Halkın ‘bölünme endişesi’ arttı

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi tarafından her yıl Aralık ayında gerçekleştirilen “Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması”nın 2015 yılına ait sonuçları 12 Ocak 2016 tarihinde açıklandı. Araştırma 9-17 Aralık 2015 tarihleri arasında Türkiye nüfusunu genel olarak temsil etme niteliğini haiz 26 kent merkezinde yaşamakta olan 18 yaş ve üzeri 1000 kişi ile yüz yüze yapıldı. Kapsamlı içeriği ve Türkiye’nin nabzını tutan bulguları bakımından bu araştırma her yıl olduğu gibi bu yıl da ortaya önemli sonuçlar çıkardı.

Araştırmanın en çarpıcı bulgusu şüphesiz Türkiye’nin şu sırada en önemli sorununun ne olduğu ile ilgili. Son dört yıldır ülkenin en önemli sorunu olarak işsizlik görülmekteydi. Ancak bu konu 2015’te yüzde 33’ten yüzde 16,3’e gerileyerek ikinci sıraya inmiş durumda. Terör sorunu ise çok keskin bir artışla ve yüzde 39,3 ile birinci sıraya yükselmiş.

Araştırmanın ilginç bulgularından biri de IŞİD’in bir terör örgütü olduğunu ve Türkiye için tehdit oluşturduğunu düşünenlerin oranında 2014’e nazaran az da olsa düşüş kaydedilmiş olması. Diyarbakır, Suruç ve Ankara’da yaşanan katliamlardan sonra böyle bir algı değişikliği olması şaşırtıcı görülebilir. Üstelik yakın coğrafyamızda en güçlü mücadeleyi de tüm dünya IŞİD’e karşı verirken… Demek ki 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerden hemen sonra PKK terörünün yeniden hortlatılması Türkiye halkında “terör”e bakış konusunda hissedilir bir etki yaratmış. Bununla beraber, düşüşe rağmen halkın yüzde 86,4’ü IŞİD’i terör örgütü olarak, yüzde 78’i de Türkiye için tehdit olarak algılamaya devam ediyor.

Türkiye’de terör sorununun çözümü için en etkili yolun hangisi olduğu sorusuna verilen yanıtlardan ise PKK terörü ile Kürt sorunu arasında ilinti olduğuna dair algının kuvvetli işaretleri görülebiliyor. Terör sorununun çözümünün askeri yöntemlerle sağlanması gerektiği düşüncesinde olanlar yüzde 39,2’den yüzde 31,6’ya gerilemiş. Siyasi yöntemlerle çözüme inananlar ise yüzde 30,9. Halkın yüzde 52’si PKK’nın Kürtleri temsil etmediğine inanıyor. Bununla beraber hükümetin terörle mücadele konusunda gösterdiği performansı başarısız bulanlar yüzde 45,8. Başarısızlık nedeni olarak da yüzde 36,8 ile yıllardır terörün bitmemesi ilk sırada gösteriliyor. Türkiye halkı terörün askeri yöntemlerle çözülebileceğine giderek daha az inanmaya başlıyor.
Hükümetin Kürt meselesi ile ilgili politikalarını başarısız bulanlar yüzde 40 iken, başarılı bulanlar yüzde 29,9. Peki Türkiye bir bölünme tehlikesiyle karşı karşıya mı? Böyle düşünenler 2013’te yüzde 41,5 iken 2014’te yüzde 46,2, 2015’te ise yüzde 54,2 olmuş. Türkiye halkında ülkenin bölünmesi endişesi giderek artıyor.

Dış politika son yıllarda Türkiye’de en çok eleştirilen alanların başında geliyor. İçinde bulunduğumuz coğrafya kaynıyor, terör bölgemizde tırmanmaya devam ederken Türkiye’nin içine de artan şekilde sarkıyor, toplumsal barışı ve huzuru önemli ölçüde olumsuz olarak etkiliyor. 12 Ocak’ta İstanbul’da yaşanan son terör saldırısı da bunun yeni bir örneği. Kamuoyu da dış politika ile eskiye oranla daha çok ilgileniyor. Araştırmanın dış politika ile ilgili bulguları da çok önemli.

2002 yılında yapılan seçimlerden sonra AB ile ilişkilerin önündeki en önemli engel olarak görülen Kıbrıs meselesinin çözümü için hızlı gelişmeler yaşanmıştı. 2004 yılında adada yapılan referandum Kıbrıs sorununa çözüm getirmedi ama Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası oluşturdu. Önce 17 Aralık 2004’te Türkiye ile AB arasında üyelik müzakerelerinin başlatılmasına karar verilmesi, ardından 2005 yılının Ekim ayında da müzakerelerin başlaması o sıralarda seçim sonrası dönemin en önemli dış politika gelişmeleri olarak görülmüştü. Peki, Türkiye kamuoyu AB üyeliğine bugün nasıl bakıyor?

