ÇHD: Cezaevlerinde işkence sürüyor

ÇHD Genel Başkanı Kazım Bayraktarbugün yapılan “Terörle Mücadele Yüksek Kurulu” ile bütün ulusal ve uluslararası kuruluşları, kolluk kuvvetlerinin keyfi ve ölçüsüz güç kullanımlarından ötürü Türkiye’de artan insan hakları ihlallerini takip etmeye çağırdı.


29 Yaşındaki Engin Ceber Bir Basın Açıklamasına Katıldıktan Sonra İşkence İle Öldürüldü


Engin Ceber, 28 Eylül günü “Yürüyüş” dergisi satarken polisin ateş etmesiyle vurularak felç kalan Ferhat Gerçek için adalet isteyen bir basın açıklamasına katıldığı sırada 4 kişiyle  birlikte göz altına alındı.


Gözaltına alınırken ve gözaltı süreci boyunca polis tarafından şiddetli bir şekilde darp edildiler. Kötü muamele adli tıp raporu ile de doğrulandı.


Engin Ceber ve arkadaşları polise mukavemetle suçlandılar. Mahkeme, 29 Eylül’de tutuklanmalarına karar verdi ve İstanbul Metris Cezaevi’ne konuldular.


Cezaevi girişinde de darp edilen Engin Ceber karantina koğuşuna konuldu. Cezaevinde geçirdiği 7 gün içerisinde ıslatıldı. tahta ve demir sopalarla dövüldü, yumruk ve tekme ile darp edildi.


7 Ekim’de sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye kaldırıldı. Cezaevi yetkilileri ailesini ve avukatlarını durumdan haberdar etmediler. Çağdaş Hukukçular Derneği’den bir grup avukat ve avukatı Oya ASLAN, Engin Ceber’in sağlık durumunu 8 Ekim’de cezaevine yaptıkları ziyaretleri esnasında öğrendiler.


Hastanede iken tahliyesine karar verilen Engin Ceber 10 Ekim’de hayatını kaybetti.


Engin Ceber’in ölümü, Türkiye’deki gözaltında ve cezaevinde işkence ve kötü muamele gerçeğini gözler önüne seren son olaydır. Peki bu ölüm en sonuncu olacak mı?


1-Polisin göstericilere keyfi şiddet uygulaması, hatta bu olaydaki gibi basın açıklamalarını engellemek amacıyla şiddet kullanılması çok yaygın bir uygulamaya dönüşmüştür.


Göstericilerin kötü muameleye veya işkenceye uğradığı birçok olayda, polisler göstericiler hakkında “polise mukavemet” veya “polise hakaret” gibi suçlardan gerçeğe aykırı tutanaklar düzenlemektedirler. Polis tarafından yapılan bu suçlamalar kendilerinin saldırgan ve hukuksuz tutumunu örtbas etmek için kullanılmaktadır. Söz konusu tutanaklar, savcıları göstericiler hakkında tutuklama isteminde bulunmalarına ve hakimleri tutuklama kararları vermeye yönlendirmektedir. Ve bu tutuklama kararları, tutukluluk koşulları sebebiyle, tutuklanan göstericilerin kötü muamele ve işkence konusundaki iddialarını yargı önüne getirmelerini engellemektedir.


2- Türkiye’de cezaevinde kötü muamele ve işkence uygulamaları devam etmektedir.


Polis uygulamalarına çok benzer şekilde, cezaevi yetkilileri ve gardiyanlar da tutukluların gardiyanlara direndiklerine ve/veya devlete, devlet yetkililerine, cezaevi yetkililerine saldırdıklarına dair gerçeğe aykırı tutanaklar düzenlemektedirler. Bu tutanaklar tutuklular kötü muamele ve işkence iddialarında bulunduklarında cezaevi yetkilileri tarafından öne sürülmektedir.


3- İnsan hakları kuruluşları, 2007’de Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesinden bu yana kolluk kuvvetlerinin keyfi ve orantısız güç kullanımımdaki artışa dair açıklamalar yapmaktadırlar.


Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın en son kayıtlarına göre 1 Mayıs 2007 ile 5 Ekim 2008 tarihleri arasında yaşanan 171 olayda kolluk kuvvetleri 2.000’i aşkın kişiye karşı zor kullanmış; Festus Okey, Baran Tursun, Feyzullah Ete polis kurşunu ile öldürülmüştür.


Şimdiyse, polis ve ordu yetkilileri yargısal denetim alanı dışında hareket etmelerine olanak sağlayacak daha geniş yetkiler talep etmektedirler.“Terörle Mücadele Yüksek Kurulu” zirvesi, Ceza Kanunu’nda, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda ve ilgili diğer kanunlarda talep edilen değişiklikler konusunda kararlar almak üzere 14 Ekim 2008 tarihinde hükümet ve polis ve ordu yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirilecek. Kolluk kuvvetlerine talep edilen geniş yetkilerin verilmesi halinde, insan hakları ihlalleri artacak ve insan hakkı ihlallerinin faillerinin dokunulmazlıkları/cezasızlık güçlenecektir.


Çağdaş Hukukçular Derneği, 14 Ekim 2008’de yapılacak olan “Terörle Mücadele Yüksek Kurulu” toplantısına dikkat çekmekte ve ulusal ve uluslar arası kuruluşları, Engin Ceber’in ölümüne ek olarak, kolluk kuvvetlerinin keyfi ve ölçüsüz güç kullanımlarından ötürü Türkiye’de artan insan hakları ihlallerini takip etmeye çağırmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.