Güvensizlik

Güvensizlik

0
PAYLAŞ

Güvensizlik bu ülkede bir yaşam biçimi oldu. Kimseye güvenmeyin ve işi sağlama alın diyorlar. İnsan bir toplumsal varlıksa güvensiz bir ortamda sağlam iş olur mu? Güven üzerine kurulmamış ilişkiler pislik barındırırlar. Bu toplumda epeydir geçerli olan bir görüş, güvenmek gerekmez, her şeyden önce çok iyi bir denetim düzeni kurmak gerekir görüşü korkunç bir görüştür. Denetlemenin sonu var mı? En çok denetlenmesi gerekenler denetçilerdir. Çocuklarınızı denetleyin uyuşturucu kullanmasınlar diyorlar. Çocuklarımızı denetlemek yerine onları güvenilir insanlar olarak, güvendiğimiz insanlar olarak yetiştirsek daha doğru olmaz mı? Denetim denetimi gerektirir. Bir denetçiyi bir başka denetçiyle, onu da bir başka denetçiyle denetlemeniz gerekir. Denetçileri denetçilerden başka neyle ya da kiminle denetleyeceksiniz? Çok zaman bela denetçinin kendisinden gelir. Denetim sıkılaştıkça kirli ilişkiler derinleşmeye başlar. Denetimi sıkılaştırın, rüşveti artırırsınız, yolsuzluğu kolaylaştırırsınız. Bir şeyleri çok iyi denetlediğinizi düşündüğünüz yerde, her işin tıkırında gittiğini düşündüğünüz yerde birileri dolaplar çevirmeye girişmişlerdir. Görünüş çok iyidir: siz düzeni sağlam koydunuz ya, bundan böyle bütün işler aksamadan yürüyecektir. Kimsenin en küçük bir oyun çevirmesi olası değil artık. Her şey sağlam kazığa bağlanmıştır. Siz öyle sanın. Sıkı denetimin verimli bir iş olmadığı kısa ya da uzun bir zaman sonra anlaşılır. Kötü kokular gelmeye başlar dört bir yandan. Şaşıyorum, dersiniz, her şey düzenlenmişken bu olumsuzluklar nereden geliyor?

Demek ki yetmedi, bu durumda denetimi biraz daha sıkılaştıracaksınız. Yapacağınız başka bir şey yok artık. Bu tutum yanlışı yanlışla gidermekten başka bir şey değildir. Güven üzerine kursaydınız ilişkilerinizi bu kadar sorunla karşılaşmazdınız. Ya sevdiğim beni aldatırsa? En büyük sıkıntı bu noktadadır. Sevdiğinizden kuşkulanacaksınız, ona asla güvenmeyeceksiniz, onun cep telefonunu gizli gizli araştıracaksınız, sonra da ona seni seviyorum diye sarılacaksınız, olacak şey mi? Sevdiğimden kuşkulanmaktansa aldatılmayı yeğlerim desem ne dersiniz? Yetersiz bilinçler denetime alabildiğine güvenirler. Bu en güvenilmeyecek şeye sonuna kadar güvenirler. Yoklayın, araştırın, gözünüzü dört açın, herhangi bir olumsuzluk yakaladınız mı hiç acımayın, kimsenin gözünün yaşına bakmayın. Öyle bir denetim düzeni koyun ki kimse boynunu çeviremesin. Bu ağır denetim koşullarında gizli ilişkiler biraz daha incelir, biraz daha güzelleşir, biraz daha yakası açılmadık özellikler kazanır. O zaman bile sıkı denetimin bir kendini avutma ilişkisinden başka bir şey olmadığını anlayan çok az insan görürsünüz. Artık ne yapacaksınız, geriye dönüşü yoktur bu işin, denetimden başka yol yok deyip yeni kurallar ve yeni yasaklar koymaya başlayacaksınız. Siz denetledikçe ilişkiler gevşer, gülünçleşir, insana yaraşmaz özellikler kazanır: rüşvete, adam kayırmaya, çete oluşturmaya yeni kapılar açılır. Yolunu bulan öne geçer. Dokuzuncu sınıf adamlar başköşelere kurulurlar. Değerli insanların ayağı kaydırılır. Şöyle geç, ayakkabını da çıkar, hatta çorabını da. Çantanı aç. Bu torbanın içindeki ne? Bu ne böyle şey gibi, neye yarıyor ki bu? Şöyle bir daha geç bakalım o şeyin içinden…

Yoksa denetim pisliklerin varlığını sürdürebilmesi için icat edilmiş bir kılıf mıdır? Neden olmasın! Bizim oraları imara kapatmışlardı. Bunun anlamı şu muydu: her yeri betonla doldurduk, ortalığı kepaze ettik, zeytin ağaçlarını kestik, meyve bahçesi bırakmadık, güzelim deniz öldü gitti, bari son kalanları kurtaralım. Gerçekten bu muydu anlamı? Elbette değildi. Bunun anlamı şuydu: elde canına okuyabileceğimiz çok az yer kaldı, bunları da daha önce yaptığımız gibi hovardaca kullanırsak yazık olur. Bundan böyle geriye kalanın değerini bilelim. Bir süre hiçbir şey yapılmasın. Sonra yavaş yavaş ucundan kenarından başlarız icraata. Ufak ufak gireriz. Bu arada doğal olarak yasadışı işlemlerin fiyatı da artmış olur. Öyle ya canım, şu son kalan güzelim yerleri de ona buna beleşinden kaptıracak değiliz ya. Bal tutan parmak yalar, değil mi efendim? Para babası şuraya güzel bir yazlık ev kondurdu mu siz de yaşamınızı güvenceye aldınız gitti. Temiz hava, bol güneş, para babası burada enaz yüz yaşına kadar yaşar gözüm çıksın! Beyefendi yarın bana uğrayın da size kağıtlarınızı vereyim. Eh, şimdiden hayırlı olsun diyelim. Sizin gibi seçkin insanlara bunlar az bile…

Ayakkabını çıkar, şöyle yan dön. Bu ayakkabının altı neden bu kadar kalın? İçinde bir şey saklıyor olmayasın? Bak bak bak, bu da nesi? Ver onu bakalım bana. Kemerini de çıkar. Hadi çabuk oyalanma, işimiz var. Bu koca şeyi ne diye taşıyorsun! Yanında bozuk para var mı, varsa onları da boşalt şuraya ya da ver bana en iyisi. Gömleğinin içindeki ne? Bu ceketin düğmeleri madenden mi? Neden kemik düğme kullanmıyorsunuz anlamıyorum ki!

BİR CEVAP BIRAK