HDP Ne İstiyor?

GÜLAY ŞAHİN / LONDRA – Önümüzdeki yerel seçimler HDP için bir yol ayrımında durduğunu gösteriyor.  Neden derseniz?

Eğer HDP “Türkiyelileşme” programına devam etmek istiyorsa bu yol ayrımına bir bakıma mecbur.

Yök eğer bunu denedik çok kan kaybettik, artık var olan kazanımla yola devam edeceğiz diyorsa ve de hemfikirse bütün bileşenleriyle, o zaman bir yol ayrımından söz etmek ve bunun tartışılmasını gözlemlemek mümkün olmayacaktır.   Fakat ben böyle bir tartışmanın yaşanacağı kanaatindeyim.

Bu yerel seçimler için “AKP İktidarı” özellikle tırnak içinde belirttim, çünkü 15 Temmuz öncesi ve sonrası diye ayırmalıyız. Görünürde oylarını konsolide etmiş bir AKP ve Tayyip iktidarı var gibi görünse de aslında 15 Temmuzda Ergenekon ile anlaşmış eli daha da güçlenmiş bir Tayyip iktidarından söz edilebilir.

Neden HDP yol ayrımında dediğimi şimdi kısaca aktarmaya çalışayım sizlere: Çünkü bu yerel seçimlerde “Tayyip İktidarı”nın belediye başkanlıklarına göstereceği adaylara güven konusunda ciddi bir handikapı var! Bu handikap ne midir? Tabiii ki “Uyuyan Fetocu Hücreler” diye tanımlanan belki de milyonu bulabileceğinden söz edilen kesimlerin arasından aday göstermiş olma handikapına düşülmesi ihtimali bu iktidarın uykularını kaçırıyor olmalı. Bunca yıllık ve ekranlarda hepimizin tanıklık ettiği böylesine kapsamlı ve uzun erimli bir örgütlenmeği yapılan tutuklamalarla temizlemiş olabileceğine inanması pek mümkün görünmüyor.

Sadece  kendi göstereceği adaylarla da iş bitmiyor diğer partiler özellikle CHP ve MHP de de aynı sorunsal devam ediyor, belki de bu seçimleri “Feto Kalkışmasının” unsurlarının  intikam alma projesi olarak görmesinden dahi kuşkulanıyor olabilir. Bu kuşku tamamen yersiz mi bunu bilemiyoruz ne yazı ki. Diyeceksiniz ki öğle bir durumda Kayyum atar sorunu çözer de bu birkaç tane olunca kolay da ya hangi birine sorusuyla karşılaşırsa o zaman içinden kolay çıkılacak bir yol olmadığı aşikâr. Ancak görünen köy diyor ki bu sefer “Tayyip İktidarı”nin HDP’nin güvenilir kadrolarına ihtiyacı var. Bunun içindir ki de HDP ye gizli ve açık seçim ittifakı teklif ediliyor.

Gelen teklifin nedenlerini bütün kamuoyu aslında biliyor. Peki HDP bu yol ayrımından nasıl çıkacak benim asıl merak ettiğim soru bu?

Bu zamana kadar gördüğü baskılar yıldırma politikaları, içeri atılan siyasiler, seçim alanlarında ve seçim propagandası sırasında bile onca kaybedilen canın ve yapılan katliamların hesabını kim verecek, bunu seçmenine nasıl anlatacak. Boğaza düğümlenen bu ve bunun benzeri soruların yanıtları var mı bilemiyoruz. Peki muhatabı var mı iktidar cephesinde bunu da bilemiyoruz. Ancak eminim önümüzdeki günler bunların tartışıldığını ve sorgulandığını duyacağımız günler olacak hiç şüphesiz.

Gelelim duyduğumuzda hepimizin yüreğine serin ve ferahlatıcı suların serpildiği duygusunu uyandıran bir belediyecilik anlayışının bir örnek dahi olsa zor koşullarda var olabilmesine.  Bu örnek belli kısıtlı koşullara rağmen varlığını devam ettirebiliyor. Bahsettiğim örnek tabii ki Ovacık Belediyesi,

“Ovacık Belediyesi ve Komünist Başkan” deneğimi hepimize bazı şeyler hatırlatıyor. Bu deneyim bizlere şunu mu gösterdi acaba? İlkeli ve kararlı duruş sergileyen sağlam karakterli bir kadın veya erkek, yerelde halkla bütünleşip buna birlikte üretip paylaşmanın gücünü de katınca ortaya nasıl güzel ve de tadına doyulmaz bir yemek çıkabileceğini gösteriyor olabilir mi?

Peki sorarım sizlere bu deneğim bizlere daha önce kurulan “Köy Enstitüleri” öğretim dönemlerini çağrıştırmadı mı? Bu deneyimleri çoğaltıp çeşitlendirmek bizim elimizde elbette. Düşünsenize bilinçli  üreten ve ürettiğine Pazar bulabilen çiftçi, köylü ve bu süreçte de onunla omuz omuza verip akıllı çözümler verimli üretim teknikleri geliştiren üniversite öğrencileri ve de akademisyenlerin (tabii bu akademisyenlerin de kadim bilgileri önemseyip, özümseyerek, her bireyden öğrenilecek bir şeylerin mutlaka var olduğu bilinciyle hareket edebilen birlikte eşit koşullarda çabalamayı ilke edinen birer akademisyen modeline de acil ihtiyacımız olduğu artık yadsınamaz bir gerçek)  beraberce kotaracakları yeni ilişki  modellerine ipuçları sunmuyor mu?

Hep demiyor muyuz artık salt tüketen değil, bilinçli üreten ve bilinçli tüketen bir arada barış ve çeşitlilik içinde kardeşçe yaşayacak ve tabii yerinden yönetim modelini hayata geçirecek bir topluma dönüşmek zorundayız. Bunu başaramazsak hem gezegenimizi hem de insanlığımızı hızla kaybediyoruz!

Bence Türkiye Halkları bunu başarabilme kapasitesine ve de birlikte yaşama arzusuna fazlasıyla sahip. İş ki bunu hayata geçirebilecek ilkeli sağlam karakterli ve birlikte üretip paylaşmaktan onur ve mutluluk duyacak kadroların ortaya çıkarılmasına ön ayak olmak.

Ve işte HDP’nin yol ayrımı dediğim şey de burada devreye giriyor. Bence büyük çoğunlukla bu kadroların yukarıda bahsettiğim umutların hayata geçirilmesinde çok önemli katkıları olacaktır. Hem var olan “Tayyip İktidarı”nın hem de HDP kadrolarının bütün bu güzellikleri akıldan çıkarmadan konuşup tartışıp tabii geçmişin de hesabını vermeğe gönüllü bir tutumla hareket etmelerini; Ve de hızla  belli olgunluğa getirip kamuoyuyla paylaşmalarını diliyorum…

______________

gulaysahi@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

13 + twenty =