp komedi kulüplerini gezip bir kaç açık mikrofonda da çıkmak istiyorum. Tamam durabilirim diyeceğim bir nokta olur mu bilmiyorum. Ama Amerika’da şu anda İstanbul’da olduğum kadar bir komediyen olsam, mesleğimle dünyada bu işin yapılabildiği yerleri gezsem hiç durmak istemem.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.