‘Hakaret davalarını geri çekiyorum’

123.jpgCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen Şehitleri Anma programında konuştu. Erdoğan, hakaret davalarıyla ilgili olarak “Bir kereye mahsus olarak ben davalarımı geri çekiyorum ve affediyorum” dedi.

Açılışı yapılan Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nin tüm millete hayırlı olması dileğinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin önemli bir parçası olan bu eserin açılışını, böylesine önemli ve anlamlı bir dönemde çok kıymetli misafirlerimizle yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Aramızda 15 Temmuz şehitlerinin yakınları ve 15 Temmuz gazileri var. Kendilerine hoş geldiniz diyorum.” diye konuştu.

Erdoğan, “15 Temmuz gecesi 170’i sivil, 62’si polis ve 5’i de asker olmak üzere 237 şehit verdik. Bugün saat 19.00 itibarıyla yaralı sayımız 2 bin 191. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına, milletimize başsağlığı diliyorum.” dedi.

“BU ÜLKEDE ŞEHİTLER TEPESİ, HİÇBİR ZAMAN BOŞ KALMADI, KALMAYACAK”

İslam’da şehitliğin peygamberlikten sonra en yüksek makam olduğunu vurgulayan Erdoğan, Arif Nihat Asya’nın, “Bir bayrak rüzgar bekliyor” şiirinden, “Şehitler tepesi boş değil, biri var bekliyor. Ve bir göğüs, nefes almak için, rüzgar bekliyor. Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye, yattığı toprak belli, tuttuğu bayrak belli, kim demiş meçhul asker diye? Destanını yapmış, kasideye kanmış. Bir el ki; ahretten uzanmış, edeple gelip birer birer öpsün diye faniler. Öpelim temizse dudaklarımız, fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız. Söyledi söyleyenler demin, gel süngülü yiğit alkışlasınlar, şimdi sen söyle, söz senin. Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor. Ve bir bayrak dalgalanmak için; rüzgar bekliyor.” dizelerini okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkede şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmadı, kalmayacak. Bizim şehitlerimizin yattıkları toprak belli, tuttukları bayrak belli, yüreklerindeki iman belli, dillerindeki kelime-i şehadet, kelime-i tevhid belli. Peki onları şehit edenlerin neyi belli? Sadece ihanetleri. Şehitlerimizin hiçbiri bizim için meçhul değil, bilakis onların her biri milletimizin malumudur ve ebediyen malumu olarak kalacaktır.” diye konuştu.

“237 ŞEHİDİMİZİN HER BİRİNİN ADINI ANITLAŞTIRACAĞIZ”

Şehitlerin aziz hatırasını yaşatmak için Boğaziçi Köprüsü’nün adını 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, TBMM’nin ve Genelkurmay Başkanlığının bulunduğu kavşağın adını 15 Temmuz Şehitler Meydanı, Kızılay Meydanı’nın adını da 15 Temmuz Kızılay Demokrasi Meydanı olarak değiştirdiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de 237 şehidimizin her birinin adını aynen Çanakkale şehitlerinde olduğu gibi anıtlaştıracağız. İnşallah kurumlarımızla anıtlaştıracağız, inşallah aynı zamanda İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü’nden çıkar çıkmaz Anadolu Yakasındaki tepe noktada, orada anıtlaştıracağız. Ankara’da hemen Külliyemizin karşısında, orada anıtlaştıracağız ve okullarımıza isimlerini vermek üzere anıtlaştıracağız ve kalıcı kılacağız.” dedi.

Şehit yakınlarına Terörle Mücadele Kanunu’ndaki tüm hakların aynen tanındığını belirten Erdoğan, “Ülkesi ve milleti için canını ortaya koyan bu kardeşlerimizin emanetlerine sahip çıkmak, bizim namus borcumuzdur.” ifadesini kullandı.

Devlet desteğinin yanında milletin de şehitler için kampanyalar yaparak desteklerini ortaya koyduğunu dile getiren Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının şehit ve gaziler için kampanya başlattığını, Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım’da açılan hesaplarda tüm hayırseverlerin yardımlarının toplandığını ifade etti.

