Hayıt’ım, dingin kraliçem…

Hayıt’ım! Mine çiçeğim. Sen koyakları bekle, her Temmuz’da geleceğim…

Yılın bu günlerine gelince çoğumuzun üzerine bir atalet çöreklenir. Temmuz, kimine göre hasatın, kimine göre emeğin, kimine de aylaklığın mevsimidir bu topraklarda. Benim içinse ‘hayıt’ mevsimidir. Hayıt canım… Hani şu Haziranda çiçeklenmeye başlayan, Temmuzla birlikte koyakları, orman kıyılarını, dere yataklarını mora boyayan dingin kraliçe! Bildiğiniz hayıt işte!

Kiminizin televizyonlarda ot pazarlayan bezirgânların dilinden duyduğunuz. Zakkumun yoldaşı, sakızın sırdaşı; benim derin sevdam… Her yıl olanca hayhuyun arasında dallarına doyasıya sarılamadığım, dizlerinin dibinde soluyamadığım, gecenin kuytusunda dallarının arasından yıldızlara bakamadığım güzelim.

Kaç Temmuz geçti, kaç anemondan alıp, kaç asmaya devrettin mor nöbetini? Kaç zaman oldu oturup sana yazmayalı. “Temmuz’un güzelini açıklıyorum: Hayıt” cümlesinin yeryüzüne kazındığı günden beri kaç yürek çarpması işittin yol ayrımında? Kaç dilsiz göz düştü içi har, dışı alev camlardan gövdene? Kaç morun ötesine geçtin? Ki berisini bile ayırt edememişken kararmış yürekler! Kaç yangının kıyısında kaldın? Akdeniz miydi yangın yerinde mavisini içtiğin?

Hayıt’ım! Dingin kraliçem. Derin sevdam. Varlığın, varlığıma armağan…

Çıralı ayrımı mıydı, yoksa Adrasan’ın dağ yolu muydu, Yazır yokuşu mu? Dikenli ahlatların gövdelerini ak köpüklerle delirttiği günlerde, adını andıkça Temmuz’u çağırmam. Alakır mıydı, Köprüçay mı; ellerimde kokun, ruhumda ruhun, mor gövdenden geçip gidemediğim?

Binlerce yıldır canı can bilen bu toprakların ruhu her parçalandığında, gölgesi para etmeyen her ağaç işaretlendiğinde, ıslaha kurban edildiğinde her vahşi dere; can pazarına ilk atılan sen değil misin? Sen değil misin; “makiliktir” deyip üstüne çelik paletler sürülen? Sen değil misin; coğrafyamda gelin gibi görünen?

Hayıt’ım! Mine çiçeğim. Sen koyakları bekle, her Temmuz’da geleceğim…

Önceki haberSeçilmek mi, kaçmak mı?
Sonraki haberPorsche satış müdürü kazada hayatını kaybetti
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × five =