Hayat için su…

Hayat için su…

0
PAYLAŞ

BM Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio’da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı her yıl 22 Mart gününün ‘Dünya Su Günü’ olarak kutlanmasına karar vermişti. BM bu nedenle de 2005 ile 2015 arasındaki süreci uluslararası alanda mücadele yürütme dönemi olarak açıklayarak, “hayat için su” programını harekete geçireceğini vurguladı.
  
Bu yıl 22 Mart’ta yine ‘Dünya Su Günü’ nedeniyle çeşitli kutlamalar yapılırken, hala dünyada 2.5 Milyar insan su arıtma sistemlerinden yararlanamıyordu.

Günümüzde, dünya üzerindeki içme suyu kaynaklarında hergeçen gün büyük seviyede azalma yaşanmakta. Bu duruma neden olarak da dünyanın birçok yerindeki endüstriyel, teknolojik ve kentsel gelişmeler gösterilmektedir. Oysa bir zamanlar, suyun doğadaki sürekli dönüşümü dolayısıyla sonsuza kadar bitmeyecek bir kaynak olduğu düşünülüyordu Su kaynaklarındaki  azalma beraberinde gelecekte içme suyu bulma kaygısını da  ön plana çıkarıyor.

Dünya sağlık örgütü, her yıl iki milyondan fazla insanın su ile bulaşan hastalıklar yüzünden hayatını kaybettiğini açıklamıştır. 2002 yılında açıklanmış olan Birleşmiş Milletler raporuna göre; dünya nüfusunun yarısı 2032 yılında içecek su bile bulamayacak. Asya ve Pasifik’te yaşayanların yüzde 65’i, Ortadoğu halklarının yüzde 95’i  ciddi su sıkıntısı yaşayacak. Özellikle Akdeniz kıyıları, gelişigüzel kentleşme, atık suların yeterli düzeyde değerlendirilememesi, kitle turizmi ve yoğun tarım yapılan alanlardan dolayısıyla çok büyük çevre sorunları ile karşı karşıya kalacak.

BM su raporunda çözüm için zamanın sınırlı olduğuna dikkat çekilirken, su kaynaklarının kurutulmasında sorumlu olarak da “piyasalar” gösteriliyor. Rapora göre önümüzdeki otuz yıl içinde ; “Önce Piyasalar” mantığı değişmek zorunda. Yoksa durum vahim; enerji hatları, hava alanları, çevre yolları ve diğer alt yapının inşasındaki artış, doğal yaşam alanlarını hızla tüketecek, yerleşimin yoğun olduğu kıyı alanlarındaki canlı türlerinin soyu teker teker yok olacak, ormanlar alarm verici oranda azalırken, toprak kaybı nedeni ile tarım alanları da yüzde 10 oranında kaybedilecek.

Söz konusu rapora  göre önlem alınmadığı takdirde önümüzdeki otuz yıl içinde, yeryüzündeki doğal alanların yüzde 70’i tahrip olacak. Afrika’daki insan nüfusu da kitlesel bir yok oluşla karşı karşıya kalacak. Canlı türlerinin ise yarıya yakını yok olacak. BM raporuna göre gerekli tedbirler alınmadığı takdirde önümüzdeki otuz yıla ait değerlendirme başlıkları oldukça ürkütücü:

Su sıkıntısı yüzünden atmosferdeki karbondioksit oranının 2050’de iki katına çıkma tehlikesi bulunuyor. Buda daha fazla hava kirliliği anlamında.  Son 10 yılda hava kirliliğinin yol açtığı hastalıklardan etkilenenlerin sayısı yılda 147 milyondan 211 milyona yükseldi.

– Kuş türlerinin yüzde 12 si, yani 1183 türü, memelilerin ise dörtte biri, yani 1130 türü yok olma tehdidiyle karşı karşıya.
– Dünyadaki balık stokunun üçte biri tükenme durumuyla karşı karşıya.
– Dünya nüfusu hızlı bir şekilde artıyor ve 30 yıl sonra 2 milyar daha artacak.
– Günümüzde dünya nüfusunun yüzde 40 ı temiz içme suyuna hasret, otuz yıl sonra ise bu oran yüzde 50’ye kadar çıkacak.
– Karasal alanların en az yüzde 15 i insan faaliyetlerinin kurbanı durumundayken, meraların aşırı tüketimi yüzde 35 toprak kaybına, yüzde 30 orman kaybına ve yüzde – 27 tarım alanlarının yok olmasına yol açıyor.
– Dünya nüfusunun 1 milyarı aşkın kısmı gecekondularda ve oldukça sağlıksız koşullarda yaşıyor. 2010 yılında kentlerdeki nüfusun 1 milyar daha artması bekleniyor.
– Dünyadaki nehirlerin yarısı kirlilik kurbanı. En büyük 227 nehirden yüzde 6’sı barajlarla tahrip oldu.
– Dünya üzerinde kirli su nedeniyle her yıl 4 milyar ishal vakasına rastlanıyor ve her yıl 2.2 milyon kişi ishalden dolayı ölüyor.
– Sıtma ise her yıl  2 milyar insanı tehdit ederken, 2 milyon kişiyi de öldürüyor.
– Suyla ilgili en önemli sorunların başında ise tüketim dengesizliği geliyor. Dünya nüfusunun beşte biri tüketimin yüzde 90’ından sorumlu. Nüfusun üçte ikisi, yani 4 milyar insan günde 2 doları bile güçlükle bulabiliyor.

Su, hayatın devamıdır. Susuz bir hayat düşünülemez ve su geleceğimizi güvence altına almak için üzerinde titizlikle durmamızı gereken bir kaynaktır. Dünyadaki ekonomik kaynakları ellerinde tutanların gittikçe azalan su kaynaklarını da ellerine geçirmek için boş durmadıkları bir gerçek.

BİR CEVAP BIRAK