“BUNU ANCAK KAFİR YAPAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişiminin yaşandığı gecede büyük bir bölümü Ankara ve İstanbul’da olmak üzere haince saldırılar yapıldığını ifade ederek, “Bakınız hemen şuracıkta, önce Jandarma ile Külliye arasındaki kavşağı düşünebiliyor musunuz uçakla bombaladılar, yetmedi hemen arkasından tam camimizin önünde, orayı bombaladılar ve orada 5 şehit verdik. Kardeşlerim, bunu ancak kafir yapar. Bunu ‘Ben Müslümanım, ben Türküm’ diyen birisi yapabilir mi? Bunların bu milletle alakası yok.” diye konuştu.

“Bunlar benim askerimin içerisine nasıl sızmış? Bunlar benim polisimin içerisine nasıl sızmış? Bunlar bizim devlet kurumlarımızın içine nasıl sızmış?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi birileri bize akıl veriyor Batı’dan, ‘Geçmiş olsun’ ama ardından bir şey daha söylüyor, ‘Fakat bu attıklarınız sebebiyle, bu açığa alınanlar sebebiyle endişeliyiz’ diyorlar. Siz işinize bakın ya, siz işinize bakın. Benim ülkemde darbe olacak ve benim ülkemde 237 şehidim, 2 bin 191 yaralım olacak bir tane kalkıp taziyede bulunacak, ardından 9 tane nasihat vereceksin, o aklı kendine sakla. Bir terör eyleminde 5 kişi, 10 kişi öldüğü zaman dünyayı ayağa kaldırıyorsunuz, öyle mi? Burada Türkiye Cumhuriyeti devleti gibi demokratik, parlamenter sisteme sahip çıkmış, yüzde 52 ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanı, yüzde 50 ile hükümet eden bir iktidar var bunlara karşı bir darbe yapılıyor siz bu Hükümetin, bu devletin yanında yer alacağınıza kalkıp darbecilerin yanında yer alıyorsunuz.

Şu ana kadar ne Avrupa Birliğinden ne Avrupa Konseyinden ne Batı’dan kalkıp da buraya taziye için gelen bir kişi yok ve utanmadan, sıkılmadan kalkıp bu tür şeyleri söyleme, evet, zilletinde bulunuyorlar. Ondan sonra da ne diyorlar, ‘Erdoğan çok sinirli, çok asabi.’ Kardeşlerim az önce bir şey söylediniz, şunu unutmayın, biz sadece ve sadece rükuda Allah’ın huzurunda eğiliriz. Biz kula kul olmadık, olmayacağız, onu Fetocular düşünsün, onlar kula kul. Onlar öyle konuşuyor: ‘O bize şah damarından daha yakın.’ diyor. Zavallılar, cahiller bize şah damarından daha yakın olan sadece ve sadece Allah’ımızdır, başka yok. Ve biz Allah’ımıza kulluk ederiz.”

“ŞEHİT OLANLARI KUTLAMAK HADDİME Mİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir vatandaşın, kendisine seslenmesi üzerine, “Aynen öyle, merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.” karşılığını verdi.

“Benim gözümde, 15 Temmuz gecesi sokağa dökülerek, ülkesine, milletine, istiklaline ve istikbaline sahip çıkan her bir kardeşim gazidir.” ifadesini kullanan Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:

“Hepinizin, hepimizin gazası mübarek olsun. Parlamentomuzun o gece anında açılması, Sayın Başkan’ımızın orada grubuyla bir araya gelmesi bana o anda şunu hatırlattı, yeniden bir istiklal mücadelesini yaşıyoruz ve yeniden bir istikbal mücadelesini veriyoruz, bunu yaşattı. Biz ne mutlu, ne kutlu bir milletiz. Dünyada sizin emsaliniz, sizin eşiniz yok. Şehitlerimiz, gazilerimiz ve canları pahasına tankların, silahların, bombaların karşısına dikilen tüm vatandaşlarımız 15 Temmuz’da yazdıkları destanla Türkiye’nin önünde yeni bir dönem başlatmışlardır.

Ben hanım kardeşlerimi, Nene Hatunlarımızı kutluyorum. O tankların karşısına dikilip orada şehit olan hanım kardeşlerimi kutluyorum ve dik durup yılmayan hanım kardeşlerimi kutluyorum. Bunun yanında tankın altında, şehit olma azmiyle olup ama şehit olmayan, fakat o yiğitliği gösteren gencimizi kutluyorum. Tank paletlerinin altına girenleri kutluyorum. Bu arada tabii ki şehit olanları benim kutlamak haddime mi? Çünkü onu Rabb’im kutlamış, sevgili Peygamber’im kutlamış, ona ağuşunu açmış. O, sevgili Peygamber’imize komşu oluyor, müjdesini erkenden almış. Ben şehitlerimizi kıskanıyorum, Rabb’im bizleri onlarla birlikte haşretsin.”

