Haydi kızlar okula!

Haydi kızlar okula!

0
PAYLAŞ

neden bir sorun olduğunu güncel bir örnek üzerinden açıklamaya ve de toplumsal ve yapısal sorunların kaynağının bireylere yüklenilmesiyle çözümlerden ve amaçlardan uzaklaşıldığını, ve bu türden yaklaşımların günümüzün hakim neoliberal ideolojisiyle olan bağlantısını göstermeye çalışmıştım. Rasyonel ve özgür bir toplumun yaratılması açısından ise objektif ve subjektif akılların sürekli yanyana olması gereğini, birinin diğeri üzerinde üstünlük kurmadan bir bütünlük içinde var olması gereiğini vurgulamıştım. Şimdi ise bu yazıda yine güncel bir tema üzerinden objektif ve subjektif aklın bir arada, yan yana olamamasından doğan başka bir boyutu ele almak istiyorum. Bu boyutta ise yalnızlaşmış, araçsal aklın üzerinde hakimiyet kurmuş, araçsal aklın fonksiyonunu bir kenara itmiş ve kendini sadece amaçlara yönlendirmiş ‘objektif aklın’ bir meselesini ele almak istiyorum.


Bu akıl, toplumsal öğelere yaklaşımında ve sosyal ve felsefi içerikte kendini var eder. İşte bu aklın başat olduğu, sadece bu aklın buyrukları doğrultusunda gerçekleştirilen ulusal ve uluslararsı düzeylerde uygulanan yüzbinlerce Okul yaptırma, Eğtim, Çocuk, Kadın, Yoksulluk, Açlık vs. kampanyalarından ve yardımlarından söz edilebilir. Kimi uluslararsı kurumlar nezdinde (BM, UNESCO) bu tür kampanyalar oldukça önemli neticelere de ulaşabilmektedir. Lokal düzeyde de bu türden kampanyalar yürüten ve girişimlerde bulunan önemli kişi ve kurumlar vardır. Örneğin Türkiye`de eğtim alanında hemen ilk akla gelen ‘Eğtim Gönüllüleri Vakfı’. Bu tür organizasyonlar ve buralarda faaliyet yürüten kişiler sözünü ettiğimiz objektif aklın evrensel amaçları için biraradadırlar. Amaçları, kendinde iyi olan faaliyetleri yürütmektir, sırf bu yüzden, yaptıkları insanların gözünde  bir ‘kutsallık’ bile taşır.


Ancak yeniden belirtmekte yarar var: objektif ve subjetif akıl her zaman birbirlerini tamamlarmak ve bu yüzden bir arada bulunmak zorundalar, yoksa subjektif aklın egemenliği altında yapılan eylemlerde olduğu gibi sonuç alınmaz, nitekim Başbakanın İstanbul`a vize önerisinin “evrensel amaçtan” yoksun olması sebebiyle sonuç alamayacağı gibi. “Haydi Kızlar Okula” gibi sloganlarla formule edilen kampanyalarda da işte bu türden bir eksiklik var. Yani subjektif akıl, yani araçsal akıl eksikliği. Bayanların da erkekler gibi okula gitmesi gereği kendinde bir amaç olarak mutlaka iyidir. Eğtim yoluyla en azından Kadın-Erkek arasındaki günümüzdeki kimi toplumsal eşitsizlikler, adaletsizlikler azaltılabilinir. Ancak Eğtim yoluyla insanlar önce kendilerini, daha sonra kendi sosyal çevre ve dünyasını  tanır, ancak eğtim yoluyla insanlar aydınlanır, ancak eğtim yoluyla Kant`ın deyimiyle “terbiye” ve “disipline” edilirler. Ve bu yönüylede, özellikle günümüzde, bilgi çağında, eğtimsizlikten kaynaklı en azından sıradan eşitsizlikler veya adaletsizlikler ortadan kaldırılabilir. Bu anlamda şu söylenebilir. Eğtim adalesizliğe, eşitisizliğe, ırkçılığa karşıdır, yani objektif aklın prensipleriyle uyuşmayan her türden eğilime karşıdır ve bunlara karşı mücadele verir. Eğtim bu anlamıyla eleştireldir, otorite karşıtıdır, aydınlanmacıdır yani özgürlükçüdür. Bu amaçlar için çalışan modern dünyanın ‘eğtim araçları’ yani okullar da amaçlarla ters düşmemelidir. Bu bakımdan araçlarından amaçlar kadar önemi vardır. Araçlar eksik ve yetersiz kaldığında istenilen amaçlara ulaşmakta güçleşir.


