Haftanın DVD’si: Yağmuru Bile

Ülkemizde diğerlerinden ziyade “Te doy mis ojos / Gözlerimi de Al” (1993) filmiyle tanınan İspanyol (kadın) yönetmen IcíarBollaín, yeni çalışmasında yine çok önemli meseleleri irdeliyor.

Bolivya’da Kolomb dönemiyle ilgili bir filmin hazırlık ve çekimini yürüten bir ekip, zamanında İspanyollara esir düşmüş yerlilerin torunlarının başlattığı bir ayaklanmanın ortasında kalır. Üstelik filmde önemli rolü olan bazı kişiler gözaltına alınmakta, hatta polisten dayak yemekte, filmin yapımcı ve yönetmeninin, eseri tamamlayabilmek için bu meselelerle de uğraşması gerekmektedir. Olayların gelişimi ön plandaki karakterleri, hayatta gerçekte neyin değerli olduğunu tekrar değerlendirmeye mecbur bırakacaktır…

Çekilmekte olan filmin sıradan, popüler eserlerden biri olmadığını, dünya tarihine ciddi bir eleştiri getirdiğini baştan belirten film, günümüzde geçen olaylara paralel olarak çekilen filmden sahnelere de yer veriyor, böylece seyirciye geçmişle bugünü kıyaslama şansı sunuyor.

Kolomb döneminde “uygarlar” yerlilerin altınına göz dikmiş, hedefe ulaşmak için yapmadıkları kötülük bırakmamışlar. Bugünse suyun işletme hakkı uluslararası bir şirkete devrediliyor, faturaların 3-5 katına çıkması söz konusu, yerliler bu kez “su hayattır” diye ayaklanıyorlar.

Zengin ve entelektüel sinema insanları ilk başlarda yerlileri hiç anlayamıyor, aslına bakarsanız, çok da ilgilenmiyorlar. Onların tek derdi, insanlığa “önemli” şeyler söyleyeceğine inandıkları filmi tamamlamak… Ama o insanlarla her gün sette birlikte oldukça aralarında bir yakınlık gelişiyor, “insan sıcağı”nı hissetmeye başlıyor ve olaylara müdahale etmek durumunda kalıyorlar. Özellikle yönetmen Sebastian ve yapımcı Costa’nın dönüşümü çok ilginç ve etkileyici.

KenLoach filmlerine yazdığı senaryolarla tanınan (“SweetSixteen / Afili Delikanlı” ile Cannes’da ödül kazanan) Paul Laverty, hep yaptığı gibi, olayları ve kişileri olanca derinliğiyle irdelemeye çalışırken duygusallığa, ajitasyona yer vermeyen, dengeli, ağır başlı bir metin hazırlamış, Bollain de o senaryoyu, olanca ustalığıyla, akıcı, etkili bir filme dönüştürmüş. Her zamanki gibi oyunculuklar çok başarılı ve yönetmenin hümanizmi ön planda.

“Uygarlarla” “ilkeller” arasındaki farklılık bakımından özellikle bir sahne çok önemli: Rolleri gereği yerli kadınlardan bebeklerini nehirde boğarmış gibi yapmaları isteniyor. Yönetmen özellikle ilgilenip, çocuklar suya değerken sahneyi keseceklerini, devamını oyuncak bebeklerle çekeceklerini, bir tehlikenin söz konusu olmadığını anlatıyor. Buna rağmen kadınlar Nuh diyor, peygamber demiyorlar.

“Eğitilmiş beyaz kafa” anlamaz tabii ki böyle şeylerden, amaaslında “mış gibi yapmak”en tehlikeli şey: İnsan duyguları, düşünceleri ve eylemleriyle enerji oluşturur, o enerji de büyür ve yeni olayları doğurur. Bugün “mış gibi yaptığı her şeyin” yarın başına gelebileceğini bilen yerli, tabii ki yanaştırmaz bebeğini suya…
Genel olarak film, “beyazların” yerlilere yaklaşımını eleştiriyor, arada geçiveren bu türden sahnelerle de asıl cümlesini kuruyor: “İlkel” dediklerinizin sizinkiyle kıyaslanamayacak denli hacimli ve kadim bir bilgeliği var. Tüfeklerinize, polisinize, çok güçlü şirketlerinize karşı koyamıyor olabilirler, ama hayat içinde sizden çok daha güçlüler…

Ödülleri:
16 ödül ve 13 adaylık

También la lluvia / EventheRain / Yağmuru Bile

Yönetmen:IcíarBollaín
Senaryo: Paul Laverty
Oyuncular: LuisTosar (Costa), GaelGarcíaBernal (Sebastián), Juan Carlos Aduviri (Daniel / Atuey), KarraElejalde (Antón / Colón), RaúlArévalo (Juan / Montesinos), Carlos Santos (Alberto / LasCasas), CassandraCiangherotti (María)
Yapımcı:Juan Gordon
2010İspanya, Fransa, Meksika ortak yapımı, 103 dakika
DVD firması:Tiglon / Bir Film

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 × one =