Kamuoyu duyarlı. Müzakerelerin durmasıyla birlikte Türkiye’de AB üyeliğine verilen destek oldukça düşmüştü. 2014 yılında müzakerelerin yeniden canlanması ve yeni bir fasıl açılması kamuoyunun AB üyeliğine yeniden olumlu bakmasına yol açmış, üyeliğe destek yüzde 71,4’e kadar yükselmişti. 2015 yılında ise bu konuda yeniden düşüş yaşanmış ve destek yüzde 65,1’e gerilemiş. Türkiye-AB ilişkilerinde durgunluk yaşanması kamuoyunda AB’ye yönelik olumsuz algıyı hemen artırıyor.

Aynı düşüş Türkiye’nin AB’ye üye olacağına inananlar açısından da yaşanmış. 2014’te yüzde 45,1 olduğu halde, 2015’te Türkiye’nin AB üyesi olacağına inananların oranı yüzde 38,3’e gerilemiş. Yüzde 38,6 beş ila on yıl zarfında Türkiye’nin AB üyesi olacağına inanırken, yüzde 28,2 bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini düşünüyor. AB üyeliğimizi engelleyen sebeplerin başında da yüzde 40,8 ile demokrasi ve insan hakları karnemiz görülüyor. Demek ki Türkiye kamuoyu AB üyeliği için Türkiye’nin daha demokratik, insan haklarına daha özenli ve saygılı bir ülke olması gerektiğine inanıyor ve bu konudaki performansımızın başarılı olmadığını düşünüyor.

Türkiye’nin NATO üyeliğinin devam etmesini destekleyenlerin oranı da 2014 yılında yüzde 76,2 iken 2015 yılında yüzde 69,5’e düşmüş. Bununla beraber Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde bir düzelme eğiliminin görüldüğünü vurgulamak gerekiyor. ABD’yi Türkiye’nin müttefiki ya da dostu olarak görenlerin oranı yüzde 30,8’den yüzde 35,4’e yükselmiş. Öte yandan, Türkiye için tehdit oluşturan ülkelerin başında 2014 yılında yüzde 69,8’le İsrail gelirken 2015’te en büyük tehdit olarak yüzde 64,7 ile Rusya ilk sıraya yükselmiş. Anlaşılan Türkiye kamuoyu Soğuk Savaş dönemini hatırlatan yeni bir kutuplaşmanın oluşmakta olduğunu düşünüyor…

Dış politikanın en önemli yanlışının Suriye’de izlenen politikalar olduğu artık yadsınamaz bir gerçek halini aldı. Araştırma kamuoyunun bu konuyu da çok yakından izlediğini gösteriyor. Hükümetin Suriye konusunda izlediği politikayı başarılı bulanlar yüzde 29,5 oranındayken, başarısız bulanların oranı yüzde 50,3. Araştırmaya katılanların yüzde 46,5’i Türkiye’nin Suriye konusunda tarafsız kalması ve herhangi bir müdahalede bulunmaması gerektiği düşüncesinde. Sadece uluslararası askeri müdahale olduğu takdirde buna destek verilmesini onaylayanlar bile ancak yüzde 15,2 oranında kalıyor.

Öte yandan, araştırma yüzde 60,6’nın ülkemizde bulunan Suriye’li göçmenlerden memnun olmadığını ortaya koyuyor. Yüzde 32 oranında bir kesim mülteci alımına son verilmesi ve daha önce gelmiş olanların da ülkelerine geri gönderilmeleri gerektiğini düşünüyor. Oysa hükümet Suriye’li göçmenlerin Türkiye’ye entegrasyonunu artırmak için bir dizi uygulamalar başlatma hazırlığı içinde olduğunu daha yeni açıklamıştı.

Anketler halkın belli konulardaki duyarlılığını anlamaya yarayan en etkin göstergelerdir. Türkiye’de kamuoyu araştırmaları genellikle sadece seçim dönemlerinde yapılıyor. Türkiye halkının beklentileri ile ilgili çıkarsamalar da sadece seçime odaklı kalıyor. Kadir Has Üniversitesi’nin araştırması Türkiye halkının duyarlılıklarını seçimlerden bağımsız bir şekilde ortaya koymakta. Bu açıdan bakıldığında da, ister iktidar olsun ister muhalefet olsun, seçim vaatlerini unutma alışkanlığının yüksek olduğu siyasi kadrolar tarafından özellikle dikkate alınması gerekiyor.

___________________

* Bu yazı Radikal’de de yayınlandı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.