Halkla buluşmak böyle bir şey!

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Sezer’i kıyaslamaları kafidir.

Ter kokulu halkın arasına korkusuzca dalan, ilk ziyaretini Van’a gerçekleştirerek en ücra köşelere doğru cesaretle yol alan Abdullah Gül ile Sezer’i kıyaslama olanağı yok maalesef!
Biri elit diğeri taşralı. Biri halktan, diğeri halka karşı oldukça mesafeli. Biri içten ve samimi davranışları ve yüzünde eksiltmediği tebessümlerle oradan oraya koştururken diğeri Çankaya’yı olabildiğince daraltıp bir grup seçkine tahsis etmekten yana.


Çankaya, rahmetli Özal’a gelinceye kadar devlet iktidarının korunduğu bir kale olarak hükmünü sürdürdü. Cumhurbaşkanları daha çok asık suratlı ve sadece resmi kutlamalarda yayınladıkları mesajlarla bilinen kimselerdi. Etrafında bir koruma ordusu, makama mahsus gösterişli araçları ile bir başka dünya idi Çankaya. Bize uzak, bize yabancı…


Sonra Demirel dönemi başladı. Demirel, taşralılığı üzerinden atabilmek için olanca gücüyle çabaladıktan sonra Çankaya’daki mesaisinde yıllarca varlık nedeni olan siyasete ciddi kan kaybı yaşatarak ve dengeleri alt üst ederek noktayı koydu.


Sonra Ahmet Necdet Sezer devresi ile tanıştı Çankaya. Güldüğü vaki olmamış, mesleğinin verdiği bir psikoloji ile el uzatana, selam verene kuşku ile bakıp ilgisini kesen bir resimdi Sezer.


Cumhuriyet dönemi boyunca basın yayın organlarında ve kamuoyunun zihninde en çok gündeme gelen kurum oldu Çankaya. Hükümeti işgalci bir güç gibi görerek kapılarını sıkı sıkıya kapadı Sezer. Bu ülkenin okullarında eğitim almış, ciddi başarılara imza atmış beyinlerin üzeri bir bir çizildi bu dönemde. Çankaya, bir grup asker sivil seçkinin girip çıkabildiği fildişi kuleye dönüştürüldü.


İmparatorluk bakiyesi bir ülkenin en tepesine kuşku yerleşti.


Kendisini savaş ortamında sanan bir ruh hali ile güne başlayan zat, yüz ifadesi ve tutumları ile asabı bozuk bir komutan edalarında noktaladı Çankaya’daki serüvenini.


Tam da umudu kestiğimiz, Çankaya diye bir yeri ve makamı zihinlerimizden silmek üzere olduğumuz bir anda güler yüzlü bir adam çıkıp geldi Çankaya’ya. Koparılan onca gürültü ve karşı kampanyalara rağmen inadına gülen, korkusuzca halkın elini sıkan, çocuklarla şakalaşan bir adam…


Şimdi görkemli araçlar geçidi izlemiyoruz Cumhurbaşkanını izlerken. Forsundan önce güler yüzü serinletiyor yüreklerimizi. Hareketli, fıkır fıkır bir adam, etrafında biriken coşkulu kalabalığın elini sıkıyor, yanağını öpüyor.


Çankaya tam da ilgimizi kestiğimiz bir anda gülen çehresi ile karşılıyor bizi. “Burası bize aitti” diyor içimizden bir ses. “Bizimdi buralar, meğer ne çok özlemişiz”.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here