15 Temmuz gecesi ülkenin her köşesinde, sokaklarda, her siyasi anlayıştan, meşrepten ve dünya görüşünden insanların olduğunu ifade eden Erdoğan, o geceden beri Türkiye’nin gerektiğinde tüm farklılıklarının üzerine çıkarak, hürriyetini ve geleceğini sahiplenme iradesine sahip olduğunu dost, düşman, herkese gösterdiğini söyledi.

Türkiye hakkında yapılan olumsuz hesapların tamamının 15 Temmuz’da geçerliliğini yitirdiğini bildiren Erdoğan, o gece yaşanan pek azı kameralara, objektiflere yansıyan manzaraların her birinin Türkiye’nin ekonomik, siyasi, sosyal, terör yoluyla diz çökmesini bekleyenlerin kafasına birer balyoz gibi indiğini belirtti.

Bir süredir ülkeye farklı niyetlerle bakanların, toplumun içindeki görüş farklılıklarını, fay hatlarını derinleştirerek Türkiye’yi tedip edebileceklerini sandıklarını ifade eden Erdoğan, “Sandılar ki PKK’sından DAİŞ’ine kadar dünyanın en eli kanlı, en vahşi terör örgütlerini üzerine salarsak bu ülkeyi sindirebiliriz. Sandılar ki FETÖ mensubu üniformalı teröristleri, uçakları, tankları toplarıyla sokağa çıkarttığımızda bu milleti teslim alabilir. Rabbim ne diyor? ‘Onlar tuzak kurdular, Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır’. Bu böyle bilinmelidir.” diye konuştu.

“BUNLARI TEMİZLEMEMİZ LAZIM”

15 Temmuz gecesi millete tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçirdiklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“81 vilayeti ve 79 milyon vatandaşıyla tüm Türkiye bir ve beraber olarak 40 yıllık hazırlığı, 40 yıllık birikimi ve 40 yıllık sinsi hesabı 20 saate kalmadan yerle yeksan ettik. FETÖ’nün mazisi 40 yıldır. 40 yıldır, bunlar işte bugüne ulaşmak için çalıştılar. Şimdi hesap tersine döndü. Ama iş bitti mi? Hayır bitmedi. Yapacağımız daha çok şey var. Hep söylüyorum. Bunlar kanser virüsü gibi. Vücudu metastaz yaptı. Şimdi bu virüs kazınıyor. Bunun tamamen kazınarak temizlenmesi, vücudun bundan arınması lazım. Bazıları diyor. 10 bin, 20 bin kişi attınız. 10 binlerce kim varsa temizleyeceğiz. ‘Neden?’ Ne demek neden? Çünkü bunlar bu ülkede kalacak olursa ne yapacakları ortada. Benim pırıl pırıl, tertemiz insanıma, o verdiğimiz vergilerle aldığımız uçaklarla bomba yağdıranların bu ülkenin kurumlarında kalması mümkün değil. Bunları temizlememiz lazım.”

Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ülkedeki tüm darbelerden farklı olarak sadece hükümeti devirmeyi, yönetimi ele geçirmeyi değil, aynı zamanda toplumu da ele geçirmeyi hedeflediğini dile getirdi.

“DAYANIŞMAYI, BÜTÜNLEŞMEYİ BERABERİNDE GETİRDİ”

