Hastaneler ve …

Hastaneler ve …

0
PAYLAŞ

Bütün insanlar bir gün hastaneye yolu düşecektir, orada yaşanan gelişimlerden bir şekilde haberi olacak ve sonuçta ya mutlu olacak ya da şikayet edecektir. Hastaneler gün be gün değişime uğruyor ve yeni özel hastaneler eskiden muayene açan doktorların tabelalarını yok ederek büyüyor. Yalnızca özel doktorların tabelalarını yok etmekle kalmıyor, yasal düzenlemeler ile devlet ve araştırma hastanelerini de yok ediyor. Ev doktorları uygulaması başlamış olmasına rağmen özel hastaneler büyümeye ve yeni şubeler açmaya devam ediyorlar ve piyasa koşulları içinde küçük olanlar tabelalarını büyük olan firmaların tabelaları ile değiştiriyorlar.

Özel hastaneler özel insanlara yönelik hizmet vermeye devam ediyor. Özel hastanelerde çalışanlara her işten anlayan ve her türlü hizmeti iyi yapması koşulu ve düşük ücret ile bünyesinde bulundurmaya devam ediyor. Özel hastaneler aldıkları ücretlerin küçük birimini sağlık emekçisine verirken, önemli bölümünü hastanenin reklamını yapan, ağzı laf eden, ekran ekran dolaşarak, gazetelerde köşelere konuk olarak reklam yapan uzaman doktorlara gidiyor. Ya da her hangi bir hastane ceo’suna.

Özel hastanelere gidip de gerçek anlamda sağlığına kavuşmuş kaç kişi var bilmiyorum, eğer iyileşme kısa sürede olmuş olsaydı sağlık bakanlığı kişi başına ödeme yaptığında gereğinden fazla uzun ve gereğinden fazla tetikler için özel hastaneleri sıkıştırmaz, onların bu davranışı karşısında önlem alma ihtiyacı duymazdı.

Özel hastaneler sonuçta bir şirkettir ve kar elde etme amacıyla hizmet eder. Kar yapmadığı bir işi yapacak lüksü yoktur, o konuda özel bir ayrıcalığı yoktur. Özel hastaneye giden her vatandaş hasta değil müşteridir ve müşteri memnuniyeti ve hastanenin kasasının dolması ile orantılıdır. O yüzden özel hastanelerde özel ilgi görebilir ve sizi mutlu etmek için her türlü reklamlarda gördüğünüz önerileri yapabilirler ama gerçek anlamda sağlık hizmeti beklemeyin, çünkü müşteri memnuniyeti içinde doğru ve ucuz sağlık hizmeti yoktur. Daha çok ilaç firmalarının denetiminde kimyasal ilaçların çok tüketildiği, reklam amacı üretilmiş olan kozmetik adını verebileceğim şeylerin tüketimi daha fazladır ve o fazla olan şeyler kar hanesinde rakam sonrasına sıfır olarak kendisini kaydetmektedir. Estetik ve moda özel hastanelerin vazgeçilme reklam araçlarından olması tesadüfi değildir.

Hastalardan başka hastalıklar yaratılıp, tedaviler ediliyor… Tedavilerden yan etkiler ile başka tedavilere geçiliyor ama hepsinin ortak özelliği; “git MR çektir”, “git” bilmem ne için “kan ver”, “git şu laboratuara, şunu yaptır, bunu yaptır” derler.

Doktor hastasına henüz elini dahi sürmeden istediği laboratuar sonuçlarına bakarak hastalık hakkında bir önyargıya sahip olur ve bu önyargısını doğru kabul ederek ilaç firmalarının o tanıya uygun ilaçlarını yazar. Bu durumdan hastaneye her giden bir şekilde yaşamıştır.

