‘Hayallere tanık olmak istedik’

PAYLAŞ

İstanbul’un  göbeğinde bir lise. Ve tüm ülkenin liselerinde yaşanan sınav maratonunun yarattığı gelecek kaygısı ve gerilimin çınladığı okul koridorları. İstanbul Lisesi Sinema Kulübü öğrencileri,  sınav  geriliminden  sinemanın  büyülü dünyası eşliğinde birbirlerine sarılarak çıkmayı çoktan keşfetmişler ve yaşıtlarıyla birlikte seslerini ve düşlerini sinema yoluyla paylaşmayı amaçlamışlar. Ve bu amaçlarını üç yıldır çıtayı yükselterek sürdürüyorlar. Bu yıl dördüncüsüne hazırlandıkları İstanbul Lisesi Liselerarası Kısa Film Yarışmasıyla ülkenin dört bir yanından onlarca genç yönetmenin kısa film yoluyla attığı çığlıklara, düşlerine ortak olmaya çalışıyorlar.  “ Gençlerin  dertlerini  dinlemeyen, sıkıntı  ve sevinçlerine  kulak vermeyen bir toplumun içinde onları dinlemek istedik…” diyerek durumu özetleyen genç sinemacıların sesine kulak kabarttık. Canberk Beygova, İstanbul Lisesi Sinema Kulübü üyesi  arkadaşları  adına  sorularımızı yanıtladı.  İşte genç  sinemacıların  tutku dolu  serüveni…


– Kısa  film yarışmasının  geçmişinden söz eder misiniz. Dört yılda nasıl bir yol aldınız?
-Türkiye’nin seçkin okullarından İstanbul Lisesi’nde ilki 2004 yılında düzenlenen “İstanbul Lisesi Liselerarası Kısa Film Yarışması” okulun sinema kulübünün düzenlediği bir organizasyon. Aslında bu yarışmadan önce de okulumuzda aktif olarak çalışan bir sinema kulübü vardı fakat daha sonraları yarışma giderek büyüdü ve kulübümüzün öncelikli organizasyonları arasına girdi. Yarışma sadece öğrencilerin ve  sponsorların  desteğiyle gerçekleşiyor. Öğrencilerin, okuldaki yoğun dersler ve üniversitelere hazırlık amacıyla gittiği dershane trafiği  arasında  böyle bir organizasyona imza atması herkes tarafından takdirle karşılanıyor. Hiç bir beklentisi olmadan sinema ve kısa filmin gelişmesi için çaba harcayan öğrenciler aslında ciddi bir özveri örneği  sergiliyor .
– Liseler arası bir yarışma düzenleme fikri  ilk  nasıl ortaya çıktı?
-Kısa film yarışması düzenleme fikri ortaya çıkmadan önce okul içinde bir senaryo yarışması düzenlemeyi kararlaştırmıştık. Daha sonra bunun yeterli olamayacağı düşünülerek bizden önce sinema kulübünde görev almış büyüklerimizi de çabalarıyla il genelinde liselerarası kısa film yarışması haline dönüşen bir organizasyona imza atılmış oldu. İlk kez 2003 yılında düzenlenmeye başlanan İstanbul Lisesi Kısa Film yarışması,  sonraki yıllarda inanılmaz şekilde büyüyerek ülke genelini kucaklayan bir sinema etkinliğine dönüştü.


– Bu tür bir sinema sevdası heyecanlı olduğu kadar zor da olmalı. Yarışmanın hedef kitlesi olan genç yönetmenlerin sinema düşlerine nasıl ortak olmayı düşünüyorsunuz?  
-Başlangıçta “Türk Sinemasının Geleceği Aranıyor”  sloganıyla yola çıkarak,  İstanbul Lisesi Sinema Kulübü olarak düzenlemeye başladığımız kısa film yarışmasıyla, Türkiye’de gençlerin sinemaya olan ilgisini artırmayı amaçladık. Yarışmanın sadece genç yeteneklere yönelik olması,  genç yönetmen adaylarını sinema  çevreleriyle  buluşturmak  ve kitle iletişim araçları yoluyla seslerini duyurmaya yardımcı olmak istiyoruz. Türkiye’de kısa filme yönelik ilginin giderek artmasına rağmen yeterli desteği görmüyor olması ve özellikle genç yaştaki sinemasever kitlenin kendilerini geliştirecek ortam ve olanaklara sahip olmaması bizi bu yarışmayı düzenlemeye yönelten nedenlerden biri. Biz bu yola çıkarken sinema tutkunu kişilerle tanışmak,  onların hayallerine ve uğraşlarına tanık olmak istedik. Onların gördüğü rüyaların içine kısa bir sürede olsa girmek istedik.  Onların  dertlerini dinlemeyen, sıkıntı  ve sevinçlerine  kulak vermeyen bir toplumun içinde onları dinlemek istedik. Onların gösterdiklerine, işaret ettiklerine dikkatle bakmak istedik. Uzakta ya da yakında bizim gibi genç yüreklerin sinema sevgisiyle çarptığını bilmek bize mutluluk veriyor. Bu nedenle biz bu yarışmayı bütün zorluklara rağmen ayakta tutmaya çabalıyoruz.