Darbe başarılı olduğu takdirde ülkedeki istisnasız herkes için 16 Temmuz ile bambaşka bir hayat başlayacağını ifade eden Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu ihanet çetesinin mensubu olmayan, iradesini Pensilvanya’daki çete başına teslim etmeyen hiç kimse bu ülkede hayatını sürdürme, geleceğini inşa etme imkanına sahip olamayacaktı. Milletimiz işte bu büyük tehlikeyi, bu tehdidi gördüğü için AK Parti’lisi, CHP’lisi ve MHP’lisi ve diğer partilere gönül veren insanlarıyla darbe girişimine karşı çıktı, devletinin ve yöneticilerinin yanında yer aldı. Bu uyanış, günlük siyasi çekişmelerin, polemiklerin rekabetin ötesinde ve üzerinde bir birlikteliği, dayanışmayı, bütünleşmeyi beraberinde getirdi. Hamdolsun milletimiz söz konusu vatan olduğunda diğer her şeyi teferruat haline getiren bir şuuru ortaya koydu. Bu manzaranın, Cumhurbaşkanı olarak şahsıma, Sayın Başbakana ve siyasi partilerimizin liderlerine verdiği mesajın gayet iyi farkındayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti, CHP ve MHP genel başkanları ile 25 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya gelerek, darbe karşısındaki sağlam duruşlarını teyit ettiklerini, hem de Türkiye’nin önündeki dönemine ilişkin güçlü mesajlar verdiklerini aktardı.

“BİR KEREYE MAHSUS HAKARET DAVALARINI GERİ ÇEKİYORUM”

Sorumlu ve dirayetli tutumları nedeniyle siyasi parti genel başkanlarına bir kez daha teşekkürlerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“15 Temmuz darbesini destekleyen tek bir siyasi partinin, siyasi parti genel başkanının ve vatandaş grubunun olmaması geleceğimize güvenle bakmamız konusunda bize ümit veriyor. Benim gözümde 15 Temmuz gecesi, Çanakkale’de ve İstiklal Harbi’nde sergilediğimiz birlik ve beraberliğin günümüzdeki tezahürüdür. Bu manzarayı görüp hala ülkesinden, milletinden, 2023 hedeflerinden, geleceğinden şüphe duyan varsa ben de onun aklından ve izanından endişe ederim.

Bugün Türkiye’nin yolu 15 Temmuz sabahı olduğundan daha aydınlık, daha açıktır, daha berraktır. Çünkü özellikle son 3 yılda ardı ardına yaşadığımız pek çok olayın şifresi 15 Temmuz’da en vasat zihinlerin bile anlayabileceği şekilde çözülmüş, eskilerin deyimiyle takke düşmüş kel görünmüştür. Geldiğimiz noktada ‘Eskiden şunu dedik, bunu söyledik’ demenin anlamı ve gereği yoktur. Bundan sonra önümüze bakma zamanıdır. 15 Temmuz’u devlet ve millet olarak bir milat haline dönüştüremezsek yazıklar olsun bize. Bir milat olarak ben bu vesileyle şu ana kadar şahsıma her türlü saygısızlığı, hakareti yapanları bir kereye mahsus olarak, davalarımı çekiyorum ve affediyorum. Zira asıl bu imkanı doğru değerlendiremezsek millet bizim yakamıza yapışma hakkına sahip olur diye düşünüyorum. Onun için siyasetçiler başta olmak üzere, toplumun tüm kesimlerinin, ülkemizin önündeki bu gerçeğe, bu hassas duruma uygun şekilde davranacaklarına inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ, PKK, DAEŞ, DHKP/C gibi ülke ve milletin bekası için tehdit oluşturan tüm terör örgütlerinin başını ezmekte en küçük bir tereddüt göstermeyeceklerini vurguladı.

Düşmanın tek değil çok olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ne olursa olsun. Öyle diyor üstat, ‘Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.’ Durmayacağız. Onun için Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, işte bu malum yapının dışında o vatanına, milletine sahip çıkan kardeşlerimle polis teşkilatımızın, emniyet teşkilatımızın aynen o takımın dışındaki polislerimizle tüm korucularımızla birlikte bu bölücü terör örgütüne karşı ülkemizin dört bir yanında mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü bu ülkenin huzuruna kast etmeye kimsenin hakkı yok. Bu milletin refahına kast etmeye kimsenin hakkı yok. Biz, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız.”

“HAYATA GEÇİRDİĞİMİZ HER UYGULAMA ANAYASA’YA, KANUNLARA UYGUNDUR”

Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu dile getiren Erdoğan, darbe girişimi sürecinde dahi hukuktan en küçük taviz verilmediğini, attılan her adımda, alınan her kararda, hayata geçirilen her uygulamada Anayasa’ya ve yasalara uyulduğunu söyledi.

