HDP operasyonuna KK karşı çıktı, BB savundu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP’ye yönelik terör operasyonunu eleştirdi ve “Seçimle gelen seçimle gider” dedi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da gözaltı gerekçesini “hukuka saygı duymamak” olarak açıkladı ve “Ne Alman Başbakanı ne de Avrupa’nın komiserleri, bize ders verme hakkına sahip değildir” dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan, HDP milletvekillerine yönelik terör operasyonuyla ilgili açıklama geldi.

“Demokrasiyi savunuyorsanız seçimle gelenlerin seçimle gitmesi gerektiğini savunmalısınız” diyen Kılıçdaroğlu, “‘Seçimle gelenleri yakalayıp hapse atacağım, mafya yöntemleriyle susturacağım’ derseniz o ülkeye barış gelmez…” şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

“Egemenlği saraya taşımaya kimse kalkmasın. Sen millet değilsin, tek başına bir bireysin o kadar. Egemenlik saraya hapsedilmek isteniyor. Biz düşünen insanların, siyasetçilerin, bilim insanlarının, gazetecilerin görüşleri ne olursa olsun hapse atılmasına karşıyız.

En somut örneği vereyim. Hayatları boyunca CHP lehine bir tek cümle kurmayan gazetecileri bizim dışımzda savunan yok. Çünkü biz, düşünce özgürlüğünü ve demokrsayi savunuyoruz.

Demokrasiyi savunuyorsanız seçimle gelenlerin seçimle gitmesi gerektiğini savunmalısınız. ‘Seçimle gelenleri yakalayıp hapse atacağım, mafya yöntemleriyle susturacağım’ derseniz, o ülkeye barış gelmez.

‘Terörle mücadele ediyoruz’ deniyor. Elbette ki mücadele edilmelidir ama bu akılla ve mantıkla olur. Sivrisineklerle uğraşarak olmaz, bataklığı kurutacaksınız. ‘Musul’a gideceğiz diyorlar’, burununuzun ucunda Kandil var, neden bir şey yapmıyorsunuz…”

ADALET BAKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile birlikte HDP’li bazı milletvekillerinin gözaltına alınmalarına ilişkin de konuştu.

Adalet Bakanı, şu ifadeleri kullandı:

”Gözaltına alınan milletvekilleri hakkındaki yargı kararının tamamı yasanın amir hükmüne uymanın doğal sonucudur. Gözaltına alınan milletvekilleri, hukukun işlemesine yardımcı olmamışlardır, hukuku tanımamışlardır. Hukuka saygı duymamışlardır. Böyle bir durumda da kanun, hukukun gereklerinin nasıl yerine getirileceğini açıkça yazmaktadır. Kanunun yazdığı bir biçimde hukukun gerekleri yerine getirilmektedir. Bu da tamamen yargının yaptığı bir tasarruftur. Davetiye gidiyor, gelinmiyor, o zaman ne çare kalıyor? Zorla getirme çaresi kalıyor. ‘Bugünkü uygulamayı yapma dışında yargının eline bir seçenek bıraktılar da buna rağmen zorla getirme kararı alındı’ denirse o zaman ben hak veririm. Yok öyle bir şey. Onun için Türk yargısı, yasaların uygulanmasının engellenmesi veya imkansız hale getirilmesi için çalışma yapıldığında yargıya hangi kuralın uygulanması emrediliyorsa, o kuralı uygulamaktadır. Hukuka ve hukuk devletine sahip çıkmaktadır. Anayasamızın ve hukuk devletimizin gereklerini yerine getirmektedir. Bu doğal bir haktır.”

Bozdağ’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

”Bugün Diyarbakır’da Bağlar’da bir aracın patlatılması sonucu pek çok vatandaşımız yaralandı, bazı vatandaşlarımız ve polislerimiz şehit oldu. Türkiye terörle etkin bir mücadele yürütmektedir. Bir yandan PKK var bir yandan Suriye’deki uzantıları var. Öte yandan DEAŞ var FETÖ var DHKP-C var. Sayarken harfleri karıştırıyorum. En az 10 tane terör örgütüyle eş zamanlı mücadele eden dünyada ikinci bir ülke yok. Uluslararası toplum terörle mücadele konusunda yeterince destek vermiyor.

Türkiye’de süren davaların neredeyse hepsiyle ilgili görüş belirtme hakkını hem Sayın Merkel hem hükümet sözcüsü hem Adalet Bakanı hem de diğer Alman yetkililer kendinde görüyor. Türkiye’nin bağımsız, egemen bir devlet olduğunu, Türk yargısının da Alman yargısı kadar bağımsız ve tarafsız bir yargı olduğunu onlar görmek, anlamak zorundadır. Siz Türkiye’nin iç işlerine karışamazsınız. Alman Adalet Bakanı’nın da haddine değildir, Merkel’in de haddine değildir, başka bakanların da haddine değildir. Hiçbir ülkenin de haddine düşmemiştir.