– Yarışmayla birlikte genç sinemacıların umutları da artmaya başladı sanıyorum. Hem yarışmanın sonuçları açısından hem de gelinen nokta açısından bu özverili çabaların yansımalarını anlatır mısınız?
-Bir kaç yıl önce sinema kulübünde çalışmış arkadaşlarımızdan Yiğit Kocagöz, kısa metraj film öyküsü dalında “Cannes Junior”a  katılmaya hak kazandı. Bunun dışında kısa film yarışmamıza okulumuz öğrencileri de oldukça ilgi gösterdi. Yarışmaya okulumuzdan her sene ortalama 4-5 film katılıyor. İlk düzenlediğimiz sene 22 filmin katıldığı yarışmamıza katılım giderek arttı ve son yıl  Türkiye’nin 36 ilinden gönderilen 45  kısa film katıldı. Gönderilen filmlerin yarısından fazlasının İstanbul dışından gelmiş olması bizim için ayrı bir kıvanç kaynağı tabii. 3. Liselerarası Kısa Film yarışmamızda da bütün imkânsızlıklara rağmen içlerindeki sinema aşkıyla yola çıkan genç yönetmenlerin hayallerine tanık olabildik. 45 tane içi heyecan ve tutku dolu rüya çarptı yüzümüze. Kimisi içimizi yavaşça okşadı,  kimisi bir tokat gibi yüzümüze çarptı; ama hepsi de sinemayı bir kez  daha  sevdirdi bize. Biz sinemanın birleştirici özelliğine,  gençliğin getirdiği enerjiye ve amatör ruhun yüceliğine güvenerek çıktık bu yola ve üçüncü senemizde Türkiye’nin ilk ve tek liselerarası kısa film yarışmasını gelenekselleştirmenin gururunu yaşadık.


– Bu süreçte genç sinemacılar ne tür olanaklar sağlıyorsunuz peki. Örneğin sinemanın ustalarıyla kurduğunuz  iletişimin  yarışmaya katkıları,  teknik destekleri oluyor mu?
-Kısa film yarışması aslında gençlere bir  yarışmanın  sunabileceğinden  daha fazlasını sunuyor.  Organizasyon, lise öğrencilerinin çalışmalarını profesyonel ortama taşımanın yanı sıra kendilerini geliştirmek ya da film çekimi hakkında bilgi ve deneyim  sahibi olmak isteyen gençlere de Üniversitelerin desteğiyle  ücretsiz atölye çalışmaları yoluyla destek oluyoruz. Atölye çalışmaları belirli başlıklar altında düzenleniyor  ve bu çalışma sonucunda öğrencinin film yapımı hakkındaki  bilgilere sahip olması amaçlanıyor. Bu etkinlikler, alanında uzman kişiler eşliğinde,  İstanbul Üniversitesi ve İFSAK Yönetim Kurulu üyesi Selim Evci’nin  katkılarıyla düzenleniyor. Sinema çevreleri tarafından büyük takdir gören yarışma,  yarışmaya katılan  filmlerin ülke genelindeki  okul ve film festivallerinde gösterimine de olanak sunuyor.


– Biraz da genç yönetmen adayları için yarışmanın jürisi, teknik boyutu ve katılım koşullarından söz edelim isterseniz…
-Yarışmaya katılan filmler, öncelikle ön jüri elemesinden geçiyor. Bu elemeyi geçen filmler asıl jüri tarafından değerlendiriliyor. Yarışma Sonuçları, Haziran ayının ilk haftasında İstanbul Lisesi Kültür Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “Kısa Film Yarışması Festival Gecesi”nde açıklanacak. Katılımcılar, ünlü konuklar ve jüri üyeleri,  festival gecesinde bir araya gelerek sinema tutkunu genç arkadaşlarımız,  ilk profesyonel deneyimlerini Jüri üyelerimiz ve konuklarımızla paylaşma olanağı buluyorlar. Yarışmanın bu yılki  son katılım tarihi,  11 Mayıs 2007 olarak belirlendi. Yarışma Jürisinde Sinema Dergisi yazarı Engin Ertan, Altyazı dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fırat Yücel, İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı Genel Müdürü Kemal Kafadar, oyuncu Güven Kıraç, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Ceyhan Kandemir, yönetmen İlker Canikligil,  yönetmen Selim Demirdelen  ve İFSAK Yönetim Kurulu üyesi Selim Evci bulunuyor. Dereceye giren filmlere de,  birinciye Mini DV kamera, ikinciye dijital fotoğraf makinesi, üçüncüye DivX DVD ve çeşitli mansiyon ödülleri hediye edilecek.
İlgilenenlere iletişim ayrıntılı bilgi için:


