Hangi bakanlıklarda ‘kapıkulu’ dönemi başlıyor

Hangi bakanlıklarda ‘kapıkulu’ dönemi başlıyor

0
PAYLAŞ

BAŞKANLIĞA GİDEN YOLUN TAŞLARI NASIL DÖŞENDİ

AKP’nin ‘ustalık’ döneminde uygulamaya konulacak çevre politikalarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapan Doç. Dr. Yücel Çağlar, 3 Mayıs 2011’de yürürlüğe giren 6223 sayılı yasanın ardından otuz dolayında yasa ve kanun hükmünde kararname çıkarılmasının yanısıra, iktidara değişiklik ve düzenleme yapabileceği KHK çıkarma yetkisi verildiğini öne sürerek, “böylece, bir bakıma 12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinden sonra oluşacak TBMM’nin yasama yetkisi altı aylığına gasp edilmişti” dedi.

TEBAAYA DÖNÜŞMÜŞ YALTAKLANAN TOPLUMA DOĞRU

Ustalık dönemindekli ileri demokrasi uygulamalarının nerelere ulaşabileceği konusundaki görüşlerini de dile getiren “Çağlar, Böyle giderse; bir başkanlı devlet ve her yönüyle başkana bağlı yasama ve yargı organları; ‘fahri doktora’ vermek için yarışan üniversiteler, ‘çok tatlısınız’ diye yaltaklanan bir tebaaya dönüşmüş bir toplum” oluşacağı görüşünü dile getirdi.

BU DÜZENLEMELER İLGİLİ KESİMLERDE BİLE TARTIŞILMADI

8 Haziran 2011 günü yürürlüğe konulan 643 sayılı 3046 sayılı Kanun ile Bazı Kanun ve kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’yle bakanlık düzeyindeki kamu örgütlenmesinin neredeyse tümüyle değiştirildiğini savunan Çağlar, bu çerçevede yürürlüğe konulan 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye ilişkin, “daha önce Anayasada, yüksek yargı alanında yapılanlarla birlikte değerlendirildiğinde bu düzenlemeler gerçekte tek başkanlı bir kamu yönetimine geçişin ‘ayak sesleri’ olarak değerlendirilebilir. İlginçtir, siyasal iktidarın başarıyla oluşturduğu yapay gündemin de etkisiyle olacak, bu düzenlemeler, akla gelebilecek en ilgili kesimlerde bile gerektiğince tartışılmamıştı” değerlendirmesinde bulundu.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI NEDEN İKİYE AYRILDI?

Söz konusu düzenlemeler karşısında, ‘Ne oldu da bu denli kısa bir zamanda, henüz bakanları bile belirlenmemiş ve bakanlıklar düzenlenmemişken böylesine köklü değişiklikler yapıldı?’ sorusunun akla geldiğini ifade eden Çağlar, “gerçekten, ne olmuştur da henüz kurulmamış Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı bu kez Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak ikiye ayrılmıştır?” sorusunu yöneltti.

BU SORUNUN SOMUT BİR YANITI YOK

Siyasal iktidarın, bu düzenlemelere dayanak olan 6223 sayılı yasanın “…kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini sağlamak” olarak açıklanan birincil amacı dışında herhangi bir gerekçe öne sürmediğini dile getiren Çağlar, “sözgelimi, 644 sayılı KHK’nın 37. maddesinin 5. bendinde yalnızca; ‘3/6/2011 tarihli ve 636 sayılı Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmıştır.’ hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla yukarıdaki soruya hukuksal dayanakları olan somut bir yanıt verebilme olanağı yoktur” görüşünü dile getirdi.

UZMAN VE UZMAN YARDIMCILARINDAN KAPIKULU KÜMELERİ

Düzenlemeye ilişkin çeşitli tezlerin öne sürülebilileceğini belirten Çağlar, “hükümette Veysel Eroğlu’na veya Erdoğan Bayraktar’a da bir bakanlık bulunması, ‘Orman’ sayılan yerlerdeki akarsularda daha çok HES’e daha kolay izin verilebilmesi; bu akarsuların daha kolay ticarileştirilebilmesi; ‘2B arazilerinin’, başta TOKİ olmak üzere yap-satçılara veya yandaş belediyelere devredilmesi ve satılabilmesinin kolaylaştırılması, Başta ‘Kanal İstanbul’ olmak üzere Başbakanın ‘çılgın’ projelerinin yol açabileceği çevre sorunlarının gözlerden kaçırılması, yol açabileceği toplumsal tepkilerin önlenmesi, Öne sürüldüğü gibi, TMMOB’nin ve bağlı odaların denetlenmesi, kamu yararına çabalarının engellenmesi; Ne iş yapacakları, hak yetki ve sorumlukları bilinmeyen ‘Çevre ve Şehircilik Uzmanı’ ve ‘Çevre ve Şehircilik Uzman Yardımcıları’ ile ‘Orman ve Su İşleri Uzmanı’ ve ‘Orman ve Su İşleri Uzman Yardımcısı’ işlendirilerek kamu personeli arasında deyiş yerindeyse ‘kapıkulları’ kümelerinin oluşturulması hedeflenmiş olabilir” iddiasında bulundu.

