Hafta sonu, İstanbul’dan seçim manzaraları.

Hafta sonu, İstanbul’dan seçim manzaraları.

0
PAYLAŞ

Fetih günlerinin bu denli farklı kutlandığı bir başka ülke varmıdır bilmiyorum. Ama biz gördüklermizi paylaşalım. Bu fetih gününün önce tarihinde değişik bir durum var. 29 Cuma günü oluyor. Kar, yağmur gibi bir erteleme nedeni yok. Hava gayet güzel. Hem de cuma günü. Cuma namazından çıkarak da, fetih günü kutlanabilir. Bu kutlama, bir gün ertelenmiş (nedenini bilmiyorum) Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız, bu kutlamaya katılacaklarmış. Her yerde ilanları var. Daha çok da, nerdeyse adım başı Cumhurbaşkanımızın resmi ve kutlamaya katılacağı ilanı yapılmış.

Cuma namazı saatinin bile geciktirilerek, ezanın okutulduğunu düşündüğümüzde, kutlamanın da bir gün ertelenerek, 30 Mayıs’a alınmasına fazla takılmamak gerekir herhalde. Kusura bakmayın.

Ancak şaşırdığım, tarih kitaplarında bize öğretilen ve yıllardır bildiğimiz bir gerçeklik. İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet. Dönem Osmanlı İmparatorluğu dönemi. Dikkatimi çeken ya da şaşırdığım, bir tek Fatih Sultan Mehmet ismine veya resmine rastlamadım. İstanbul’u fethedenin kim olduğunu anlama da, tesadüfen izleyen turistler, herhalde şaşırmışlardır.

Ben de şaşırdım da, sonra şaşırmadım. Çanakkale Savaşı’nın 100 yılında da, Atatürk’ün isminin bile geçmediği, Türk Hava Yolları Dergisi geldi aklıma. Bunlar, Yeni Türkiye’de olabiliyor diye düşündüm.

Cumartesi günü, öğle saatlerinden akşam saatleri gün batımına kadar, normal yolunuz Aksaray’dan geçiyorsa yandınız. Bir kaç saati araç içinde geçirmek zorunda kalmışsınızdır. En çok üzüldüğüm, yolda gördüğüm, bu kilitlenme içinde, ambulanslar adeta oldukları yerde kalarak, uzun süre siren düdüklerini çalıyorlardı.

Yol kıyıları, Belediye otobüslerinin park yeri olarak kullanılmıştı. Çevre belediyelerden gelenler, bu otobüslerle Aksaray civarına getirilmişler ve de yol kenarına park edip, akşam kutlamadan sonra getirdiklerini geri götürecekler. Özel tutulmuş otobüsler gibi, Belediye’nin toplu taşım araçları numaralanmış ve nereden geldiği cama asılan kağıt yazılarla belirtilmişti.

Pazar sabahı, aynı yerde bir başka miting vardı. Saadet Partisi’nin mitingiymiş. Yenikapı İstasyonu’nun yanında.Bir başka fetih karşılaması gibiydi. Mitingden ayrılan bir gruba, yolda duran bir kişinin (özür dileyerek) sataşması dikkatimi çekti. “Yetiştirdiklerinizin, getirdiklerinizin hesabını verdinizde mi, şimdi tekrar çıkıyorsunuz.” Grub içinde ki kadınlı erkekli, genç ihtiyar 10 kadar kişi. Soruyu sorana baktılar ve başların çevirip, hiç bir karşılık vermeksizin yollarına devam ettiler. Bu bir resim sadece aktarıyorum. Yorum yok.

Metro’ya bindim. Taksim’e gideceğim. Yenikapı Metros’un da ve yol boyunca istasyonlar da yapılan ilan. Valilik emri olarak, Şişhane-Taksim ve Osmanbey Metroları kapatılmıştır Bu istasyınlarda durulmayacaktır. Yani, Haliç Köprüsü ile Mecidiyeköy’e kadar, arada bir yere gitmek istiyorsanız. Yine yadınız. Hiç binmeyin Metro’ya. Bu arada, Yenikapı-Mecidiyeköy arası daha kısalmış tabi,10 dakika bile sürmüyor.

