Her şeye rağmen demokrasi…

Müesses nizam (kurulu düzen) savunucuları acaba taşların yeniden düzenlendiğinin farkındalar mı?
Yani taşların yeniden dizildiğini algılayabiliyorlar mı?.
Yeni bir başlangıç arefesinde olduğumuz hissediliyor mu?
Misal: Anayasa Mahkemesinin son kararı.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay hakkında Anayasa Yüksek Mahkemesi’nin verdiği son karar, aslında bireysel başvurular açısından ilk ve en önemli kararların başında geliyor.

Yani Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru hakkı saklı kalıyor.
İç hukukta tükenen yargı Anayasa Mahkemesinin eleğinden bir kere daha geçiyor.

Bu iyi bir gelişme.
Demokrasi açısından büyük kazanç.
Tabii Anayasa Mahkemesi başvuruları incelerden “yol kazası” yapmazsa.
Bu önemli kararın da görmek gerekir, o da ayrı bir konu.

Gelelim işin esasına…
Balbay cezaevinden çıktı ve ilk sözlerinden biri “açık parlamento” nun ne kadar değerli ve önemli olduğuna vurgu yaptı.

Bu da çok önemli.
Çünkü kapıları sonuna kadar açık parlamentolar demokrasilerin kalesidir.
Bu kalenin burcunda dalagalanan bayrak ne olursa olsun indirilmemeli.
Halkın seçtikleri halkı yönetmeli.
İyi yönetirler…
Ya da kötü yönetirler.

İyi tamam.
Kötü yönetirlerse ne olacak?
Kötü yönetenler seçim zamanı gelince sandıkların içinde kalacaklar.
Başkaçözüm yok.
Yani kötüler bir daha seçlmezse mesele kalmaz.

Ama “Siyasiler yemek yedikleri kabı kirlettiler” diyen bir general çıkıp “Ülke yönetimine el koydum” derse ne olacak?

Demokrasilerde böyle örnekler yaşanmaz ancak geri kalmış, hazmetme kapasiteleri düşük toplumlarda sık sık diktatörler uç verir.

Apoletliler işbaşına geçerler
Diktatörler bu kez siysilerin kirlettikleri kabı berbat hale getirirler.
Özgürlükler sıfırlanır.
Yargılamalar “keyfe göre” yapılır.
İnsanlara kıyılır.
Sağ sol demeden insanlar asılır.
Veya astıkları insanlar için “ Asmayıp da, beslese miydik?” gibi sözler sarfeden paşalar zuhur eder.

Balbay’ın “ Kapıları açık parlamento” vurgusuna katılmamak mümkün değil.
Yani demokrasiyi tepeye koymak iyi bir şey.
Darbe teşebbüslerinin önünü kesmek ve bu alışkanlakları bir daha gün ışığı görmemecesine toprağa gömmek en doğrusu.
Doğruları görmek için bedel ödemek de gerekmiyordu.
Ama ödendi.
Sadece Türkiye’de değil…
Bakınız İtalya’ya.
Bakınız Yunanistan’a…
Bakınız Belçika’ya…
Kimi Nato’nun soğuk savaş yıllarında kurdurduğu Gladyo Örgütünün “derin devlet” alışkanlığını sürdürmesi yüzünden…
Kimi darbe teşebbüslerini gerçekleştirdikleri için hala cezaevlerinde çile dolduruyor.
Demokrasi için bedel ödemeye devam ediyorlar.
Eğer yaşananlardan ders alınıyorsa ne mutlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.