Erdoğan, “Meclisimizle Milli Güvenlik Kurulumuzla Bakanlar Kurulumuzla bakanlarımız ve bakanlıklarımızla tüm kurumlarımızla çalışmalarımızı hukuk sınırları içerisinde yürütüyoruz. Yaşanan olağanüstü dönemden kaynaklanan eksikler, hatalar olursa onlar için de hukuk yolu açıktır, açık kalmaya devam edecektir ama adaleti tesis etmek de boynumuzun borcudur.” diye konuştu.

Vatandaşların, darbeciler için idam taleplerine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Herkes, ‘idam, idam, idam’ diyor. Burası demokratik, parlamenter bir sistemle yönetilen bir demokrasi, bir hukuk devleti. Öyleyse burada Hükümetin yapacağı bir şey var; nedir bunun yolu? Bu talebi alır, parlamentoya taşır ve parlamentoda bunu tartışır, bu yolla verilen karara da herkes uyar. Az önce, o yaralı kardeşim en güzel şekilde reçeteyi açıkladı. Ne dedi? Dedi ki ‘Eğer bu konuda Hükümetimiz sıkıntıya düşmeyecekse, parlamento idamın dışında verilebilecek en ağır ceza neyse onun kararını alsın.’ O zaten var, orada problem yok ama diğeri de yine milletimin talebidir ve bu talep de parlamentoya gelir, parlamento bunu müzakere eder, ona göre de adımını atar. Kimse de ‘Niye bu adımı attın’ deme hakkına sahip değildir. Bugün dünyanın büyük bir çoğunluğunda bu var mı, var. Türkiye’de de bu müzakere edilir, tartışılır, adımı ona göre atılır. Mevlana Hazretleri’nin ifadesiyle bir şeyi yerli yerine koymak, adaleti böyle tanımlıyor. Bir şeyi olmaması gereken yere koymak, işte bütün bunlar zulümden de biliyorsunuz ağırdır. Onun için bundan kaçınacağız. Olması gereken yere koyarak adaleti, olmaması gereken yerden de kaçınarak zulümden çekineceğiz.”

“ÜLKEMİZDE OYNANMAK İSTENEN OYUNU BİR KEZ DAHA BOZDUK”

Milletin 15 Temmuz gecesi sergilediği birliğe, beraberliğe, dayanışmaya, kardeşliğe uygun şekilde hedefleri sürekli büyüterek, adımları sıklaştırarak yola devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece Fetullahçı Terör Örgütüyle değil diğer terör örgütleriyle ve onların arkalarındaki güçlerle olan mücadelemizi daha güçlü, daha etkin şekilde sürdüreceğiz. Ülkemizde oynanmak istenen oyunu bir kez daha bozduk. Bundan sonra inşallah Suriye’de oynanan oyunu da bozacağız, Irak’ta oynanan oyunu da bozacağız, Libya’da oynanan oyunu da bozacağız. Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, dünyanın her yerinde, mazlumların ve mağdurların acısı, gözyaşı, kaybetmesi pahasına oynanan oyunları bozacağız. Kardeşlerim, bunların hiçbiri ülkemizde yaşananlardan bağımsız değildir. Hepsi aynı senaryonun farklı sahnelerinden ibarettir.

Erdoğan, 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da, İstanbul’da değil dünyanın farklı bölgelerinde, pek çok şehirde yüz milyonlarca insanın kalbinin Türkiye için attığına işaret ederek, “Elleri bizim için semaya kalkıyordu. Aman ya Rabb o ne güzellik. Bu millet, dünyada farklı yere oturdu. Her yerden size selamlar var, dualar var. Bu insanlar, Türkiye’deki mücadelenin 79 milyonla birlikte kendi istiklal ve istikbal mücadeleleri olduğunu biliyordu. Ülkemize husumet besleyenler, teröristlerini üzerimize salanlar, kendilerini dev aynasında görebilirler ama bu milletin arkasında çok daha büyük bir güç, çok daha büyük bir destek var. O da mazlumların duasıdır.”

“AYNEN İSTİKLAL MARŞI’NDA OLDUĞU GİBİ”

İstiklal Marşı’ndan, “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma. Nasıl böyle bir imanı boğar, Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar. Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın, Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.” bölümünü okuyan Erdoğan, “Siper ettiniz ve hayasızca akın durdu. İşte bunu yazdınız. Aynen İstiklal Marşı’nda olduğu gibi” ifadesini kullandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen + 2 =