Metro içinde kısa kesik konuşmalar. “Neden kapatılmış”, “Gezi Parkı varya” gibi. Bu arada, orta yaşı biraz geçmiş bir adam adeta patladı. “Gezi Parkı’ndan Korkuyorlar”. Ancak bu açıklamasından sonra, sesinin yüksekliğinden mi nedir, biraz duruldu ve adeta geri çekildi. Nasıl yaptım söyledim endişesi içinde. Galiba, söyledikden sonra biraz kendi de korkmuştu.

Mecidiyeköy’de, değişik partilerin astıkları iplere gerili naylon reklamların bir kısmı yere düşmüş. Vatandaşın biri kızarak konuşuyor. Oyumuzu bu ilanlara göre mi belirliyeceğiz. “Ne bu masraf, ne bu kirlilik”

Pazar günü gezintisi devam ediyor. Mecidiyeköy’de asansör düşmesi sonucu ölen işçilerin çalıştığı işyerin de çalışmalar sürüyor. Şişil, Nişantaşı, Harbiye yürüyorum. Yürümeğe engel yok. Taksim’e doğru yaklaştıkça yine yol kıyılarına park etmiş, bir dizi Belediye Otobüsü. Sanki dün Aksaray çevresinde ki park yerleri bu kez Taksim civarı olmuş. Çünkü, Tarlabaşı da aynı. Bu kez otobüslerin içi boş değil. Yanlarında ya da içersinde, polisler var. Ne yapıyorsunuz, olay mı var diye sormaya gerek yok. Metro da söylediler “Gezi Parkı” var.

Taksim Meydanı, Suriyeliler ve bazı turist grupları şaşkınlıkla çevreyi izliyorlar. Bir çok resmi polis ve belki daha fazla da sivil polis.Yaşı yetmişi geçmiş bir yaşlı teyze, aynı yaşlara yakın bir de erkek yanında, Gezi Parkı’na gireceklerdi. Yorulmuşlar. Biraz dinlenip soluk alacaklardı sanırım. Parkın kıyısına gelince iki sivil polis durdurdular ve “Kapalı” dediler.

Hava günlük güneşlik. Yaşlı teyze, başını kaldırdı bir yukarı havaya baktı, bir Gezi Parkı’na baktı, sonra polise döndü. Kısık sesi ile, “Oğlum ne kapalı. Hava açık, park da oturacağız” derken, görevli sivil polis sözün bitmesini beklemeden açıklamasını sürdürdü. “Kapalı, kapalı”

Yandan bir adam geçiyordu. Biraz sinirlice, “Teyze yas..” dedi kaldı. Sözünü tamamlamadan, sivil polise baktı ve oradan hızlıca uzaklaştı.

Parkın çevresi sarılmış gibi. Parkın içinde de bazı insanlar var. Çimlere yatanlarda. Ama onlar resmi giysili ve sivil polsler. İki sene önceki olayların başladığı gün olması nedeniyle, Gezi Parkı’nın alıştığımız, “Kapalı” günlerinden birini yaşıyoruz.

Taksim Meydanı, iki yıldır açıldıktan sonra beton kaplamalı buz pisti gibiydi. Biraz değişiklik var. Betonun üzerine, kaldırım taşı döşenmeğe başlamış.

Atatürk Kültür Merkezi’de, neredeyse 10 yıl olacak. Kaderine terkedilmiş. Çürümesi bekleniyor gibi. O dirençle durmayı sürdürüyor.

Beşiktaş’a indim. Bazı seçim otubüsleri, meydan da ve yollar da, parti ve kişinin ismini belirterek, müzik yayını yaparak, geçiyorlar veya duruyorlar. Ses yüksek. Orta yaşlı bir kadın, durak da beklerken kendi kendine söyleniyor. “Kaç gündür kafamız şişti. Bu bağıranlardan nedir bu çektiğimiz.” Yanında ki bir genç söze karıştı. “Sende evden çıkma teyze.” Bu yanıtı verene, kadın öyle bir baktı ki, ben bile çekindim.

Yazıyı fazla uzatmıyacağım. Seçim öncesi manzaralardan bir kaç resim.

Pazar günü seçim var. Bu manzaralar katlanarak sürecek nasıl olsa.

Peki pazar günü nasıl olacak.

Sormayın, nasıl olacağı ellerinizde. Nasıl olmasını istiyorsanız, kendiniz için, çocuklarınız için, geleceğiniz için. Şikayet etmeyin. Sonra aynaya bakın ve düşünün.

Her şey ellerinizde.

Ankara. 2 Haziran 2015. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

twenty − 3 =