Hazine arazilerindeki kaçak yapılara af geliyor!

Eski Tapu ve Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya, 23 Temmuz’da ‘gece yarısı’ meclisten geçirilen ‘Torba Yasa’nın içerdiği tuzaklara dikkat çekti. Özkaya, ‘6009 sayılı ‘Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ başlığını taşıyan yasayla, hazine arazileri üzerine inşa edilmiş olan her türlü kaçak yapının satışına onay verildiğini belirterek, bunun, 1981 yılında çıkartılan ve Turgut Özal’a iki kez iktidar yolu açılmasında büyük katkısı olan imar affı (gecekondu affı) anlamına geldiğini söyledi.

İşte Özkaya’nın o değerlendirmesi…

“6009 sayılı ‘Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’, 23.07.2010 tarihinde gece yarısı Meclis’te hız limitini aşarak kabul edilmiştir. ‘Torba Yasa’ diye de adlandırılan söz konusu yasayla; 4706 sayılı Yasanın 5. maddesine eklenen bir hükümle, ‘…Üzerinde yapılanma olanlar’ tümcesinden sonra ‘Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın’ tümcesi eklenerek ‘… bu suretle yapılacak satışlarda satış bedelinin yüzde onu peşin ödenmek üzere beş yıla kadar taksitlendirilebilir’ denilerek değiştirilmiş ve tanınan süre altı aydan bir yıla çıkarılmıştır.

HAZİNE ARAZİLERİNDEKİ HER TÜRLÜ KAÇAK YAPIYA ONAY GELİYOR!

Yine; ‘Bu madde kapsamında Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, Büyükşehirlerde öncelikle Büyükşehir belediyelerine, Büyükşehir belediyelerinin talebi olmaması halinde ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilir. Bu taşınmazların yapı sahiplerine satışı ve genel hükümlere göre değerlendirilmesi bu Kanunun 5. maddesine göre yapılır’ şeklinde düzenlenerek hazine arazileri üzerine inşa edilmiş olan her türlü kaçak yapının satışına onay vermektedir.

Aslında yasanın yazım dili son derece karmaşık ve anlaşılması güç ifadelerle süslenerek halkın anlamasının önü kesilmiş. İşin Türkçesi Hazine arazileri üzerinde daha önce 1981 yılında çıkartılan ve Özal’a iki kez iktidar yolu açılmasında büyük katkısı olan imar affı (gecekondu affı) anlamından başka bir şey değildir.

HAVUZLU VİLLALARA AF

Bu kez artık havuzlu villalarda affa tabi olacak. Zira satışlar, halkın ödeyebileceği düzeyden uzak olup güncel (rayiç) değer üzerinden yapılacak. Çıkartılan bu torba yasayla halkımız tarafından 2b olarak bilinen 6831 sayılı Orman Yasası’nın 2. maddesini (b) bendiyle orman dışına çıkartılan alanlarında satışını içermektedir. Yani Meclis kapanmadan çıkartılacağı belirtilen 2b yasası da böylece çıkmış olmaktadır. Sadece yapılaşmalara ilişkin satışa izin verilmektedir. Bu da kamuoyunun tepkisinden kaçırılmış; gündem saptırılarak ipte cambaz oynatılmıştır. Ülke yapay gündemlerle toz dumana katılarak aradan bu işler sızdırılmıştır.

2B ARAZİLERİNDEKİ VİLLALAR TESCİLLENECEK

Bu durum ne Sultanbeyli, Alibeyköy, Çavuşbaşı, Beykoz’daki orman dışına çıkartılan alanlarda oluşmuş yerleşimlere ne de hazine arazilerine yapılmış gecekondulara çözüm getirecektir. Çünkü bu yerleri halk alacak gelir düzeyinde değildir. Zaten buralarda konutlarını tapu almaya gerek görmeden noter senediyle alım satım yapmakta. Ancak bu yasa Bebek sırtlarında, Sarıyer sırtlarındaki, Beykoz’daki, Acarkent’teki hazine ya da 2b kapsamındaki havuzlu villaların malikâne sahiplerine tescil edilmesine yarayacak.

Anlaşılan devletin mülküne, kamu malına, halkın malı üzerine kaçak yapı yapanların ödüllendirilmesi, bir anlamda yasa dışılığın olağan hale getirilmesi, suçun yaygınlaştırılması dönemine geçilmiş olacak.

‘SAHİBİNE SATILIR’ HÜKMÜ YETERİNCE AÇIK

Yasada; ‘Hazine adına tescil edilen taşınmazların Büyükşehirlerde öncelikle Büyükşehirlere, talebin olmaması halinde ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilir ’ ibaresi, hiçbir anlam ifade etmemektedir. Buradaki ‘yapı sahiplerine satılır’ hükmü her şeyi açıklamaya yetmektedir. Yani yapının tanımı bulunmadığı için ultra villa olması, havuzlu köşk olması, buralarda oluşmuş sitelerin, kooperatif konutlarının olması en önemlisi de 2b kapsamında olup son yasa düzenlemeleriyle Hazine adına tescil edilen yerlerden olması fark etmemektedir. Bütün iş paraya çevrilmeleri ticari ’meta’ olarak algılanmaları…

ÜLKE ÇELİK DUVARA DAYANDI!

İMF ve AB dayatmalarının arkasına saklanarak bugüne kadar, ülkenin tüm yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yerli taşeronlara, yandaşlara ve yabancılara devretmekten çekinmeden hızla tükeniş nokta sına getirildik. Bütün bunlar ‘özelleştirme’, ‘küreselleşme’ masallarıyla gerçekleştirildi. Ancak ülke, çelik duvara dayandı. Kımıldayacak hal kalmadı. Artık işler, ülkenin kılcal damarları derelerin, akarsuların satış tahtasına konması durumuna kadar geldi. Bize başka yönlere bakmamız işaret ediliyor; bir talan, yalan rüzgârları esip gidiyor. Durup seyretmenin anlamının olmadığını görerek çileden çıkmak acı veriyor. Bazı güdümlü medyanın propaganda bombardımanlarıyla halkın sürekli kafasının karıştırılması nasıl telafi edilebilir? Her şey ülke aleyhine yürüyor. İnsan; muhalefetin bütün bunları takip edebilmesinin olanaklı olamayacağını düşünüp, bilgi aktarabilmenin çabasıyla katkı koymak istiyor. Bütün bu gece yarısı, halkın bilincinden uzak tutulan yasaları takip edebilmek bir hüner meselesi haline geldi. Aslında yasaların halkın katılımı, desteği ile çıkması gerekirken, torbalara, çuvallara eklemeler yapılarak çıkartılıyor. Dev gibi dağlar oluşturmuş yoksulluğun arasında, açlık sefalet tepeleriyle örülmüş çevrelerini taş surlarla çevirerek yaşamak hak mı, adalet mi? İnsanlık bunu mu gerektirir? Bunları anlamak için tarikat ve cemaatlerin ördüğü duvarlar arasında yaşamak nereye kadar mümkün olacak? Halkımız, bu sömürüye, soyguna ve bu yobazlığa izin verir mi?”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.