Gözyaşlarıyla okunan satırlar

Savunmasız Kuzuluk köyüne 20 kaçak geldi. Köylüler çeşme önünde toplanmış dertleşiyorlardı. Yunanlıların geldiklerini gören bir kız korku içinde evine kaçtı. İçeri girip kapıyı ve tek pencerenin kepengini kapadı. Yunan askerlerinden biri güzel kızı fark etmişti. Kapıyı, kepengi zorladı ama açmayı, kırmayı başaramadı. Bir arkadaşı yanaştı:
“O güzel kızı istiyor musun?”
“İstemez miyim? Taze incir gibi”.
“Öyleyse evi ateşe ver. Dışarı çıkar”
“akıllısın”


Kapının önüne saman yığıp ateşledi. Alevler az sonra evi sardı. Annesi kıza dışarı çıkması için, Yunanlıya kıza dokunmaması için yalvarıyordu. Köylüler uzakta toplanmış ağlaşmaktaydılar.


Durum kaçakları eğlendiriyordu. Kız az sonra yanmamak için ya kapıdan ya pencereden dışarı atacaktı kendini. Asıl eğlence o zaman başlayacaktı. Keyif içinde beklediler. Kız dışarı çıkmadı, evle birlikte yandı…


ÇEKİLİRKEN Alaşehir’i de bütünüyle yakmışlar, halkın çoğunu, kadın-çocuk demeden öldürmüşlerdi. Savaşı yine kıyıma çevirmişlerdi. Bir birlik için için yanan ateşleri söndürmeye çalışıyordu. Bir köşede nasılsa sağ kalmış üç-beş kadın, birbirlerine sokulmuş, ışığı tükenmiş gözlerle, bir zamanlar mutluluk ve ferah içinde yaşadıkları harabeye bakıyorlardı.


Beş on kişilik bir Yunan esir kafilesi geçti. Giysileri parça parça, dudakları şiş, yüzleri kir içindeydi. Çeşmeden su içmek istediler. Muhafız asker izin verdi. Esirler su içerken kadınlarda bir hareketlenme oldu. Birbirlerine esirlerden bir kaçını , göstererek fısıldaştılar. Her halde bu insan kalıntılarından bazılarını tanımışlardı.
Birdenbire, öfke çığlıkları atarak esirlerin üzerine atıldılar, seçtikleri esirleri, anlatılmaz bir kin ve inanılmaz bir hızla parçalayıp öldürdüler.Kimse araya girmedi.


Bağıran, dua eden, ağlayan Türklerin arasından, minarelerden yağan sala sesleri altında, dörtnala, nallarından kıvılcımlar saçarak, heybet ve haşmetle geçtiler. Hükümet konağına Türk bayrağını Yüzbaşı Şeref, Kışlaya Yüzbaşı Zeki Doğan, Kadifekale’ye Asteğmen Besim çekti.


Kendinden geçmiş İzmirliler Konak Meydanı’nı doldurmaya başladı. Süvari kolordusu komutanı Fahrettin Paşa, karargahı ve 14.Süvari tümeni ise Menemen yolundan geldiler. Karşıyaka’nın yalıboyuna çıkmak için denize inen sokaklardan birine girdiler.
İzmirliler bugün için sakladıkları bayrakları çıkarmışlardı. Her yer bayraktı. Genç kızlar pencerelerden süvarilerin başına çiçek, konfeti, gülsuyu serpiyor, gelin telleri atıyorlardı. Kaldırımları dolduran halk ağlıyor, alkışlıyor, çılgınca bağırıyor, bazıları komutanların, süvarilerin çizmelerini, özengilerini öpmeye çalışıyorlardı. Sokağın yalıboyuna açılan ağzında uzun boylu bir gölge belirdi. Fahrettin Paşa’nın gözleri doldu. Annesiydi bu. Atından atlayıp koştu. Kucaklaştılar:


“Fahrim!”
“Anam!”


Karşıyaka iskelesinin yanına bir dağ topunu yerleştirdiler. 21 pare atışla güzel İzmir’i selamladılar.


BÜYÜK KOMUTANLAR Belkahve’den dürbünle Güzel İzmir’e bakıyorlardı bu sırada…
Hava kararana kadar Belkahve’de kaldılar. Nif’e (yeni adı Mustafa Kemal Paşa) döndüler. Tek katlı bir ev M. Kemal Paşa için hazırlanmıştı. Paşa’yı girişteki sofada beyaz başörtülü kadınlar karşıladılar. Hayal gibiydiler. Diz çöktüler, sarılıp dizlerinden öptüler, başörtülerin ucuyla çizmelerinin tozunu alıp sürme gibi gözlerine sürdüler. Gözlerinden minnet yaşları akarak kalktılar el bağladılar…


Okuduğunuz satırlar “Çılgın Türkler” kitabından alınmıştır. Yazımızın başlığı “Gözyaşlarıyla Okunan Satırlar”dı ama sadece okunurken değil yazılırken de ağlatan satırlar. Yazarken bir kez daha ağladık sevgili okurlar! Gözlerimizden süzülen yaşlar; gurur yaşları, minnet şükran yaşları, kahraman ecdadımızın kahramanlıkları adına duyulan vefanın. Sevginin yaşlarıydı!


Anafartalar’ın, Sakarya Zaferinin ve Büyük Taarruzun eşsiz kahramanı  Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Dünyada TÜRK’LÜĞÜN gururu yeri dolmaz muhteşem insan Mustafa Kemal Atatürk’ü Çanakkale Zaferi’nin 91 yıldönümü  vesilesiyle bir kez daha sevgi ve minnetle anıyoruz.


Atatürk’ün büyüklüğünü, yüceliğini, eşsizliğini, dehasını, vatanseverliğini anlayamamış ve anlamamakta hala direnen zavallılar, sizlere sesleniyoruz!
YAZIKLAR OLSUN!


Sevgili okurlar; eğer bu zamana kadar okuma fırsatınız olmadıysa, Çılgın Türkler’le lütfen siz de ağlayın! İnanın bir kez değil defalarca ağlamaya değer. Ağlayın ve ağlarken de Türk olmanın gurununu doya doya yaşayın!


Selam size Çanakkale zaferinin isimsiz kahramanları
Selam size 57. Alay
Selam sana Seyit Onbaşı!
Hepiniz ışıklar içinde yatın!



E-Mail: burhanaozbey@yahoo.com 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.