“Haydi Kızlar Okula” gibi kampanyalar Türkiyede okula gönderilemeyen (çoğu zaman gelenekten kaynaklı) çocukları, okulla tanıştırmak ve yukarda ki amaçları gerçekleştirmek için “seferber” olmuş girişimlerdir. Ama bu süreçte de mevcut okulların amaçları yerine getirebilecek güce ve donanıma sahip olup olmadıkları hakkında bir girişim olarak gündeme hiç gelmemekteler, var olan araçların amaçlara uygunluğunun tartılması yönünde ve araçların da amaca uygun hale getirilmesi yönünde çabalar göstermemekteler. Bu girişimlerle elbette defter, kitap gibi ders araç-gereç yardımlarını kastetmiyorum. Bununla bir taraftan Türkiyedeki okullarda uygulanan hakim Eğtim İdeolojisini diğer tarafta ise okulların şu anda içinde bulundukları bunalımdan bahsediyorum. Araçların amaçlarla uyumunu engelleyen yapılardan söz ediyorum.


Evet, farklı değerlendirenler olabilir ama benim için bugünkü Türk Milli Eğtim İdeolojisinin temelinde yatan en büyük sorunlar şunlardır: ırkçı, otoriter, cinsiyetçi, anti demokratik, eleştirel düşünceye kapalı olması. Eğtimin gerçekte böyle olup olmadığını görmek isteyenler, bu ideolojik alt yapıların varlığını görmek isteyenler 1980`den bu yana Türkiyede eğtimin değişimini inceleyebilirler. Hatta bunu yapmaya zamanı ve fırsatı olmayanlar Türkiyenin gündeminden faydalanabilirler. Milliyetçi, ırkçı saldırılar ve katliamları yapanların hangi egtim sisteminden geçtiklerini kısaca hatırlayabilirler. Sokaklarda yaşanan kadınlara yönelik cinsel ve sözlü tacizleri yapanların hangi okul ve eğtim sisteminden geçtiklerine bakabilirler. Okullarda yaşanan cinsel istismarların hangi boyutlara geldiğine bakabilirler. Öğretmenlerin öğrencilerini nasıl istismar ettiklerini okuyabilirler. Okullarda yaşanan şiddetin hangi seviyelerde olduğu zaten gözden kaçacak düzeyde değil zaten, ama buna yol açan baskıcı ve otoriter eğtim anlayışının değerlendirmesini yapabilirler. (Bunlar artık istisnai özelliklerini çoktan yitirdiler.) Anadilde eğtim hakkının engellendiği, milyonlarca farklı inançlara sahip insanların varlığına rağmen okullardaki “zorunlu ders”  mantığına bakabilirler. Azınlıkların mağduriyetine bakabilirler. Kısaca realiteya bakabilirler. Bütün bunlar, kızların okula gönderilmesi bir yana dursun erkek çocukların bile okula gitmemeleri gerektiğini akla getirecek nitelikte ve çoklukta sorunlardır.


Kızını okula göndermemeye birazcık eğlimli bir aile için bu saydıklarım oldukça geçerli nedenler olabilir. Yani bir baba çıkıp ben kızımı okullarda yaşanan gayri ahlaki nedenlerle okula göndermiyorum dese, buna hangi eğtim gönüllüsü nasıl bir açıklama getirebilir ki acaba? Kızının anadilinde eğtim almasını isteyen bir aile için, çocuğunun kendi dini, inancı doğrultusunda eğtim almasını isteyen bir aile için, çocuğunun ırkçılıktan, resmi ideolojiden, cinsiyetçilikten uzak bir eğtim almasını isteyen bir anne baba için hangi kişi yada kurum, yada eğtim gönüllüsü bu itirazlara bir açıklama getirebilir ki? Elbette hiçbiri. Yürütülen eğtim kampanyaları eğtimin yukarda saydığımız sorunlarını da giderecek girişim ve kampanyalarla kendini tamamlamadıkça, yapılan tüm çağrılar ve girişimler anlamsız ve boş olacaktır. Okulların durumunu ele almayan, okulları ve okul sistemini eleştirmeyen eğtim kampanyaları işte bu sebeplerle istenilen evrensel amaçlara ulaşmakta başarısız olacaklardır. Kızları ve Erkekleri daha adil, demokrat, rasyonel, ırkçı, gerici olmayan, okullara çağıran eğtim kampanyaları birlikte yapmak umuduyla.


___________


cetinguerer@yahoo.de

BİR CEVAP BIRAK

thirteen + 16 =