BAŞKANLIK DÜZENİNE DE BU YAKIŞIR

Genel olarak AKP iktidarları döneminde yapılanlar ve yapılmayanlarla; özel olarak da Veysel Eroğlu ile Erdoğan Bayraktar’ın ‘orman’ sayılan yerlere ve orman ekosistemlerine; şehircilik, çevre ve su kaynaklarına yaklaşım biçimleri ve uygulamaları anımsandığında bu olasılıkların hiç de yabana atılamayacağını savunan Çağlar, “ancak, bu gereği kimler nasıl yerine getirebilecektir? Sözgelimi, deyiş yerindeyse, ‘tek ağacı görmekten ormanı göremeyen’ veya ‘danaların kesilmesine katlanamayan ama dana eti yemekten de vazgeçemeyenler’ mi? Başta, Anayasanın 135. maddesinde ‘kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları’ olmak üzere ilgili ve de duyarlı kamuoyunun 6223 sayılı yasa ve 636, 644 ve 645 sayılı KHK’ler karşısında sergiledikleri tutum ve tutumsuzluklar ortada. Açıktır ki, bu tutumlar ve tutumsuzluklar sürdüğünde ‘çevreciliğin daniskasını’ yaptıklarını öne süren ‘Başkan’ bu alanda da bildiğini okuyacak, yukarıda örneklenen olasılıkları kolaylıkla gerçekliğe dönüştürebilecektir. 646 sayılı KHK da bu gerçeği açıklıkla ortaya koymuştur: TMMOB Şehir Plancıları Odası’na göre bu KHK’yla; ‘yerel yönetimler baskı altına alınmakta, belediye meclislerinin ve il genel meclislerinin yasadan kaynaklı yetkileri görmezden gelinmekte ve yetkilerine el konulmakta, seçilmiş yerel organlara yönelik merkezi dayatma sistemleştirilmektedir…belde belediyelerinin hazine arazileri üzerinde plan yapma/yaptırma ve onama yetkileri tümüyle ortadan kaldırılmış, Belediye Kanunu ve İmar Kanunu hükümlerine aykırı biçimde belde belediyelerinin sınırları içinde hazine arazilerinin planlanması konusunda valilikler yetkilendirilmiştir.’ Bu düzenlemeler karşısında söylenebilecek en yalın anlatım; Tek başkanlık düzenine de işte bu yakışır !” dedi.

‘TBMM’NİN YASAMA GÖREVİ ASKIYA ALINDI’

Siyasal iktidarın, 6223 sayılı yasayla aldığı yetkilerle TBMM’nin yasama görevini askıya aldığını öne süren Çağlar, Anayasanın 7. maddesinde yer verilen “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez” ilkesiyle bağdaştırılamayacak düzenlemeler yapıldığını dile getirdi.

ALAN, TÜMÜYLE EROĞLŞU VE BAYRAKTAR’A TESLİM EDİLDİ

Yaşamsal önemde etkinliklerin gerçekleştirildiği kamu örgütlenmesinin tüm boyutlarıyla yeniden yapılandırıldığını vurgulayan Çağlar, “gerçekte yapılan, var olan kamu yönetimi yapısının ‘yeniden yapılandırılması’ da değildir; bu alanların tümüyle siyasal iktidara, ‘çılgın projeler’ yaratıcısına, ‘yaptıkları bundan sonra yapacaklarının teminatı olan’ Veysel Eroğlu ile Erdoğan Bayraktar’a teslim edilmesidir. Kısacası, siyasal iktidar, söz konusu KHK’larla çevre yönetiminde de, deyim yerindeyse ‘dilediği gibi at koşturabileceği’ bir alan yaratmıştır” dedi.

ÇEVRE YÖNETİMİ AKP’NİN YAZ-BOZ TAHTASINA DÖNÜŞTÜ

Türkiye’nin çevre yönetiminin, özellikle AKP hükümetleri döneminde deyiş yerindeyse ‘yaz-boz tahtasına’ dönüştürüldüğünü savunan Çağlar, bunun beklenmedik bir durum olmadığını belirterek “Çevresel değerlerin de metalaştırılması, dün olduğu gibi bugün de Türkiye’deki kapitalist sermaye birikimi sürecinin temel gereklerinden biri olarak algılanmaktadır. AKP hükümetleri döneminde bu algı doğrultusunda her türlü hukuksal ve kurumsal düzenleme ile uygulama yapılmıştır. Çevre/doğa korumacı duyarlılıkların konu ve yöresel düzeyde sorun odaklı olması ise siyasal iktidarın bu yönelimini kolaylaştırmıştır” diye konuştu.

OKTAY EKİNCİ’YE ‘EROĞLU’ ELEŞTİRİSİ

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mimar Oktay Ekinci’nin 17 Temmuz tarihli “Orman ve Su İşleri” başlıklı yazısına da eleştiri getiren Çağlar, Ekinci’nin “Veysel Eroğlu açıkça özeleştiri yaparak ‘artık derelerimizi ve ormanlarımızı rant tesislerine kurban etmeyeceğiz’ demezse, çok daha riskli dönemler yaşanabilir” sözlerini, anımsatan Çağlar, Ekinci’yi, “hiç olmazsa aklı başında olduğu sanılanlar, deyim yerindeyse ‘kiminle dans ettiğinin’ ayırdında olması beklenir. Bu; ‘AKP’dir, ne yapsa yeridir!’ yaklaşımıyla geçiştirilebilecek bir durum değildir. Ekinci bile; “eğer Veysel Eroğlu açıkça özeleştiri yaparak; ‘artık derelerimizi ve ormanlarımızı rant tesislerine kurban etmeyeceğiz’ demezse, çok daha riskli dönemler yaşanabilir’ diyebilmektedir. Yazık, çok yazık!” ifadeleriyle eleştirdi.

‘ÇEVRELEME’NİN YAZARI

Türkiye’de ormancılık ve çevre konularında çok sayıda kitaba imza atan Orman Yüksek Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar, Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nin kurucusu olarak da biliniyor. Çağlar’ın geçtiğimiz aylarda İmge Kitabevi tarafından yayınlanan ‘Çevreleme’ adlı kitabı, Türkiye’nin son yıllardaki çevre politikalarına yönelik kapsamlı eleştiri ve önerilerle dikkat çekiyor.

BİR CEVAP BIRAK