Hayalet köyde adalet isyanı!

Isparta ve Antalya sınırlarında, Yukarı Köprüçay Havzası’nda özel bir şirket tarafından yapımı sürdürülen Kasımlar Barajı ve HES projesi kapsamında evlerine ve arazilerine el konulan köylüler perişan oldu. Büyük bölümü barajın suları altında kalacak olan Darıbükü köyü adeta hayalet köye döndü.

Darıbükü köyündeki baraj mağdurlarından biri olan Hasan Uysal, “Baraj yapacağız diyerek köyümüzü böldüler. Halka saygısızlık yaptılar. Yurdunu, geçmişini yok ettiler. Taşına toprağına saygısızca saldırdılar. Sağolsunlar bizi yönetenler sayesinde bu köye adalet gelmiyor. Devlet ve demokrasiyi ise gören yok” sözleriyle yaşananlara isyan etti.

 
Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Darıbükü köyü, bölgede inşa edilen Kasımlar Barajı ve HES projesinin göl havzasında kalıyor. İki aydır su tutma işlemi sürdürülen barajın suları Darıbükü köyünün yerleşimine ulaşmak üzere. Ancak ev ve arazilerine, Bakanlar Kurulu’nca alınan acele kamulaştırma kararı ile el konulan köylüler mağdur oldu. Kamulaştırma bedelinin karşılığında kendilerine yeni ev yapılmasını talep eden 24 aileye köyün dışında yer alan Düz Mevkii’nde betondan ve 50’şer metrekarelik yeni evler yapıldı.
 
BARAJ MAĞDURU KÖYLÜ EPDK’YA BAŞVURDU, ALDIĞI YANITLA ŞOKE OLDU
Bu kapsamda hak sahibi olan köylülerden Hasan Uysal ise, baraj şirketinin yaptırdığı yeni evlerin yaşamaya uygun olmadığı ve ayıplı olduğu gerekçesiyle yargıya başvurdu. Ancak yargıya başvurduğu gerekçesiyle hakkı olan ev de verilmeyen Uysal bu kez de kamulaştırma işlemini yürüten resmi kurum olan Enerji Piyasasını Düzenleme Kurumu (EPDK)’ya başvurdu.
 
EPDK: ‘EVLERLE İLGİLİ BİZİM BİR SORUMLULUĞUMUZ YOK’
Ancak EPDK’nın Uysal’a verdiği yanıt, baraj projeleriyle mağdur olan köylülerin tam anlamıyla kamusal güvenceden yoksun bırakılarak özel şirketlerin insafına terk edildiğini gözler önüne serdi. EPDK’nın Uysal’a verdiği yanıtta, Darıbükü köyünde baraj için evleri ve arazilerine el konulan köylülere yapılan yeni konutlarda devletin bir sorumluluğu olmadığı dile getirilerek şöyle denildi: “Lisans sahibi tüzel kişisi tarafından kamulaştırma bedellerine karşılık yapılan evlerle ilgili kurumumuzun herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bahse konu evler, taşınmaz mal malikleri ile lisans sahibi tüzel kişisi arasındaki özel sözleşmeye dayanılarak yapılmıştır. Bu konuda kurumumuza herhangi bir görüş sorulmamış, kurumumuzla herhangi bir protokol veya sözleşme yapılmamıştır.”

‘BİZİ YÖNETENLER SAYESİNDE BU KÖYE ADALET GELMİYOR’
Baraj mağduru Hasan Uysal, yaşlı annesiyle birlikte kısa süre sonra sulara gömülecek olan evlerinde belirsizlik içindeki bekleyişlerini sürdürüyor. Köylüler ise yüzlerce yıllık yaşamın izlerini taşıyan, barajın sularına gömülecek evlerinden anılarla dolu eşyalarını kurtarabilmenin telaşında. Sokaklarında yaşanmışlıklar taşıyan eşyaların yığıldığı Darıbükü köyünün bugünlerde adeta hayalet köye döndüğünü dile getiren Hasan Uysal, şunları söyledi:Sağolsunlar, bizi yönetenler sayesinde bu köyde adalet yok, gelmiyor. Demokrasi, devlet, hak getire. Onları hiç gören yok. Bütün bunlara sitem ediyorum. Çünkü canım yanıyor bu vurdumduymazlığa, bu aymazlığa.
‘BARAJ YAPACAĞIZ DİYE KÖYÜMÜZÜ PARÇALADILAR’
Köyümüze 3-4 yıl önce olmaz olası bir HES projesi geldi. Yüz yıllardır özgür akan deremizde baraj inşaatı başladı ve köyümün kaderi kötü yönde değişti. Baraj yapacağız diye 150 haneli köyümüzü böldüler, parçaladılar. Köylülerin yüzlerce yıldır yaşadığı, kendi elleriyle yaptığı evleri, üç kuruşa ellerinden alındı. Yerine oyuncak gibi, uyduruk, 50 metrekarelik evler yaptılar. Yaşam alanları elinden alınan köylülerin bir avuç toprağı kalmadı. Zorla bilmedikleri bir yaşam dayattılar insanlara. Bundan sonra böyle yaşayacaksın dediler. Belirsizlik yüzünden yarısının psikolojisi bozuldu, yarısı baraj inşaatının tozundan, çamurundan astım hastası oldu. Bu insanların suçu ne? Neden hiç kimse bu köylüye sahip çıkmıyor?”
 
‘YARGI YOLUYLA HAKKIMIZI ARADIĞIMIZ İÇİN BİZE EV VERİLMEDİ’
Darıbükü köylülerine büyük bir saygısızlık yapıldığını dile getiren Uysal, “Barajın suları altında kalacak olan evlerin yerine yapılan yeni evlere köy demeye dilim varmıyor. Köylü neden köyde yaşar? Köylünün tarlası, bağı bahçesi, hayvanı vardır ama burada bunların hiç birisi yok. Baraj hepsini ellerinden aldı. Yeni yerleşim yerinde köylü hiç bir şey üretemeyecek. Bütün ihtiyaçlarını dışarıdan almak zorunda kalacak. Camisi yok, yolu yok, ulaşımı yok. Bu evleri kim yaptı bilmiyoruz. Baraj şirketi mi, muhtar mı yaptı belli değil. Çünkü evler muhtar beyin keyfine göre dağıtıldı. İtiraz eden köylüler ‘alırsanız alın almazsanız bunu da bulamazsınız’ diye korkutuldu. Bizim de ev hakkımız olmasına rağmen, yargı yoluyla hakkımızı aradığımız için bize ev verilmedi. Şimdi köylülerin hepsi yeni evlere taşındı biz eski köyde kaldık. Adalet arıyoruz, inşallah buluruz” diye konuştu.
‘KÖYLÜNÜN YURDUNU YOK ETTİLER, NEREDESİN EY ADALET?’
Baraj için Darıbükü köyünde bulunan yüzlerce yıllık çınar ağaçlarının kesildiğine dikkat çeken Uysal, “Köylünün yeşilini kararttılar. Yurdunu yuvasını, gelmişini geçmişini, doğasını tarlasını, suyunu bahçesini, ormanını yolunu yok ettiler. Taşına toprağına saygısızca saldırdılar. Bir avuç toprağı, dikili bir tek ağacı kalmayan bu insanlar şimdi ne yapacaklar? Neredesin ey adalet?” ifadelerini kullandı.
Önceki haberTürkiye’nin gücü, Kıbrıs Türkünün gücüdür
Sonraki haberBaşta Erdoğan, tüm siyasiler Türkiye’den özür dilemeli!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 2 =