¨Havana’daki Adamımız¨ cıvıtmaya başladıysa, eyvah!

¨Havana’daki Adamımız¨ cıvıtmaya başladıysa, eyvah!

0
PAYLAŞ

İngiliz romancı Graham Green‘in Havana’daki Adamımız adlı klasikleşmiş çağdaş romanında, yanlışlıklar komedisini ustaca kullanan uyanık bir satıcının İngiliz casusu olarak iş görmesine tanık oluruz.
Eğlenceli bir romandır; her okura salık verilir.
James Vormold adlı roman kahramanı sıradan bir dükkâncıyken birden kendisini uluslararası casusluk aksataları içinde bulur.
Sosyalist Küba devriminden önceki faşist Batista rejiminin bir eleştirisi de sayılabilecek romanda Vormold, İngiliz Gizli Servisi M16‘yı sahte haberler, ustaca tezgâhlanmış yalan bilgilerle oyalayıp dünyanın parasını kaldırır.
Başka ülkelerin gizli servisleri de bu bilgilere ulaşmaya kalkışınca yalan gerçeğe döner, herkesin herkesi aldattığı, kör gözüm parmağına durumunda kalınır ve uluslararası diplomatik skandallar dizisi ardı ardına yaşanır.
Havana’daki Adamımız uslu durmayan haşarı birisidir, anlıyacağınız…
Onu birden bire anımsayışımız boşuna değildir:
Panama Kanalı’nı Temmuz ayının 16’sında geçmek üzereyken Interpol ve yerel güvenlik kolluğunca durdurulan, tıka basa esmer şeker dolu ambarlar arandığında dibinde uzun menzilli füzeler, başlıkları ve türlü cephaneler bulunan Kuzey Kore’ye ait, Chong Chon Gang adlı şilepteki yasaklanmış bu hamulenin Küba tarafından sevk edildiği haberi ajanslar tarafından duyurulur duyurulmaz, bu haberin Havana’daki Adamımız’ın bir yaramazlığı olduğuna inanmak içimizden geldi.
Küba’ya, dünyanın dikiş tutturmaya çalışan son ve gerçek sosyalist ülkesine yakıştıramadık da ondan…
Birleşmiş Milletler Örgütü’nce silah ambargosu uygulanmakta bulunan Kuzey Kore’ye bu silahların Havana’dan yüklendiği konşimentolarda apaçık görülecek değildi, elbette; görünen Küba’nın esmer şekeriydi…

Kuzey Kore gemisi müsadere altına alınınca, şilep mürettebatı tutuklandı ve bu sırada kaptan boğazını bıçakla keserek intihara kalkıştı ama kurtarıldı. Ne yapsın zavallı adamcağız, belki de hafif bir cezayla kurtulduktan sonra ülkesine gönderilince, cici diktatör Kim Jong Un‘un gazabına uğrayacağı yerde, işi erkenden temize havale etmek daha doğru görünmüştü gözüne…
Panama Devlet Başkanı Ricardo Martinelli, ¨Uluslararasına açık kanalımız bir barış kanalıdır, savaşa alet edemeyiz!¨ diye konuştu, ama söyleyene değil konuşturana bakınız: ¨Biz böyle çatlayıp patlayan şeylerden anlamayız, Amerikalı uzmanlar gelip baksınlar!¨ diye açık davetiyeyi Washington’a göndermekteydi.
Zira bu operasyonun ardında CIA vardı ve ABD Dış İşleri Bakanlığı ise hemen bir açıklama yapıp Panama’yı alkış yağmuruna tuttu, alınan kararın ve gemiye el konulmasının arkasında olunacağını söyledi.
BM’in Güvenlik Kurulu’nda baş üye olup böyle Amerikanvâri işler olunca ellerinden VETO tabelası düşmeyen Çin ile Rusya, şimdilik duruma sessiz kalıyordu.
Kıtalararası uzun menzilli füzelerin ve öteki çatapatların Rusya ve Çin yapımı oyuncaklar olduğu haberi ise, resmîyet kazanmamakla beraber, bu işlerde kulağı kesik olan IHS-Jane adlı think-thank kuruluşu tarafından şıp diye açıklandı.
Buysa, bu iki ülkenin suskunluğunu biraz açıklıyordu.
Kuzey Kore’nin nükleer silahlanma programına hizmet edeceği apaçık belli olan ve bu kesinliği sadece Reuter, Associated Press gibi ajanslar bir yana Birleşmiş Milletler gözlemcilerinin acilen gemiye çıkıp karar vermesiyle kazanmış gizli silahların gemiye nasıl yüklendiği ve ardında kim olduğu ise Havana’daki Castro Hükümeti’nce henüz bir karşılık görmedi.
250 ton civarında paketlenmiş esmer şekeri soruşturma tamamlanır tamamlanmaz, müşterisine Panama Kanal İdaresi ve Panama Devleti iade etmek zorundadır.
Gemiyi ve mürettebatını da yargılanmadan hemen sonra…
Lakin Birleşmiş Milletler tarafından yasaklanmış malzemeyi taşıdıkları için bu mürettebatın yargısını kim yapacaktır, bu henüz açık değildir.
Yine bu kapsamda Kuzey Kore’nin sorumluluğu talep edilecek, en azından bir özür beklenecektir.
Ya Havana’ya ne demeli!
Gerçeğin ne olduğunu henüz bilmiyoruz, ama duymak istediğimiz şey, Küba’nın sosyalist yönetimi ve Küba Komünist Partisi’nin kadrolarının bu işte parmağı olmadığıdır.
Havana çıkıp dese ki ¨Bizde, tıpkı bazı ülkelerde olduğu gibi, Derin Devlet yapılanması vardır, onların işidir, elimizden geleni yapacak, zanlıları ortaya çıkaracağız¨, işte o vakit tedhiş ve demokrasi düşmanı olmayan uluslararası sol çevrelerden aferin alacaktır.
Yoksa, bu işin ardında Havanada’ki Adamımız’ın olduğunu düşünmeden edemiyeceğiz.

__________________

* Mahmut Şenol, msenol34@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK