Hasta olmak mı zor sağlık çalışanı mı?

Hatta şiddetin her türlüsüne. Ama insanın en acılı, en aciz olduğu anlarda öyle bir tavır takınıyorlar ki nerdeyse şiddet uygulayanlara hak verecek hale geliyor insan… Doktorların, hemşirelerin ağzından çıkacak bir söze muhtaç oluyorsun… Çok kötü ama çoook kötü bir muamele ile karşılaştım ben annem ilk rahatsızlandığında, kimseyi tanımadığım bir hastanede, iki çocukla beni ordan oraya gönderdiler ve kimseden bir cevap alamadığım gibi çirkin, seviyesiz davrandılar. Ne acı ki o gün gece 2 olana kadar kimseden öğrenemedim anneme ne olduğunu…Fethiye devlet hastanesi ve çalışanlarının asla unutmayacağım… Allah onların eline birdaha düşürmesin.”

Yukarıdaki cümleleri okuyan herkes eminim bir an bütün bunların kendisine de çok tanıdık geldiğini duyumsayacaktır. Hangimiz hastaneye gidip de benzer duyguları yaşamadık. Hangimiz hastanelere giderken tanıdık bir doktor ya da hemşire aramadık, bu tür muameleye maruz kalmayalım, işimiz çabuk bitsin diye düşünmedik.
Öyle güzel ifade etmiş ki yazan arkadaşım ne yazıkki bu olaydan çok kısa bir süre sonra annesini kaybetti. Halbuki taa Endonezya’dan Fethiye’ye ne umutlarla ne özlemlerle gitmişti. annesi ile özlem gideçerek, görüşmedikleri günlerin acısını çıkaracaklardı birlikte, beraber olacaklardı anne-kız, torunlar.. O yüzden hala acısı çok taze, hala yaşadıkları çok sıcak, hala kızgınlığı geçmemiş. Kendisine hak vermemek, onu anlamamak mümkün değil.

Şiddet çözüm mü?

Ben yukarıdaki sitemi facebook da paylaşan arkadaşımı çok iyi anlıyorum. Bununla birlikte diğer tarafdakileri, sağlık çalışanlarını da anlıyorum. Onların yerinde olmak da çok zor. Uzun çalışma saatleri, hasta sayısının çokluğu, verdiği emeği karşılamayan aylık gelirler, çalışması zor amirler, eşit dağıtılmayan performans ücretleri, sürekli bir değişim için de olan sağlık sistemi, haksızlılar, insanda karşısındakine gülümseyecek sürat bırakmıyor sanırım. Zaten ortam gergin, her iki tarafta diken üstünde ve en küçük bir kıvılcımla patlıyor, alev alıyor . Aslında iki taraf da birbirine şiddet uyguluyor. Bir taraf duygusal şiddet uygularken diğer taraf bunu abartarak fiziksel şiddete başvuruyor.

Hasta olmak ve hasta yakını olmak dünyanın en zor şeylerinden birisi ama inanın bir sağlık çalışanı olmak, sürekli hasta, üzgün, muhtaç insanları ve yakınlarını görmek ve onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak da bir o kadar zor. Bir hasta yakının bıçakla saldırısı sonunda geçen yıl 17 Nisan’da hayatını kaybeden Dr. Ersin Arslan’ın yakını olmak onların acısını ifade edecek sözü bulmak da çok zor. Yıllarca ne emeklerle dirsek çürütüp okulunu bitiren ve insanlığa en yararlı mesleklerinden birin de görevini yapmaya çalışan Dr. Ersin böyle saçma sapan bir şiddeti , böyle bir sonu hakedecek ne yapmıştı.

Hakkını yasal olarak aramak

Sağlık Bakanlığında çalışırken Hasta Hakları şubelerinin kurulmasına katkıda bulundum. Bunun için Bakanlık bursu ile bu işin en iyi yapıldığı yer İngiltere’ye gittim ve 3 ay hastane hastane dolaşıp neler yapılıyor inceledim, gördüklerimi dönünce raporladım, anlattım ve bunların da katkısıyla en azından bir sistem kurulmaya çalışıldı 2004 yılında. Hastaların ve hasta yakınlarının bu tür şikayetleri öldüğunda başvuracakları bir makam oluşturuldu birçok hastanelerde.

Sağlık Bakanlığı merkezde koordinatör bir bölüm var. Neden? Bugünler de hastanelerden yansıyan olumsuz görüntülere engel olunsun diye, bu tür tatsız olaylar hiç çıkmasın diye. İnsanlar rahatsızlık duydukları şeyleri ve kişileri anlatsın, bu kişiler de yaptıklarının yanlış olduğunu görsünler, öğrensinler diye. Herşey adil bir şekilde çözümlensin diye. Sağlık çalışanlarına zaman zaman eğitimler verildi, iletişim becerileri gelişsin, empati yapmayı öğrensinler diye. Şiddetten ne zaman fayda görüldü ki sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan hasta yakınları da bundan fayda görsünler. O insanların yıllarca verdikleri emekleri hiçe sayarak attıkları bir yumrukla, bir bıçak darbesiyle herşeyi düzelteceğini sananların ülkesi olmaya başladı bugünler de Türkiye.

Herşeyin başı empati

Herşeyden önce empati diyorum. Biraz empati yapmak. Hastanın ve hasta yakının kendisini bir an ordaki sağlık çalışanın yerine koyması. Sağlık çalışanın da elbette bir an kendisin hasta ve hasta yakını olduğunu düşünmesi. Sana yapılmasını istemediğin birşeyi başkasına yapma . Bu kadar basit.

Önce empati yapalım, birbirimizi anlamaya çalışalım. Empati yapmayı çocuklarımıza öğretelim . Bu tür davranış değişiklikleri hemen gelişmiyor. Bir süreç gerekiyor bunun için. Belki gelecekte onlar sayesinde kaybetmeye başladığımız hoşgörünün ucundan geri yakalarız.

“Beni Türk doktorlarına emanet edin”

Ulu önder Atatürk’ün dediği gibi biz yine de kendimizi Türk doktorlarına emanet edelim. Geçen oğlum hasta olduğunda Jakarta’da bir boğaz kültürünün sonucu 1 haftada çıkınca Türkiye’nin sağlık alanın da ne kadar ileri olduğunu bir kez daha anladım.

Bunun kıymetini bilelim. Sisteme yönelik aksaklıklardan dolayı bireyleri suçlamaktan cezalandırmaktan vazgeçelim. Arkadaşımın altını çizdiği gibi biz yine de hasta olmayalım. Bunun için önce kendimize iyi bakalım, iyi davranalım, gülümseyelim sonra da karşımızdakine gülümseyelim. O zaman herşey daha iyi olacak inanıyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fourteen + one =