Türkiye bir demokratik hukuk devletidir. Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanılmaktadır. Hakimlerimiz görevlerinde bağımsızdır anayasa gereğince; anayasa, kanun ve hukuka bağlı vicdani bir kanaatle kararlar vermekte, adli işlemler yapmaktadır.

Türkiye’yi insan hakları ve hukuk devleti prensipleri çerçevesinde başkalarıyla mukayese edenler, önce dönüp kendilerine bakacaklar. Türkiye, bundan sonraki süreçte başka ülkelerdeki hak ihlallerini, ihlali yapanların yüzüne söylemeye devam edecektir.

Ne Alman Başbakanı ne de Avrupa’nın komiserleri, bize ders verme hakkına sahip değildir. Türkiye’yi yansız, bağımsız, objektif değerlendirdikleri zaman biz her türlü eleştiriye açığız ama terör örgütlerinin lojistiği ile terör örgütlerinin yazdığı raporların altına sadece imza koyarak, Türkiye’yi onların iddiasıyla yanlı, taraflı bir şekilde suçladıkları zaman o raporların bizim gözümüzde zerre kadar saygınlığı yoktur.”

EMEP’TEN KINAMA

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan yaptığı yazılı açıklama ile HDP’li vekillerin gözaltına alınmasını kınadı…

HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’la birlikte 12 HDP’li vekilin zorla gözaltına alınmalarının demokrasi adına kabul edilebilir olmadığını belirten Gürkan: “Başta Diyarbakır olmak üzere HDP’li belediye eş başkanlarının ardından parti eş başkanları da dahil milletvekillerinin gözaltına alınmaları, demokrasiden geriye fazla bir şey kalmadığının yeni bir göstergesidir.

Radyo-TV kanallarından gazete, politika ve kültür dergilerine kadar uzanan kapatma kararlarıyla basın özgürlüğüne sınır üzerine sınır konulmasının ardından vekil gözaltıları demokrasiye indirilmiş bir darbe niteliğindedir. Öyle ki, vekillerin serbestçe konuşup düşüncelerini ifade edemedikleri; Kocaeli’ne girmelerinin engellenmesinde ya da son gözaltılarda olduğu gibi siyasal faaliyetlerinin engellendiği koşullarda temsilcileri oldukları “sıradan yurttaşlar” durumundaki seçmenlerinin ifade, toplantı-gösteri, örgütlenme ve siyaset yapma özgürlüklerini kullanmalarının düşünülemeyeceği açıktır” dedi.

Dokunulmaz olmaları gereken vekillere dokunulduğunda, seçmenlere ve haklarına çoktan dokunulur olduğu ve olacağının tartışma götürmez olduğunu vurgulayan Gürkan şunları söyledi: “Nitekim, açıkça tek adam-tek parti diktatörlüğünün kuruluşunun dayatıldığı, AKP ile MHP’nin devletin biçim değişikliğinin pazarlıklarını yaptıkları günümüzde içeride ve dışarıda savaş politikalarıyla yükseltilen dincilik ve şovenizm ortamında hakları yok sayılarak baskı altına alınan yurttaşlar demokratik haklarını kullanamaz kılınmaktadırlar.

Bu gidişat durmalı, halka haksızlık ve hukuksuzluğun dayatılmasından vazgeçilmelidir.

İktidarın izlediği bu siyasetin halkta sonuçları çok ağır olan bir bölünme yarattığı çok açıktır. Muhalefetsiz, tekçi siyasetin baskılarla yürütülmesindeki çıkmaz da bundandır.”

Dayatmalara karşı birlikte mücadele günü olduğunu ifade eden Gürkan “Halka, hepimize, tüm demokrasi yanlısı, barışsever, hak ve hukuk isteyen, emeğine ve özgürlüklerine sahip çıkan herkese düşen, OHAL’in kalıcılaştırılarak tekçiliğin dayatılmasını püskürtmek üzere el ele vermek ve birlikte mücadele etmektir. Gün demokrasiyi kazanmak için birlik günüdür.

Baskılarla, yasaklarla toplumu sindireceğini düşünenlere yanıldıklarını göstermemiz, tüm demokrasi güçleri olarak en acil görevimizdir.

Gözaltındaki milletvekilleri derhal serbest bırakılmalı; demokratik hak ve özgürlüklere, hukuka saygı gösterilmelidir!” dedi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here