Halk aynı, halka aynı

80’lerdeki banker sendromu neyse,  şimdiki müteahhit krizi aynı…
O sürecin sonunda yapay finans sektörü,  ardında nice acılar bırakıp,  nasıl dağıldıysa,  bugün de plastik iskelet üzerine, kum zeminde oluşturulmuş ve ülkenin kaderi bağlanmış tek güdüklü budaklı dal olan inşaat sektörü de öyle sallanmak üzere.
O zaman Özal,  3 kuruş fazla veren banker müsveddelerini,
cahil,  vizyonsuz ve aç gözlü halkın başına sardırmıştı… Herkes lay lay lom yapay mutluluklara büründürülmüştü…Lale devrinde krizantemler açtırılmıştı sonradan ağlaşacak sığ yüreklerde.
Şimdi ise,  aynı kronik zihniyetteki,  iflah olmaz aç gözlü halkımız,  kırsalda davarlarını satıp kentte fırsatçı iş adamı! olan ve ehil olmadan  adam avlamak için 3 m2 fazla yer veren müteahhit müsveddeleri için evlerini feda ettiler…
Bu defa modern bir evi hayal etme mutluluğu çalındı halka,  parmak bal niyetine,  çalınan geleceğin ve onca şeyin üstüne bonus kısmetine…
İnşaat sektörü doğru temellere inşa edilemeyince ve bir atımlık barutu olan müteahhitlerin sektöre diktiği çürük kirişler kırılınca,  bu koyun tüccarları da kirişi kırdılar içine ettikleri yerden…
Turistsiz turizm,  ekinsiz tarım,  ağaçsız orman,  ihracatsız ithalat,  döngüsüz döviz,  tek stillik tekstil,  bir atımlık barut,  hafifletilmiş sanayi,  düzüşümlü dönüşüm,  taşıyıcı kolonsuz inşaat,  gdo’lu gıda, hepsi el ele verdiler ve sağlıksız bir halk ürettiler sonunda.
Gidin Fikirtepe örneğine, fikriniz olsun;
Görün ki,  kentsel dönüşüm, kırsal düzüşüme dönüştü…
Bankerlerle müteahhitler aynı tiynette örtüştü.
Oltalık halkın balığı her daim baştan kokuyor..
Yem tüccarı 3 kuruşa halka olta sokuyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

16 + five =