Hazırız

Hazırız

0
PAYLAŞ

Yakınlaşacağız, omuz omuza olmanın ötesinde, ülkenin tüm sorunlarına karşı alternatif bir yaklaşım geliştirebilecek ve daha büyük umut haline getirerek, elle tutulur, gözle görülür çıkışı sağlayacak ortak bir perspektife sahibiz. Düşe kalka, yana yanıla da olsa, ilerliyoruz. Yeterli deneyime ve pratiğe sahibiz. Mücadele deneyimleri böyle süzülür çünkü. Hepimiz kendi deneylerimizi tekrar tekrar yaşamaktan uzaklaştıkça birbirimize yaklaşıyoruz.

Bu araç, tüm Türkiye demokrasi güçlerinin azımsanamayacak bir karşılığının olduğunu gösterecek. Sağ siyasetin tüm kokuşmuşluğuna ve beslendiği şoven, milliyetçi alanlara önemli bir müdahalede bulunabilecek. Müdahalenin ortak adı BARIŞ ve Demokrasi olacaktır.

Ülke siyaseti üzerinde istediği gibi at koşturabileceğini sanan hego-manik siyasete, son darbeyi vurabilecek böyle bir birlikteliğin, ilkeler ve güçlü temeller üzerine inşası ancak demokrasi değerleri üzerine kurulabilir. Hepimizin, derdi olan ve her kesimin üzerinde uzlaşacağı tek şey demokrasi ve barıştır.

Erken seçimi bir tehdit gibi sunarak, kaybettiklerini geri alacağına inanan AKP ve onun zihinsel temelini tüm toplumun damarlarına angaje etmeye çalışan tekçi devlet anlayışına karşı da bir duvar örecek bu mücadele birlikteliği.

Erken seçim öncesi, kitlelerin moral değerlerini bir yerde toplayacak, sokağı ve meclisi birleştirecek, aşağıdan yukarıya doğru basınç yapacak ve nihayetinde yeni bir zaferi örecek anlayış birliğinden kim kaçabilir ki? Kaçanlar, kendi siyasetlerini toplumun üzerinde görenler olacaktır.

Tüm siyasal kaygıların, hesaplaşmaların, toplumun taleplerinden daha acil olmadığı gerçeğini açıkça görmeliyiz. Demokrasi ve barışın bir üst akıl olduğunun üstünden atlayan herkes, AKP ve onun siyasetine yedeklenmekten kurtulamaz.

Günün somut koşullarına uygun ortaklıkları oluştururken, tüm topluma nüfuz edecek söylem birlikteliğini yaratmak, yaşanır bir ülke sözünde tüm kesimleri birleştirmek, acil tek ihtiyacımız bugün.

Gezi’den Kobane’ye bir bağ kurmadan, ülke siyasetine ve toplumun acil ihtiyaçlarına önerdiğimiz her şey havada kalacaktır. Söylemlerimiz doğru bile olsa karşılık bulacak etkiyi yaratmayacaktır. Ya da etkisi kısa ve sönük olacaktır.

Daha ileri, daha somut ve daha kabul edilebilir talepler oluşturulup, sokağın moral üstünlüğü birlikteliğe akıtılabilirse, ortaya çıkacak güç, militan bir sahiplenmeyi ve onu savunmayı beraberinde getirecektir.

Militanlıktan korkuyoruz, militanlık üzerine sistemin yarattığı “terör” algısı, bizlerin var olan statükolar içinde kalmamızı sağlıyor. Oysa demokrasi ve barış için eksik olan tek şey bu. Yani, hak ve özgürlükler konusunda, ülke sorunları, barış ve demokrasi üzerinde militan bir haklılık sahibi olmak, meşruluğuna inanmakla ilgilidir. Meşruluğunu yitiren demokrasi ve özgürlükler değil, AKP’nin temsil ettiği siyaset biçimidir. Demokrasi ve barışı militan bir meşrulukla sahiplenmekten korkmayalım. Yaşamımız, hayatlarımız ve geleceğimiz bu sahiplenmeye bağlı çünkü.

Bütün siyasi kaygılarımızı bir kenara bırakalım, çözümcü bir siyasetin kanallarını açalım. Kimsenin kendisini inkâr etmesi gibi bir şey söz konusu değil. Aksine, hepimizin geleceğe dair politikaları bugünden kazandığımız zaferlere bağlı. Onun içini nasıl dolduracağımız, her siyasetin kendi bileceği iştir.

Bir önceki yazımda “Hazır mıyız?” diye sormuş ve şöyle bitirmiştim;

“Eğer doğru ve en geniş demokrasi ittifakı ile bir karşı koyuş örgütlenemezse, milliyetçi, şoven politikaların kirliliği ile, yaratılan birlik havası hızla kararacaktır. Milliyetçi, şoven politikaların panzehri, Gezi ve Kobane arasında kurulmuş olan hak ve özgürlükler birlikteliğinin, en geniş kesimleri içine alacak şekilde yeniden örgütlenmesi olacaktır.
Özetle;
Hazır mıyız?”

Şimdi hazır olduğumuzu ilan etmeye ve bu hazırlığı örgütlemeye kaldı iş.

Bunu örgütleyen, bir araya gelen, elini taşın altına koyan tüm demokrasi güçleri, hepimize yeni bir umut ve yol örecekler.

Daha güçlü olacağız.

Daha güçlü ve kararlı olmak için her şeye sahibiz.

Yani, hazırız…

BİR CEVAP BIRAK