Herşeyin bir şeyi vardır…

tutamazsın içinden koskoca bir aşk kayıp gider. Bazen anlarsın ki bir şarkıyı, sadece biriyle dinlemek güzel.


Bir gün bir el uzanıp uyandırır seni derin uykundan. Rüya mıdır, düş müdür? Bazen neyin gerçek neyin hayal olduğunu düşünmek o kadar da lüzumsuzdur. Bir gün yağmur yaralı bir güvercin bırakır kapına, pansuman ol diye kanadına. Bazen sen o kanadın sadece yarası olursun yıllarca. Nilüferler de bazen denizde bir ‘hiç’ olmayı yeğlerler, bir havuz içinde kök salmaktansa, ama ölümleri kat’idir tuzlu su da… Ve şahlanır yeleleri bir atın küçük rüzgarlarda, eğer canı delice koşmak istiyorsa. Bazen çok bilinmeyenli denklemlerin içinde bir X olma hürriyetiyle dolaşabilmenin, büyük bir denizin içinde kaybolabilmenin ve bazen kırık bir musiki de bir -re- sesi olabilmenin, başına buyrukluğudur seni yalnızlığa iten. Bazen bir tencere dolusu pilav olabilmeyi göze alıp, hem en lezzetli ve hem de en doyurucu lokmanın içinde tek bir pirinç tanesi olabilmeyi başarabilme isteğidir kaybolma isteği.. Bir gün bir bakarsın, bir elinde sigara bir elinde buzlu viski, bir akşam tenhasında  yapalyalnız oturmaktasın ve  aklına üşüşen en olmadık kelimeleri ehlileştirmenin hırsıyla savaşmaktasın. Oysa kelimeleri katil yapan da yine senin umarsızlığın …


Sadece kelimeler örtebilir bir ince oyalı yazma gibi saçlarını ve yine sadece kelimeler örebilir bir günün en güzel motiflerini. Dağın zirvesini yoğun bir tipiyle dolduran incecik kar taneleri gibi, yağdıkça saklar içinin yarasını kelimeler… -Eğme başımı- dersin saçlarını savuran lodosa, yüreğinin kolları saklar seni çok korktuğunda. İçinde ki kalabalıklığa söz geçiren bir tek o’dur ne de olsa. Ama rüzgar başını eğmeği de öğretir sana zamanla. Sigaranın yanan kısmıyla aydınlanan oda da, seyredersin dışarıdaki alacakaranlığı. Pencerini kapatırsın, dışarısı dışarıda kalır. Teslimiyet güzel olsa da  böyle bir akşam karanlığında yalnızlığa, gün gelir hayat tıkıverir bir tutam ot  ağzına. Ve dramatik repliklerin hoyratça sergilendiği bu oyun da, iner perde tek bir gala’yla.


İnanmazsın, inanmak istemezsen bir ormanın yanıp kül olmadan önce de orman olduğuna. Taşımazsan bir tabutun ağırlığını omuzlarında, gerçek gibi gelmez bir insanın ölümü. Dokunmadan anlamazsın bir sevgilinin sıcaklığını, gitmeden bir yolculuk anının sabırsızlığını. Bir gazi olmazsın, eğer bilmezsen mücadele ettiğin savaşın neyle kıyaslandığını… Çünkü yaşarken bir ölü, ölürken bir yaşayan olmak son derece de gerçek ve son derece de acıklı. Zamanla öğrenirsin, bir şeylerin var olduğunu bilmek, niye var olduğunu sorgulamaktan iyi. ‘Herşey olacağına- herşey öleceğine varır’ lafı burada gerekli. Ama anlamazsın, anlamak istemezsen bir ağacın sana gölge mi, yoksa bir duvar mı olacağına… Ne ağaç ağaçtır görmek istemezsen,  ne savaş savaştır… ne sevgili sevgili… Bazen şehittir kelimeler ağzında bazen de gazi…


Hayır… ölürsem diye üzülmezsin. Ölürsem arkamdan kimler ağlar diye üzülürsün. Çünkü; terin, toprağın, gurbetin, giden bir sevgilinin, kaybedilen bir sözün ve arkasından mendil sallanan bir dostun, sensiz öğreneceği ne çok şey  vardır artık. Hayır… ağlayamazsın giden insanların ardından, kaybettiğin insan da senden bir parça yoksa eğer.
 
Bazen her şey hiç birşey’in, bazen hiç birşey herşey’in habercisidir. Bazen saçmalamak gerekir, bazen karışmak bir çile gibi çözülmemek, bazen anlaşılmamak, bazen kaybolmak, kaçmak, yok olmak, bazen herşeyin içinde hiç birşey olmak iyidir.


Çünkü birinin ‘herşeyi’ olabilmek, herkesin ‘birşeyi’ olabilmekden daha müthiştir.


Kelimelerin arkasında arayıp da bulamadığın neyse, aramadan da karşına çıkaran her neyse o kelimeleri, ağzına yapışan öyle cümleler vardır ki ‘Herşeyin bir şeyi vardır’ı gibi…  Anlatamazsın bazı şeyleri istesen de, çünkü anlamaz birileri anlamak istemeyince…


Oysa…


Herşeyin bir şeyi vardır evet… ya bir de olmasaydı?


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– İyi insan kimdir?


– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…


– Bumerang aşklar…


– İstanbul’da yine yağmur var…


– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…


– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…


– Nedir, niyedir? Neyse…


– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…


– 3 kadın 1 kritik…


– Hayatın şablonu mu var?


– Haydi dostlar buyrun kahveye…


– Muhakkak…


Aşk’a herşey dahil…


Bir İstanbul hatırası


Kadın dediğin


– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…


– Mantığım intihar, ruhum serseri…



Sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.