Şimdi burada konuyu biraz açalım. Hastanelerde kullanılan MR makinesi, röntgen aletleri.. vb gibi insan elinin değmeden kullandığımız araçlar bir veya birkaç değişik şirket tarafından üretilmiş ve piyasa içinde pazarlanan aletlerdir. Aletlerin büyük bir kesimi yurtdışında ve üretildiği ülkenin standartlarına göre üretilmiştir. O aleti bizim ülkemizde kullanmadan önce standart sonuç konusunda bir çalışma yapılmadan, üretildiği ülkenin insanı ve vücut yapısına göre standartlar doğru kabul edilir. O standartlar içinde hangi hastanın gerçek hasta olup olmadığını bilemeyiz, çünkü aletten çıkan sonuç doğru kabul edilip ve sonuçlar tekrar kontrol edilmediği için sağlam kişiye bile hasta gibi davranılarak ilaçlar verilmekte ve tedavi edilmektedir. O kullanılan aletlerin standartları farklı farklı olduğu için hastane dışında yapılan ölçümleri pek kabul etmezler, bu kabul etmemenin arkasında işte bu sapma yer almaktadır.

Günümüzde doktorlar hastalarına elleri ile dokunmadan sonuçlara bakarak teşhis koyuyor… Teşhisler ise hep bilmem ne ilaç firmasına para olarak dönüyor…

Sorunun temelinde sistemdir…

Özel sağlık kuruluşlarında, çok tetkik, çok uygulama istemeyen, işini gerçekten duyarlıca yapmaya çalışan doktorlar barındırılmıyor. Bu sistem ne yazık ki 2005 den itibaren çığ gibi büyüyerek devlet sağlık kurumlarına da bulaştı. Ne kadar işlem, o kadar para alıyor devlet hastaneleri de. Yoksa çalışana para yok. Yasaları düzenleyenler ilaç ve sağlık sektörü için alet üreten firmaların istedikleri de buydu.

Toplumun içinde gün geçtikçe doktorlara ve sağlık emekçilerine yönelik tepkiler çığ gibi büyümektedir. Hastalar ön planda olan doktorları gördüklerinden onarla karşı öfkelenmekte, hatta fiili saldırı düzeyine kadar işi ileri götürebilmektedir, çünkü onların gözleri önünde yapılan bu değişikliklerin arka yüzünü düşünmek için çaba harcamıyor, görünen şey doğrudur diye düşünmektedir. Görünen şeyin sadece gerçeğin bir parçası olduğu ve hastanın bakış açısını yanıltmaktadır… Hastalar yıllardan beri öğretilen bir şeyi doğru olarak görmektedir, bir doktora gittiğinde; doktor ne kadar ilaç yazarsa, o kadar ilgi gösterdi sanıyor. Hasta o odadan çıkıp bu odaya girmeyi marifet sanıyor… Sanıyor ki, dolan reçete kağıdı ile iyileşecek… Başı ağrıyan, doktora efeleniyor “doktor olaydın da bir MR isteyeydin” diye.. Kolu acıyan, sırtı yanan “sen de doktor musun bir TOMO istemedin” diye. Ayağının altı kaşınan, sırtında sivilce çıkan, gündüz işini bitirip, gece acil bedava diye, acile koşuyor… Orada isteği olmazsa, etrafa terör saçıyor… Bunlar olurken, ön planda, buna sebep olan sistem sorumluları yerine, gece nöbeti tutmaya ve yaşamını, baktığı hasta başına alacağı 1 TL ile kazanacağını düşünen, doktor oluyor.

Hastaneler bugün ayrımsız olarak şirketleşmiş ve her şirkette olduğu gibi işletmeyi; modern söylem ile ceo’lar yönetecektir. Ceo’lar işletmenin daha çok kar sağlaması ve daha çok hastaya bakabilmesi için PR çalışmasında yararlanması kadar doğal bir şey yoktur, çünkü kapitalist işletmelerde bunlar olağan şeylerdir. Kapitalist sistemde liberal ekonominin olduğu yerde sağlık, paralı olmuştur ve parası olan parası kadar hizmet alacaktır, alamadığında demektir ki parası bitmiştir ve satacak başka şeyi kalmadığında onun bu dünyadan göçmesinden kimsenin haberi olmayacaktır.

BİR CEVAP BIRAK