http://www.ielsinema.com – Okul telefonu:  514 15 70


____________


* Yusuf Yavuz- yusuf_yavuz2004@yahoo.com


DİĞER AYAKÜSTÜ SOHBETLER:


– ‘İngiltere’de işkence yaptılar…’
– ‘Kürtler, Türkler’i ikna etmeli…’
– ‘Düşünceye militarizm de engel…’
– Boyalı bank nöbetini terkeden ‘sosyalist’ asker
– ‘Kategorizesiz bir dünya hayalim’
– ‘Toplumsal varlıklar elimizden kayıp gidiyor’
– Ermeni tarihçi: Asıl sorumlu emperyalizm
– Hrant Dink: Ruh halimin güvercin tedirginliği
– ‘Vicdansızlığın İslamcısı, solcusu olmuyor…’
– ‘İsrail bir devlet değil, bir projedir’
– Orhan Suda: Yaşasın edebiyat
– Türkiye’nin Papa’ya sormayı unuttukları!
– Sol Kendini Arıyor VII: Ömer Laçiner
– Sol Kendini Arıyor VI: Hayri Kozanoğlu
– Sol Kendini Arıyor V: Aydemir Güler
– Sol Kendini Arıyor IV: Oğuzhan Müftüoğlu
Sol Kendini Arıyor III: Aydın Çubukçu
– Sol Kendini Arıyor II: Çiğdem Çidamlı
– Sol Kendini Arıyor I: Mihri Belli:
– Hayalet yazar Hüdai Nabit
– Çitlembik ağacıyla söyleşi
– ‘Çocuğa şiddet, çok yaygın’
– İran PKK’yi neden bombalıyor?
– Serdar Denktaş: Mal mülk davaları en zor sorun
– ‘Kıbrıs’ta kısa dönemde çözüm olmaz’
– Tayvanlı yazardan ‘Sıcak bir öpücük’
– Kavakçı: Başörtü, dini bir mesele
– Perinçek: MHP tabanını dışlayarak solculuk yapılmaz!
– ‘Tek dileğim iki dengeli bir dünya…’
– ‘Beni en çok korkutan: Google’
– ‘Sorunumuz Yahudiler’le değil, siyonizmle’
– O bir ‘peynir avcısı’
– ‘Çernobil’den ders çıkarmadık’
– Bir kültür taşıyıcısı: Aydın Çukurova…
– Afşar Timuçin ile insana dair ne varsa…
– 12 Eylül iddianamesine ne oldu?
– Akın Birdal: Evren yargılanmalı!
– Hitler ile söyleşi…
– ‘Baş örtüsünü ilk kez Sumerliler taktı’
– ‘Türk solu titreyip kendine gelmeli’ 
– ‘Hepten pusulasız olmadığımız kanaatindeyim…’
– ‘Siyasi güç, her zaman kendi hukukunu yaratır’
– ABD işdünyasında çöküş
– ‘ABD Anayasası Patara’dan’
– Çocuklar öldürülmesin!
‘- ‘Bir Gün Mutlaka’
– ‘Derin devlet sorunları çözmek istemiyor’
– Kaş’taki gözyaşı
– ‘Son 15 yılda bilinçte sıçradık’
– Piref. H. Ökkeş ile ‘dörtköşe’ sohbet…
– Sorgun Ormanı’nı kurtaralım
– Devrim Bize Yakışırdı!
– G-8 protestosundan gözlemler…
– Başkaların hayalleri…
– Hurafeler gölgesinde Gelibolu…
Çokuluslu tekellere karşı ‘Adil Ticaret’
– Kuzey çikolata, Güney ekmek derdinde
– Fokları, katliamdan kurtaralım!
– Nükleer denemelerin faturası: Doğal felaketler
-Türkiye’de de nükleer silah istemiyoruz!
– Faşizm neden Almanya’da kök saldı?
– Demirel davasında tekelci medya da suçludur

CEVAP VER