Hayatı yavaş yaşamak

‘Hayatı; hep bir cüret! Hayatı; tercihleri, telaşları, endişeleri, ümitleriyle hep aşktan yana bir kadın! Hüma! Cennetkuşu!

Krem rengi dantelden bir bluz, aynı renk ipekli bir etek, ayaklarında burnu organza çiçeklerle süslü ayakkabıları… Beline dökülen, dalgalı bal rengi saçlarında ipek kurdelesi, mavi gözleri, bembeyaz teni ile 1910’ların ıstanbul’unda bir genç kız Hüma!

Eski bir ıstanbul ailesinin tek çocuğu, göz bebeği… Kışlarını Maçka’daki konakta, yazlarını Suadiyedeki köşkte ailesiyle geçiriyor, ağustos ortalarında Suadiye’deki köşkü kapatıp Fransız Rivierea’sına tatile çıkıyorlar. Komşu köşkün bahçesinde tenis oynayan delikanlıyı, tüllerin ardından, iç çekerek, kalp çarpıntılarıyla izliyor. Komşu çocuğu Nesim, ıngiltere’de üniversitede okuyor. Yazdan yaza döndüğünde bir grup yetişkin arkadaşıyla ıstanbul’un keyfini çıkarıyor. Ailesinin verdiği, yaza merhaba davetinde Hüma’nın artık güzel bir genç kız olduğunu fark ediyor. Bu noktadan itibaren Hüma’nın vücudunun tüm gizli sır kutularının kapakları açılıyor.

Yıl 1991, bir başka Hüma! Bir başka Cennetkuşu!

Sabahın ilk ışıkları kalın brokar perdelerin ardından odaya sızmaya başladığında, büyükanne Hüma’nın oğulları, gelinleri, kızı, damadı, yedi torunu – ki genç Hüma da onlardan biri- torunlarının eşleri, doksan beş senenin yorgun ve cansız bedeni etrafında toplanmış, vasiyeti üzerine Hüma’nın günlüklerini sırayla okuyor haldeler… Hatırat, torun Hüma’nın elinde şaha kalkıyor, dilinde ses buluyor, ruhunda fırtınalar yaratıp yeniden yaşama bürünüyor. Göz yaşları içerisinde, büyükannesinin cesaret, aşk, heyecan dolu hayatını, tutkularını, kaderini, en büyük aşkını seslendirerek yaşıyor genç Hüma, üstelik eşine hayatından çıkması için veda edecek cesareti göstererek, kendi seçimleri olması gerektiğine inanarak!

Ocak 1913, Enver Paşa başkanlığında bir grup ıttihat ve Terakki üyesi Babıali Baskını’nı düzenliyor. Hüma’nın babası, Nazım Paşa’nın vurulmasında ıngilizler’in payı olduğuna inanıyor oysa göz bebeği kızı Hüma altı ay sonra Nesim’le evlenecek ve ıngiltere’ye gidecekken! St.Benoit’ i bitirmek üzere olan Hüma, hafta sonlarını ipekler, şifonlar, organzalar, ayakkabılar, şapkalar, kürklerin provasıyla geçirdiği bir Sindrella masalı yaşıyor. Anneannesinin düğün armağanı olarak verdiği üç sıra South Sea incili gerdanlık, evliliği sonrasında ne tür bir hikayeye kapı aralayacak kim bilir? Aurora ile Mihrace’nin hikayesine mi Hüma’nın ‘Sır’ hikayesine mi?

Elli sayfadır defteri kimseye bırakmadan sahiplenip okuyan torun Hüma; benzer fiziği yüzünden aile fertleri tarafından Hüma’nın o yaşlardaki haline benzetilirken, hatıratında Aurora’nın incileri’ni kendisine bırakan babaannesinin anılarını daha fazla seslendiremiyor, gözyaşlarına boğuluyor.

Uzak bir devir masalında, gizli sırların keşfine yapılan yolculuklar içinde bir kadın! ıçindeki gizli ışıkları hareketli tutan mitolojik bir seher tanrıçası rolüyle kendi hayatının mimarı! Platonik aşk, hüzün, ıstırap ve sevdiği adamın sırrına ortak olmadığı takdirde onu kaybedeceğinin bilinciyle yeşeren bir kadın!

Bir kadın, bir hayat ve büyük bir sır!

Bu sırrı çepeçevre kuşatan uydu hayatların başka yörüngelerdeki sırları! Geçmiş dönemlerin tarihi, sanatsal, mitolojik yorumlamalarıyla zenginleştirilmiş, özene bezene sıra sıra inciler gibi sözcükleri dizilmiş bir roman!

Kadife uçlu bir kalem, Nermin Bezmen’den gizemli bir “Sır”…
Yazarın, hayal dünyası, gerçekleri, anı ve bilgi dağarcığı ile donanmış başlı başına incili bir roman!

Kendinizle, kendiniz için okuyabileceğiniz, kendi gizemlerinizle paylaşabileceğiniz tuhaf bir sır gibi ruhunuza işleyecek bir roman!

Benden okuması! Okuyun demesi!.. Gerisi sizin sırrınız!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.